Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:tapir3335
Eser Sıra Numarası:240213eser26




                                          YARI-OTOMATİK TOPLUM DÜZENİ
    Nedir teknoloji? Hayatımızın değişmez parçası haline gelmiş bir meta mı? Amaçlara hizmet eden, vazgeçilebilir bir araç mı? Teknolojinin günlük hayattaki yerini sorgulamadan önce bunları düşünmek gerekir.
Bir insan düşünün, sabah kalkıyor ve ilk iş olarak telefonunu kontrol ediyor, akabinde belli başlı kurumların görüşlerini "güncel haber" olarak sunduğu gündemi  takip etmek için televizyonu açıyor. İşine gitmek için arabasına biniyor. Herhangi biri olmak için yola çıkıyor.
Birey, bir yardımcı, bir kurtarıcı olarak görüyor teknolojiyi. Ancak o teknoloji her gün, her saat, her dakika, her saniye kanına işliyor kullanan bireyin. Kullanana hizmet etmesi gerekirken, kullananı kölesi yapıyor.
Peki ya bir adım ötesi? Teknolojinin bağımlılığından öte, teknolojinin elinde olduğumuz, teknolojinin her ihtiyacımızı karşıladığı, bizleri çalışma zorunluluğundan kurtarılmış kılan bir düzen içerisinde yaşarsak, ne değişir? İnsan, kaybetmeye meyilli olduğu benliğini kolayca bırakır mı bir kenara? Bütün sorumluluklarından kaçıp, bir köşede sessizce yaşayıp gitmeyi ister mi? Bu kadar düşürebilir mi kendini?
Evet, bu noktada durumun olumsuz olmadığını düşünmek oldukça kolay. Çalışmak zorunda olmadığımız bir dünya büyük bir kitleyi rahatlıkla kendine çekebilir. En nihayetinde insanlık, var olduğu süreç boyunca hep çalıştı; hala çalışıyor, çalışmaya da devam edecek. Bu durum, köklü bir değişim yaşanmadığı takdirde değişmeyecek. Kaldı ki böyle bir değişimin, bir değişim getireceği dahi kesin değil.
Ancak ya bu durum sandığımız kadar olumlu değil ise? Önümüzde sayısız disütopik eser bulunmakta. Aldous Huxley'in "Cesur Yeni Dünya" adlı eseri akla gelen ilk örneklerden. Her ne kadar ana konumuz ile birebir bağdaşmasa da teknolojinin gelişiminin ne derece tehlikeli olabileceğinin bir örneği bu şaheser. "İnsan üretiminin" bir şirketin elinde bulunduğu bu dünya, teknolojik gelişmelerin hızı göz önüne günümüzden çok uzakta gözükmemekte.
"Cesur Yeni Dünya"'nın yanında akla gelen ikinci örnek ise 2008 çıkışlı "WALL-E" isimli animasyon. Dış görünüş itibariyle ciddi bir intiba bırakmayan bu filmin içindeki mesajlar olabildiğince açık. "Buy N Large" isimli bir teknoloji firmasının atıkları sonucu Dünya'nın yaşanamaz hale gelmesi, insanlığın ise çözümü bir uzay gemisinde, sonsuza dek sürecek bir yolculukta araması ana konumuz. Hayatta kalan insanlar, gemi içerisinde kendilerini otomatik olarak belirlenmiş yerlere taşıyan koltuklarda yaşamakta, tamamen sanal ağlar üzerinden iletişim kurmakta, temel ihtiyaçlarını hiçbir çaba sarfetmeksizin robotlardan sağlamaktadırlar. Aslında pek yabancı gelmiyor, değil mi?
Bu tanıdık gelecek kapımıza dayandığında, tercihlerimiz ne yönde olacaktır? Dürüst bir yaklaşım ile, birçokları gibi topluluğa uymak, sürü psikolojisinin dayanılmaz hafifliğine dayanmak, hayatımızın devamlılığını sağlayacaktır. Belki bu seçim, durumun getirebileceği en onursuz seçim olacaktır. Ancak düzenin rayına oturamayacağını gören her birey bu seçimi yapacaktır. Kendini sele teslim eden ağaç, köklerini bırakmıştır artık.
     Ancak umutlar saklanmalıdır bir köşede. Teknolojinin ve paranın esir aldığı insanlık, gün geldiğinde elbet şu sözü hatırlayacaktır:
"Son nehir kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde, son balık tutulduğunda, beyaz adam, paranın yenilemeyecek bir şey olduğunu anlayacak."