Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:gençkalem1997
Eser Sıra Numarası:260213eser07




                                    İNSANLIĞIN SONUNA ADIM ADIM
   Hayallerimizin kapılarını ardına kadar açan bir eldir teknoloji. Önceden mazotla giden araba herkesin imkansız dediği bir şeyken bugün güneş enerjisiyle çalışan bir arabadan bahsediyoruz. Yarınsa akıllı robotların, uçan arabaların, katlanabilen evlerin olabileceği bir dünya bizi bekliyor. Bir düşünsenize yemeğinizi hazırlayıp önünüze getiren, ütünüzü yapan robot kadınlar, arabanızı yıkayan, elektrik faturanızı yatıran robot adamlar. Ve hatta öyle bir şey ki işe gitmenize bile gerek kalmıyor. Çünkü para diye bir kavram yok. Nasıl ? Kulağa hoş geliyor değil mi? Ama öyle değil. Aslında mükemmel gibi gelen bu şeyler bizi hayattan yavaş yavaş koparıyor.
Bir sabah uyanıp banyoya girdiğinizde iki metal elin yüzünüzü yıkayıp, dişlerinizi fırçaladığını düşünün. Daha sonra dolabınızdan robotunuzun seçtiği bir gömlek ve pantolonu yine robotunuz size giydiriyor. Kahvaltı için mutfağa gittiğinizde karınız ve çocuklarınız kendilerine reçelli ekmek yediren teneke yığınlarıyla kahvaltı yapıyor. Ve bir çip beyin sizi de o masaya oturtuyor.Ağzınıza metal kokan reçelli ekmekten dayıyor.Kahvaltı sofrasındaki o sıcak sohbetler , gülüşmeler olmuyor bu kez.Çünkü konuşacak bir konu bulamıyorsunuz.Çünkü konu olacak bir şey yaşamıyorsunuz.Bütün gün evde ya tele robotların çıktığı televizyonu izliyorsunuz ya sokağa çıkıp soğuk metal kokusunu içinize çekiyorsunuz.Sokağa çıktığınızda gözleriniz o çok çalışarak aldığınız arabanızı ararken kendinizi bir anda uçan bir metal yığınının içinde buluyorsunuz.Üstelik bu metal yığını sizi gitmek istediğiniz yere kendisi götürüyor.Sonra bir zamanlar arkadaşlarınızla sohbet edip kağıt oynadığınız kahveye giriyorsunuz.
Masalarda robotlar oturmuş kağıt oynarken yanlarında oturan arkadaşlarınız boş gözlerle birbirlerine bakıyorlar.Tavşan kanı çaylarıyla bilinen Mustafa ağabeyin yerine ise elindeki tepsi gibi metalden bir robot geliyor.Daha sonra eve gidiyorsunuz.Eve her geldiğinizde kapıyı gülümseyerek açan karınız televizyon karşısında uzanmış.Yanında ise bir  robot patlamış mısır tutuyor karınızın ağzına.Şöyle bir bakıyorsunuz karınıza.Epey kilo almış.Yüzünden gülümseme hiç eksik olmayan karınız şimdi tepkisiz bomboş bakıyor.Tıpkı yanındaki robot gibi.Hemen çocuklarınızın yanına gidiyorsunuz.Eve girdiğiniz anda koşup sizi öpen çocuklar şimdi size yaklaşmıyorlar bile.Bilgisayara donuk gözlerle bakıyorlar sadece.Siz de çaresiz oturuyorsunuz bir köşeye.Olup biteni anlamaya çalışıyorsunuz.Tam o sırada bir siren çalıyor.Bir robot sizi kucağına alıp yatağınıza yatırıyor.İşte o an anlıyorsunuz insanlığın nasıl makineleştiğini.Artık ne zaman uyuyup ne zaman uyanacağınıza dahi robotlar karar verir olmuş.Eskiden insanların yaşamlarını devam ettirebilmek için kullandığı makineler, şimdi insanları kendi yaşamlarını devam ettirebilmek için kullanıyorlar.Ne yapacağımıza , ne giyip ne giyeceğimize biz değil robotlar karar veriyor.Aile sıcaklığının yerini buz gibi bir soğukluk almış durumda. Bu tablo ne kadar acı olsa da bizim eserimiz olacaktır. 
Hayatımız bir saat gibi işler. Aynı yelkovanın akrebi kovaladığı yakaladığında ise tekrar kovalamaya başladığı gibi bizde hayatta hedeflerimizi kovalarız. Yakaladığımız da ise başka bir hedef koyar bu sefer de onu yakalamak isteriz. Örneğin hayatta sadece çalışarak ulaşabileceğimiz bazı şeyler vardır. İyi bir iş, güzel bir ev, son model bir araba gibi. Bunları elde edebilmek için çok çalışırız. Ve elde ederiz de. Daha sonra yalnızca arayarak bulabileceklerimizin peşinden koşarız. Güzel bir eş, sıkı bir dost gibi.Ve buluruz da.Sonra daha başka şeyler için çabalarız.Biz farkında olmadan hayata bağlar bu çabalarımız. Rotasız bir geminin akıntıya kapılıp gitmesi gibi bizimde hayattan kopmamızı önler. İleride sahip olmayı beklediğimiz bu yenilikler aslında insanlığın korkunç bir sonu. İnsanın yerini robotlara bıraktığı bir dünya. İnsan ki Allahın Eşrefi mahluk diye nitelendirdiği tek varlık, canlıların en akılısı, en mükemmeli. Kendi elleriyle yaptığı makinelerin tutsağı olacak. Bu insana yakışır mı ?
   İşte bu nedenle eğer teknolojini tüm gereksinimlerimi karşıladığı çalışmak zorunda olmadığım bir dünya da yaşıyor olsaydım ilk önce o teneke yığınlarını yok etmekle başlardım işe. Dünyayı yine o eskisi gibi makineleri yalnızca yaşamımızı kolaylaştırmak için kullandığımız, içinde sadece bir çiple düşünen duygusuz robotların değil de insanların bulunduğu bir yere çevirmek için elimden geleni yapardım. Unutmayalım ki her şeyin fazlası zarar olduğu gibi teknolojinin de fazlası zararlıdır. Önemli olan aşırı teknolojiyle gelişmemişlik arasındaki o ince çizgiyi tutturabilmektir.