Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:tembel1994
Eser Sıra Numarası:230213eser08




                                                        TEMBELLİK HAKKI
    Teknolojinin tüm gereksinimleri karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığım bir dünya fikri benim için ütopik, kimileri içinse oldukça mümkündür. Bahsettiğim bu kimseler kolay bir hayatın içine doğarlar. Çocukluklarında masumiyetlerinin aynı bünyede bulunmaya tahammül edemediği değerlerle tanıştırılırlar. Bu büyük baba mirası maneviyatta rekabet, maddiyatta ise para ve hisse senedi olarak var olur. Onlara dünyada hükmeden rolü layık görülmüştür. Emirlerinde fabrikalar, eğitimli eğitimsiz yüzlerce insan ve en önemlisi teknolojinin her türlü nimeti vardır.  İşte teknoloji bizde uyandırdığı pozitif algının aksine, bu sistemi yaratan, geliştiren ve elinden tutan her süreçte büyük rol oynamıştır.
Teknolojinin sözlük anlamına bakacak olursak “ bir sanayi dalı ile ilgili yapım yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri, bunların kullanım biçimini kapsayan uygulama bilimi“şeklindedir. Sanayinin ise insanlığa değil piyasaya hizmet ettiğini, ihtiyaca değil daha çok tükettirmeye dayalı olduğunu biliyoruz. Üretimin hayatı kolaylaştırmak, çalışma saatlerini azaltmak ve gereksinimleri karşılamaya yönelik olduğu zamanlar arkaik toplumlarda kaldı. Bugün bir üretim sürecinde kolaylık sağlayacak teknolojik gelişmeler, üretenin daha az çalışıp daha çok rahat etmesine değil, bir kısmın daha çok kar etmesine yaramaktadır. Yani tekrarlayacak olursak bugün teknoloji, yalnızca azınlıkta kalan bir kesimin çalışmak zorunda olmadan tüm ihtiyaçlarının karşılanmasında, kullanımına verilen büyük üretici kitleyle beraber en büyük faktörlerden biridir.
Kimi ekonomik veya toplumsal gelişmeler vardır ki büyük toplumsal dönüşümler yaratabilecekken yanlış kişilerin genellikle de yanlış sistemlerin elinde kuralları daha acımasız kılmaktan öteye gidemez. Teknolojik gelişmeler de bu kategoridedir. Eğer çalışmak zorunda olmadığımız bir dünya düşlüyorsak yalnız teknolojiden medet ummamız büyük bir yanılgı. Sınai faaliyetlerin sonucundan tüm insanlığın eşit olarak faydalanabileceği ve bunun böyle işlemesi gerektiği bilincinin yerleştiği bir toplumda teknoloji kuşkusuz en büyük hazine olacaktır. Bugünün baş döndürücü ve akıl almaz buluşları bunun kanıtıdır.
Mevcut durumda bahsedilen kimselere doğuştan bir tembellik hakkı bahşedilmiştir. Bu gıpta edilecek bir yaşam tarzıdır; ancak sahip olunan bir şeyin değeri bilinmedikten sonra sahip olmakla olmamak arasındaki ayrım ortadan kalkar. Doyumsuzluk ve duyumsuzlukla terbiye olan bu kişiler de bu hakkın kıymetini bilmemektedir. Bize düşen hayata onların yerinde olmayı dileyerek devam etmek değil, tüm insanlığın tembellik hakkını beden köleliğinden kurtulup, fikrini özgürce işletmek ve kafa yetilerini geliştirmek için kullandığı günleri düşlemek ve  o günler için çalışmaktır. Thomas More , Utopia adlı eserinde toplum kurumlarının amacını bireylere olabildiğince boş vakit bırakabilmek ve ufuklarını bilim ve sanatla geliştirebilmek olarak belirlemiştir. İnsancıl olan her düzenin de şiarı budur. Günümüzde yolculukta, hastalıkta veya geceleri uykuya geçmeden önce vaktimizi ayıracağımız başka bir meşguliyet olmaması sebebiyle gerçekleştirdiğimiz düşünme işini, özel olarak uğruna vakit ayrılan bir uğraş haline getirmektir. Eserin yazılmasının üstünden geçen beş yüz senenin nihayetinde; insanoğlunun elinde, vaktinde Thomas More’un hayal dahi edemeyeceği teknolojik buluşlar, iyi niyetle kullanıldığında herkesin günlük koşuşturmalar uğrunda kaybettiği değerli vakitleri onlara geri kazandırabilecek ilerlemeler var.
