Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:siyah1997
Eser Sıra Numarası:240213eser04




                         SİBERNASYON ÇAGINDA KENDİMİZE YÖNELMEK 
     Eğer teknolojinin tüm gereksinimini karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz ne olurdu? İnsanın asıl ihtiyacı, gereksinimi Rabbine laik kul olmaktır. Teknoloji hiçbir zaman insanoğlunun tüm gereksinimlerini karşılayamaz. Bu konuda acizdir. çünküinsanoğlunun en önemli gereksinimi manevi anlamda doygunluktur.
Teknoloji, insanın bütün ihtiyaç ve isteklerine cevap verecek şekilde çok hızlı ilerlemektedir. Dünya, Tarım Sanayi ve Bilgi Devirlerini yaşadı. Şu anda yeni bir çağ var.O da Sibernasyon çağı. Sibernasyon, insanlarla robotların üretim sürecinde birlikte yer alması demektir.Gelecekte insanlar internet üzerinden iş kuracaklar. Gereksinimler doğrultusunda geleceğin meslekleri şekillenecek Home-Officeler çok yaygınlaşacak. Pek çok insan evinden işlerini idare edecek. Teknoloji- Telekom-Enerji ile ilgili her iş gelecekte çok önem arz edecek.
Teknolojik ilerlemeler sonucunda doğal bir dünya ve yaşamdan, yapay bir yaşama ve sanal bir dünyaya geçiş başlamıştır. Endüstri toplumunun insanı, önceki yüzyılların insanı ile karşılaştırıldığında,yaşam biçimi, sanat ve kültür anlayışı, dış görünüşü ve alışkanlıkları ile farklılıklar gösterir.
Duyguya hitap eden bir klasik müzik ya da halk müziği, yerini yaşamın hızlı akışını ifade eden pop müziğe rock vb. müzik akımlarına bıraktı. Giyimde renk ve estetik kavramları yerini marka tutkusuna bıraktı. Güneşin batması ile uykuya dal an insan, elektrikli aydınlatma düzeninin kuruluşu ile artık 24 saat yaşamakta, üretmekte ve var olan tüm sınırları hızla aşmaktadır.İnsan makineleşmekte, ruhaniyetinden uzaklaşmaktadır. Duygusal dünyanın değerlerini, yani insani değerleri doyasıya yaşayamayan insan, yerini robotlaşmış bir nesneye bırakmakta, teknolojiye esir olan insanlar duygusal çöküntüye uğramaktadır. İnsanlar mutlu mu? Değil.Kişinin gerçek mutluluğa ulaşması, insanlık için bütün saadet ilkelerini içeren Kuran-ı Kerim'in gösterdiği yola yönelip onun çağlar üstü hikmet dolu prensiplerini hayatında uygulamasıyla gerçekleşir.
Çalışmak genel anlamda iki türlüdür. Biri dünyevi diğeri uhrevidir. Dinimiz ikisini birbirinin tamamlayıcısı olarak görmektedir. Dünyayı ahiretten ayırmak imkansızdır. Ruhumuz bedenimizle nasıl kaynaşmış ise ahiret de dünya ile öyle kaynaşmıştır. Kur'an, insanın dünyadan elini eteğini çekmesini kendini tamamen ibadete vermesini ve Allah'a daimi bir yalvarış yakarış içerisinde bulunmasını istememektedir. Ancak Kur'an, kendisine tabi olanların tamamen dünyaya yönelmelerini sırf dünya için çalışmalarını aşırı hırs göstermelerini de kabul etmez.
Allah Teala, alemi bir bütünlük içerisinde yaratmıştır. Alemdeki her bir unsur diğerine bağlıdır. İyi ve kötü haliyle diğerini etkiler. Müslüman görevleri olan insandır. Sorumluluklarını yerine getirip, sakınması gereken şeyler vardır.Hz. Peygamber bir hadis-i şeritlerinde "Dünya ahiretin tarlasıdır" buyurmuştur. Dünyada ekmeden, ahirette biçmek mümkün değildir.
Anne babalar çocuklarını besleyip büyütür. Güzel ahlak ile terbiye edip hayata hazırlarlar.
