Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:fatih1071
Eser Sıra Numarası:260213eser18






                                GELİŞEN TEKNOLOJİ ve SOSYAL YAPIMIZ   
       "İnsanoğlunun gereklerine uygun olarak yardımcı alet ve araçların yapılması ya da üretilmesi için gerekli bilgi ve yetenek." olarak tanımlanan teknoloji, özellikle coğrafi keşifler ve ardınan da sanayi inkılabı ile geçmişten günümüze kadar olan zaman diliminde büyük önem taşımıştır.Merkantelizmi benimseyen"sanayisi gelişmiş ülkeler" in büyük çabalarıyla sömürgecilik ile mandater yönetim dünya üzerinde hakim olmuştur.
Teknoloji geliştikçe kültür ve medeniyet unsurları üzerinde de etkili olmaya başlamıştır.Kültür; tarihsel,toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünüdür.
Günümüzde, kişi ve kurumlara yazılan duygu ve düşüncelerin bildirildiği mektuplar ve günü gününe tutulan günlüklerin üzerinde artık o kadar çok  durulmuyor.Buna da zamanlarının olmamasına ve mektubun artık eski devirlere ait olduğunu söyleyerek savunma getiriyorlar.Bence bu büyük bir sorumsuzluktur.Mektup ve günlükler yazarın yaşadığı  dönem hakkında biz okuyuculara bilgi verir .Bundan dolayıdır ki ,belge niteliği taşırlar.Halbuki bizler duygu ve düşüncelerimizi ,dilbilgisi kurallarına aykırı ve hiçbir duygusallık,biçim güzelliği,üslup kaygısı olmayan e-maillere ve cep telefonu mesajlarına bağlıyoruz.Fakat unutmamalıyız ki mektuplar ve günlükler ,geçmiş ile gelecek arasında köprü vazifesi görürler.Böyle faaliyetlerde bulundukça dilimize ve tarihimize daha çok katkı sağlamış olacağız.Mustafa Kemal Atatürk:
"Türk Milleti'nin dili Türkçe'dir. Türk Dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır... Türk Dili Türk Milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk Milleti geçirdiği sayısız felaketler içinde ahlâkının, geleneklerinin, hatıralarının, çıkarlarının, kısaca bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk Dili, Türk Milleti'nin kalbidir, zihnidir."diyerek konunun önemini vurgulamaktadır.
Diğer önemli bir konu ise Tanzimat-ı Hayriyye'den bu döneme kadar gelmiş bir sorun : "Batı hayranlığı"dır.(1839)
Ne Batı'yı tanıyoruz ne de Doğu'yu... En az tanıdığımız ise kendimiz.(Cemil Meriç) Batı'ya yöneldikçe ve akabinde gelişen teknoloji ile toplum yapımızda değişmeler meydana geldi.Benim düşünceme göre de bu gelişme bugün yaşadığımız sorunların başlangıç tarihidir.Bilindiği üzere Osmanlı Devleti döneminde sınıf farklılığı yoktu ve çok güçlüydü halk arasındaki birlik ve beraberlik bağları.Bu duruma örnek olarak sadaka taşlarını , sağ elin verip de sol elin görmediği yardımları ve avarız vakıflarını verebiliriz.Lakin günümüzde ise bunların hiç birinden bir iz yok...
"Nerede o eski günler?" sorusu herkesin dilinde şu zamanlar.Soğuk kış günlerinde yanan sobalar sadece bedenimizi değil,manevi anlamda da içimizi ısıtırdı.Çevresine toplanıp kestane pişirilen,çaylar içilen,sohbetler yapılan ve nice mutlu hatıraların yaşandığı evimizin şirin salonundaki sobamız...Meydanlarda büyük-küçük herkesin doluşturduğu ,ilgiyle ve mutlulukla izlenip eğlenildiği Karagöz ve Hacivat oyunları ile Aşki ve Süruri'nin anlattığı efsaneler,destanlar...Sabırsızlıkla beklenip vakit geldiğinde bayram günleri yapılan akraba ve mezar ziyaretleri...Özel günlerimizde afiyetle içilen şerbetlerimiz...
