Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu: uzun0252
Eser Sıra Numarası:220213eser33




                                                             HİSSEDEBİLEN ROBOTLAR!
   Teknolojinin her saniye kademe atladığı bu devirde, artık insanlara yapılacak pek fazla iş kalmadığını söylüyorlar. Hissetmek, şefkat göstermek, bağlanmak, keyif almak robotların veya teknolojik aletlerin yapabileceği veya hissedebileceği şeyler değil. Bu nedenle farkında olmasak da biz insanlara düşen yüzlerce sorumluluk var.
Yeni şeyler keşfetmek, yeni yerler gezmek, sosyalleşmek insanlara özgü olaylardır; robotlara değil.
Bir düşünelim;  teknoloji o kadar ilerlemiş ki artık insanların ne efor harcamasına ne yaşamasına gerek var. Hayatın anlamı kalmazdı değil mi?
Teknolojinin gelişmesi her ne kadar hayatları kolaylaştıran önemli bir olay olsa da bazı nedenlerden dolayı teknolojinin bu hızlı gelişimi belli bir noktada durmalıdır. Teknolojinin bu hızlı gelişimini birkaç örnekle her iki yönden de inceleyelim. Örneğin klasik bir ev hayatını göze alırsak en basit örnekler bayanlar yani annelerdir. Çocukların bakımı, evin işleri ve dışarıdaki iş hayatı derken üstlerine gelen onca sorumluluk… Bu bayanların kendilerini hayattan soyutlaştırmasına neden olur. Gelişen teknoloji ile daha az yorulan ev hanımları ve kendine daha çok vakit ayırabilen kadınlar ortaya çıkacaktır. Kadınların toplum içindeki sosyal yönlerinde elbet bir artış gözlenecektir. Ancak diğer bir yönden baktığımızda ise hiçbir robot ev işlerini bir anne emeği ile yapamayacak ve annelik içgüdüsünü taşıyamayacaktır.
Diğer bir örnekte ise bayları ele alalım. Günümüzde paranın sürekli artan konumundan dolayı babalar yani baylar öyle bir konum sahibidir ki; tek işleri para kazanıp evi geçindirmek olarak düşünülmektedir. Hissetme duygusundan tamamen arındırılmış bireyler olarak kalıplaştırılmış babaların evinin direği olmak ve evlatlarını düşünmek gibi kutsal görevleri de bulunmaktadır.
Asıl, teknolojinin en büyük kurbanı olan gençleri ve çocukları ele alalım. Genç dendiğinde akla ilk gelen; ülkenin emanet edileceği, geleceğin sorumluluk sahibi yetişkinleri olmalıdır. Oysa şimdi bir de elimizdekine bakalım; oyunlar ve internet tuzağına düşmüş kendilerini hayattan soyutlaştırmaya meyilli gençler… Arkadaşlık ilişkilerinin ve bütün duyguların sanal olarak yaşandığı yeni bir nesil…
Teknolojik bir aile ... Sorumluluklarının farkında, evine para getiren ama çocuklarıyla ilgilenmeyen bir baba, kendisi sosyal ama annelik içgüdüsüne sahip olmayan bir anne ve teknolojinin kapanına düşmüş, bu halde mutlu bir genç…
Günümüz sistematikleştirme baskısı ve robotlaşmadaki artışın altında insanları hayattan alıp yerlerine robotları sokma isteği yatmaktadır.

Şimdi çevrenize bir bakın. Neler görüyorsunuz?
İnsanların yapabildiği gibi robotların da yapabileceği şeyler... Ancak bu işler yapılırken ortaya konan duyguları ortadan kaldırdığımızı düşünelim. Duygusuz bir hayat fikri kulağa pek hoş gelmiyor değil mi?
Aşık olmadan yazılan bir aşk şiiri, savaşı iliklerine kadar hissetmemiş bir yazarın savaş romanı, bakıp göremeyen bir ressamın tuvali…
İşte duygular olmadan ve hissetmeden yapılan bir çalışma. Kendi parmak izlerini taşıyan ancak duygulardan fazlasıyla uzak bir eser…
Bizim güler yüzle yaptığımız işleri belki bizden daha iyi yapan; ancak somurtarak ve hissetmeyerek yapan onlarca robot fikri…
    İşte bu yüzden ben, teknoloji insanların yaşamasını gerektirmeyecek bir noktaya geldiğinde ne yaparım diye düşündüm. Ben insanlara özgü davranışlara devam ederim. Değer vermeye, hayatı sevmeye, bakarken görmeye devam ederim. Geri kalan işler nasıl olsa robotlar tarafından halledilmekte. Ben robotların hissedemeyeceği duyguları hissetmekle meşgulken siz; ya siz ne yapardınız?