Dünyanın kötü kaderi bugüne kadar insancıl düzenlere ve kahramanlara pek şahitlik edemedi. Napoleon, 15 Mayıs 1807’de şöyle buyuruyordu : “ Halklarım ne kadar çok çalışıyorsa kötülükler o kadar azalır. Ben bir buyurganım (…) ve Pazar günleri dua saatinden sonra, dükkanların açık tutulmasını ve işçilerin işlerine gitmelerini emretmeye hazırım.”. Napoleon halkını aşırı çalışma çılgınlığının gerekliliğine inandırarak onları düşünsel bir yozlaşmaya sevk ediyordu. Çünkü yozlaşmış ve düşünmeye vakti olmayan bir toplumu kendi amaçları doğrultusunda kullanabileceğini çok iyi biliyordu. Onun aksine  yüzyıllar önce Antik Yunan filozofları ise, bu yozlaşmadan kaçınmak adına özgür insanı alçaltan aşırı çalışmayı hor görüyorlar, tembellikten övgüyle bahsediyorlardı :
"O Meliba, Deus nobis hac otia fecit"
(Ey Melibe, bir Tanrı bağışladı bize bu aylaklığı .)
 Modern günümüzün büyük yazarları da, güzel yazabilmenin çok okumanın yanında çok düşünmekten geçtiğini dile getiriyor, T.S. Eliot boş zamanın kültürün temelini oluşturduğunu söylüyordu. Tembelliği salt yan gelip yatma işi olarak tanımlayan 21. yüzyıl insanından bahsedecek olursak, onlar maalesef kendi çözümlerini görmezden gelmektedir. Maddi ve manevi milyonlarca sorunla boğuşurken beyninin hudutlarını zorlamaktadır. Ancak aradıkları çözümler kalıcı olmayan mutluluklara ulaşma amacı taşımakta ve kısa vadelidir. Gerçek mutluluğu, bilgeliği aramak ve felsefi problemleri sorgulamak için ne takati ne de zamanı vardır. Bu yüzden ki biraz tembellik insanlara düşünme fırsatı tanıyacak, hayattan gerçek beklentilerinin ne olduğunu kavramalarına yardımcı olacaktır. Kentlerin ve köylerin yorgun, soluk benizli ve tek tip bireyleri yerlerini mutlu, aklını işletebilen, enerjik, hayatın anlamını aramaya yönelmiş bireylere bırakacaktır. Kim bilir filozofluk akla gelen birkaç isimden ibaret olmaktan çıkıp tüm insanlığın sahip olduğu bir meziyet halini alacaktır.
     Teknolojinin her ihtiyacı karşıladığı, çalışmaya gerek olmayan bir dünya herkes için pek mümkün görünmese de teknolojik gelişmelerle insanın sarf etmesi gereken gücün asgari seviyeye ineceği günler çok da uzak değil. Peki teknolojik gelişmeler insanın ihtiyaçlarını ne ölçüde tatmin edebilir ? Kuşkusuz tüm meslek grupları sadece fiziksel ihtiyaçları karşılamaya yönelik değildir. Kimileri için icra ettikleri mesleğin tanımı para kazanmak ve bireysel ihtiyaçları karşılamak için yapılan iş olmanın çok ötesindedir. Bir öğretmen, bir yazar veya bir müzisyene düşünülebilecek tüm dünya düzenlerinde ihtiyaç vardır. Bugün çoğu genç meslek seçimini kendi istekleri doğrultusunda şekillendiremiyor. Ben de öyle. İnsanın maneviyatı, fikir gelişimi ve bilimsel ilerlemesi için gerekli meslekleri seçmeye gönüllü yüzlerce genç olarak biz ileride geçim sıkıntısına düşme kaygısıyla diğer mesleklere yönelebiliyoruz. Bu da bugünün bize kaybettirdiklerinden. Şimdi sürekli kaybettiklerimizle yüzleşiyoruz ve bu benim tercihlerimi koşulları düzeltmeye yöneltiyor. Dilediğimiz teknolojik gelişmelerin iyi niyetle kullanıldığı , herkesin eşit faydalanabildiği bir düzendeyse tercihlerim o günün devamını sağlamaya yönelik olacaktır. Bir öğretmen olarak, bir gazeteci olarak veya tembellik hakkını fikrini geliştirerek kullanmış, bilinçli, özgür herhangi bir birey olarak.