Hepsi, ne kadar yabancı bizlere? Tabii ki bunlardan önce gelen en önemli sorun: "Aile yapısındaki bozulma."Yakın zamanda herkesin evinde olmazsa olmaz olan televizyonlar, bir odada oturan ev halkının bir kutuya sessizce bakıp kısa sürede iletişimsizliğe ve içe kapanıklığına; bilgisayarlar ise aynı odada farklı hayatların yaşanmasına neden oldu.Cep telefonları da uzakları daha da uzaklaştırdı yani uzakları daha da yakın yaparak karşılıklı ziyaretleri unutturdu.Hal böyle olunca iletişimsizlik ve ardındaki sorunlar huzursuz,mutsuz,karamsar insanların yetişmesine yol açtı. Her zaman Avrupalı insanların aile yapısını eleştirdik, vardığımız sonuçlara bakılır ise bizim sonumuzun nasıl olacağı da bellidir.
Konumuz itibariyle geleceği düşünmemiz gerekirdi fakat teknolojinin bütün ihtiyaçlarımızı karşılamadığı şu dönemlerde dahi bu tür büyük olumsuzluklar yaşanmaktadır.Buna örnek olarak Çernobil ve Hiroşima –Nagazaki’yi verebiliriz.Bu iki olay sonucunda da birçok insan hayatını kaybetmiş, yüzlerce insan yaralanmış ve sakat kalmıştır.Binlerce insan ise belirtileri sonradan ortaya çıkacak olan genetik etkilerle , nesilden nesile geçebilecek kalıcı izler taşımaktadır.Kullandığımız teknolojik aletler ile nükleer reaktörlerin  elektrik üretmek için kullanılması çevreye yaydığı radyasyonlar,fabrikaların uygunsuz kullanımı hep teknoljinin  ortaya koyduğu sorunlardır. Tüm bu olumsuzlukların sonucu nasıl bir dünyanın oluşacağını tahmin etmek zor değildir.Ülkelerin yaptığı savaşlar ile kullanılan kimyasal silahlar, ilerleyen zamanla daha da etkisini daha da hissettirecek olan küresel ısınama ile gelenek ve göreneklerini unutmuş gençlerin sayesinde kültürümüz, dilimiz, milliyetimiz ,tarihimiz ile sağlımız makinelerin arasında eriyecektir
Eğer bir ülke milleti çalışmazsa, onların medeniyetini ve kültürünü gelecek kuşaklara aktarılması mümkün olamaz.Medeniyet kelimesi ilmi ve teknik gelişme, şehirleşme ve sosyal organizasyon bakımından daha ileri toplular için kullanılır.(Cemil Meriç)
Bugün biz atalarımızın ve diğer devletlerin geçmiş asırlarda var olduklarını yaptıkları anıtlar, camiler, çeşmeler, kütüphaneler, okullar, yazdıkları nazım ve nesirler; yabancı devletlerin varlığını da örneğin Bizans’ı da yaptıkları hipodromlar, dikilitaşlar, surlar ve kiliseler ile tanıyoruz. Baki ve Fuzuli ile Şinasi olmasaydı edebiyat; Mimar Sinan olmasaydı mimari; Barboros Hayreddin Paşa, Piri Reis ile Kemal Reis olmasaydı denizcilik gibi alanlarda gelişme sağlanamazdı.Sonuçta diyebiliriz ki akan su yosun tutmaz. Kültür ve medeniyetimizi gelecek kuşaklara aktarmak için her zaman çalışmalıyız.
Teknolojinin peki hiç mi faydası yok? Tabii ki de var.Geçmiş yıllarda ölüm tehlikesi olarak görülen hastalıkların aşısı veya ameliyatı yapılıyor.Bilgiye ulaşmamız daha da kolaylaşıyor.
      Eğer çalışmadığımız bir dünyada yaşıyor olsaydık “işçi sınıfı” olmazdı.Böylece insanlar ömürlerinin büyük bir kısmını çalışmakla değil de sevdikleriyle ve hobileriyle geçirirlerdi. İnsanlar daha fazla seyahatler yaparlardı, araştırmalar yaparlardı, yazı yazarlardı ve kitap okurlardı.Fakat bunların hiçbiri de düzenli olarak yapılmayacağından bir faydası olmaz ve hiçbir makine de sevgi ve mutluluğun yerini tutamazdı.