Çocuklar anne babalarına saygı gösterip sözlerini dinlerler. Anne babasına bakmayan, onların dine uygun emirlerini dinlemeyen, ihtiyaç zamanlarında yardımlarına koşmayan bir evlat, hayırlı bir evlat olamaz. İnsan olma şerefini kaybeder.
İnsan, sağlam bir iradeye sahip olmalıdır. Hakkın doğrunun yanında olmalıdır. Bütün insanlar hür yaratılmıştır. Ancak hiçbir hürriyet de toplumun kötülüğüne kullanılamaz. Her müslüman bütün insanların huzur ve mutluluğunu istemelidir. Kendi namus ve şereflerine saygısı olanlar, başkalarının da namus ve şereflerini korurlar.Müslüman Allah'tan korkarak haram ve şüpheli şeylerden uzak durur. Her işinde doğruluk ve adalet ile sözünde durur. Emanete sahip çıkar, hainlik etmez. Zorluğu görünce yılmaz.Şefkatlidir, merhamet eder. Herhangi bir konuda yardıma ihtiyacı olanlara destek olur, iyilik yapar,başkalarının kendine yaptığı iyilikleri unutmaz.
Sevgi ve saygı kurallarına uygun ilişkiler, içinde yaşadığımız toplumu güven ve huzur toplumu haline getirir. Böyle bir toplumu elde etmek için herkes üzerine düşeni sabır ve akılla yerine getirmelidir. Müslüman, yaşadığı her anda Allah'ın yanında olduğunu bilir. O'nu anlar.Onunla birlikte yaşar. O'nun sevgisini, yakınlığını elde etmeye çalışır.Çok şükür Müslümanız. Allah'ın varlığını, birliğini, kudret ve azametini, mübarek emir ve yasaklarını bilir ve doğrularız. Namaz, zekât, oruç, haç gibi yükümlü bulunduğumuz ibadetleri seve seve yerine getiririz.İslam ahlaki kişilerin kendi anlayışlarına zevk ve çıkarlarına, devirlerin modasına bağlı
değildir. Kaynağı vahiydir, ilahi bir mana taşır.Bu sebeple insanların manevi ihtiyaçlarını karşılar tatmin duygusu verir, yükselme ve olgunlaşmayı sağlar. Sibernasyon çağında insanların robotların üretim sürecinde birlikte yer aldığı pek çok ihtiyacı teknolojinin karşıladığı çağda da İslam ahlakı olacaktır. İslam ahlakına sahip olan, Allah'a kulluk eden insan huzur bulur. Bu kulluk bir insan için  en büyük nimet ve şereftir. İnsanın ahirette, mutluluk ve başarıya ulaşabilmesi için dünya hayatını her çağda her koşulda iyi değerlendirmesi gerekir.Dünya hayatını, İslam prensiplerine göre yaşamanın en doğru yol olduğunu biliriz. Allah'a güvenir ve ona teslim oluruz. Asıl beklentimiz, ümidimiz ahirette Allah'ın rahmetiyle karşılanmaktır. Bunun için çalışır, bunun için yaşarız.
Bir düşünelim insanların hayatlarından beklentileri nelerdir? Daha kolay bir yaşam mı?Kısmen evet diyebiliriz; ancak daha rahat bir yaşamı elde eden insanoğlunun istekleri bitecek mi?Hiçbir zaman. Bir düşünelim teknoloji öyle ilerlemeler kaydetmiş ki; istediğimiz an istediğimiz yere ışınlanıp, istediğimiz gibi hiç yorulmadan para kazanıp, bütün işlerimizi mekanik robotlara yaptırıp, şu fani dünyanın tadını çıkarmaya çalıştığımızı. Peki ya bu durumda yaşam seçimlerimiz nasıl olur? Ruhi bunalımlar, intihar oranları, katiller,  sahtekârlar, adaletsizlikler,ölümler azalır mı? Hayır.Yeni sibernasyon çağı bizim yaşam seçimlerimizi değiştirecek kudrete sahip değildir.
    Atalarımın yıllar öncede, benim bugün de, torunlarımın yarında gereksinim duyacağı tek
şey olacaktır; islamiyet..