Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:ışık0707
Eser Sıra Numarası:230213eser16




                                                              GÜÇLÜ AY IŞIĞI
    Öyle bir an gelecek ki ne yaşadığını bile anlamayacaksın. Belki on kişi kalacak koca evrende belki de on beş; onlardan biri olmak en büyük şanssızlığın olacak Doğa intikamını öylesine can yakıcı alacak ki ataların olduğuna inanamayacaksın bu dehşeti yaratanların. Binlerce yıl önce yazılanların bugün gerçek olması imkânsız. Ama nasıl bu kadar net? Anlamak gerçekten çok zor. İnsan neslinin tükeneceği yüzyıllardır söz konusu. Robotlarımız uzun zamandır bu olaya bir çare arıyor. Üretmekten ve binlerce yıl önceki yaşama dönüşten başka çaresi olmayan insanlığı, büyük bir adım atıp kurtarmalıyız.
Kurulan dönüştürücüler çöp hektarlarını temiz hale getirmeye yetmiyor, pis okyanus suları arıtılamıyor ve robotlar olmadığı için fabrikalar çalışmıyor. Yemek ve su kapsüllerimiz tükendiği için ölmek üzereyiz. Bir an önce çare bulmalıyız. Ama nasıl yapacağımız hakkında bir fikrimiz yok. Suçu olmadan bedel ödemek bu olsa gerek…

   Hani yarım bir ay vardır kirli gökyüzünde
   az da olsa ışığı vurur
   kendini yalnız hisseden
   bitkin bedene
   bulutlar çöker birden
   karanlık olur
   ve şehri temizleyen yağmur damlaları
   sadece ay ışığıyla son bulur
   kocaman ve güçlü ay ışığıyla…

Zaman tarayıcısının başında araştırma yaptığım her an daha da çok yıpranıyorum. Aslında yıpranmanın ne olduğunu bile yeni öğrendim. Yakın zamana dair bilgilerde yer almayan birçok şey buldum. Bizler yani son bin yılın insanları yaşamıyormuşuz 21. yüzyılın tabiriyle. Evet, en görkemlisiymiş tüm çağların, en mükemmeliymiş ama yaşamadığımız zevkler, tatmadığımız hazlar yok etmiş bizi. Öylesine güzel yaşamların terk edilişi akıl alır gibi değil.
Önceleri insanlar mutlu olurlarmış yaptıklarından, üzülürlermiş bazen de. Doğdukları ilk anda başlarmış öğrenme denilen şey. Bizde robotlar yapıyor bunu, istenilen programları kurunca öğreniyorlar işte ama anlamıyorum insanlar neden bunu yapmışlar? Aileymiş eskiden en yakınınızdakilerin adı. Biri seni doğuran dişi, diğeri var olmanın etkeni erkek, belki birkaç da kardeş… Yanınızdalar daima, bizim robotların yaptıklarından bir farkları yok aslında. Yemek, tuvalete gitmek, uyumak, öğrenmek, başarmak için çalışmak… Kısacası hayat. Bunları öğretiyorlarmış çocuklara.

  Kapıdan girmeden duracaksın önce
  Sakinleşeceksin, eve yansımayacak işteki koşuşturma
  Anahtarın sesini duyacak çocuklar
  Boynuna atlayınca küçük olan
  Baba olduğuna bir kez daha sevineceksin
  Gülümseyeceksin saatlerdir sofrayla uğraşan karına
  Sana verdiği değere şükredeceksin
  Babaysan eğer, işin içinde  aile olunca
  Bir kez daha düşüneceksin…
                                                                                                       
İçimde garip bir şeyler oldu okurken bu dizeleri. Sanki şairin anlattıklarını yaşıyormuşçasına hüzünlendim. Koskoca evrenin ortasında ne yapacağını bilmeyen diğerlerine baktım. Çalışırmış eskiden insanlar, para diye bir şey varmış kazanılması zor, harcaması kolay. Bizim robotları çok para kazananlar keşfetmiş mesela, bilgisayar oyunlarını çok para kazananlar yazmış, ameliyatları çok para kazananlar yapmış. Ben sadece yazılanları okurken bile çok yoruldum, beynim almaz oldu. Bizim büyük büyük dedelerimiz, okul diye bir yere gidiyorlarmış dünyayı öğrenmek için. Deneyler yapıyorlarmış, araştırıyorlarmış, üretiyorlarmış, düşünüyorlarmış…
“Modern çağın insanı! Çok şey kazandın ama her şeyi yitirme tehlikesi içindesin. Bütün evreni ele geçirmenin sevincini yaşıyorsun ama kendini yok etmek üzeresin. Dev bir teknolojiyle verimli bir güçlenme aracı elde ettin ama kendini güçlendirme aracında en büyük korkuya düştün. Atomun sırlarını çözdün ama kendi kendine yabancı oldun.Modern çağın insanı! Senin çok şeyini aldılar. Ama bir tanesinin alınmasına izin verme: Kendi gerçek varoluşunu! Yaşamını yeniden kendi eline al, kolektif yaşamanın yürüyen şeridi üzerine bir paket gibi bırakılmaya razı olma. Kendi yaşamına kendin karar ver.’’ Aradığın anahtar bu; insanlığı kurtarmanın temeli bu!Temiz bir sayfa açmak için.Onlar gibi her yeni güne aydınlık bir güneşle yeniden doğmak için. Aşkı duymak için. Her şeye en başından başlamak için. Yaşanılası bir dünya için robotları yok etmeliyiz önce. İnsan elinin değdiği evler, yiyecekler, elbiseler… llerimizle yaratılan, bize ait olan…Zor hatta imkânsız; bu kadarını yapmaya yetecek enerjimiz ve bilgimiz yok. Olmalı…Çalışmalı yeniden; avuçlarımızda bir iş görmenin saadetini duyarak...Belki bir daha uzayda yaşayamayacağız, Venüs’e tatile gidemeyeceğiz ama insan olmak için değer. Meğer biz insanlığımızı unutmuş, birer robot olmuşuz.Teknolojinin hükmetme arzusu yok etmiş “Dünya” mızı.
Çalıştık: Yeniden yeraltı sularını keşfettik.Bitkiler var burada yeşermiş, çiçek açmış bazıları.Büyüyen ağaçlar var meyvelerini yemeye doyamadığımız.Kendini temizleyen okyanuslar, her gün çalışmamıza karşılık verircesine. Hele minik bebeğim. Annesine sarılan…Kokusuyla ona bağlandığım, ağlarken ağladığım, gözlerinde kurtuluşu, varoluşu, dirilişi gördüğüm. Minicik ayaklarıyla yürüyen bebeğim var.Onun geleceği için çalışan bir aile…Başka ne arayalım ki? Bize insan olduğumuzu hatırlatan, ellerimizde şekillenen canlılar var. Robot değiliz ya biz, bunu hatırlatan dünyamız var.Ona değer verdiğimiz için bizi ödüllendiren evren var. Huzur var, insan olmak var…

  Parlayan yıldızlar var gökyüzünde
  Bizim için gülümseyen ay var
  Yansıttığı güçlü ay ışığı
  Sakin bir rüzgâr var
  Sesiyle dinlendiren, neşelendiren
  Âşık olmak var
  Koca dünyada on kişiyle yaşarken
  Tutmak var hayatı ellerinden
  Sevmek var güneşi
  Yağmura kocaman gülümsemek var
  İnsan olmak var
  Çalışan, üreten bir insan olmak…