Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:ıshaan2007
Eser Sıra Numarası:230213eser45




                                                     GRİ RUHLU BİR DÜNYA
    Hayatını sürdürmek, geçinmek kısaca “yaşamak”… Kısa, uzun, şişman, zayıf, erkek, kadın, inanan ya da inanmayan hepimiz yaşıyoruz. Şimdi olaya farklı bir pencereden bakmak istiyorum. Düşünün ki, teknoloji, bilim, yeni icatlar ve cihazlar bizlerin tüm gereksinimlerine karşılık veriyor. Gereksinim, tam anlamıyla eksikliği duyulan şey, ihtiyaç... İhtiyaç sonsuz bir koridora benzer. Karşıladıkça yeni kapılar açarsın fakat yolun sonu asla gelmez.
Tüm bu gereksinimlerimizi teknolojinin karşıladığını düşününce aklıma mavi, pembe, mor yerine gri beyinler, soyut yerine somut kavramlar, anlamlı gözler yerine boş ve manasız bakışlar, yaşam çıtası yükselmiş maymun iştahlı insanlar geliyor.
Şimdiki zamana göre bir ihtiyaç pastası yaparsak büyükçe bir dilimi de teknoloji oluşturuyor fakat ‘Her şeyin fazlası zarar.’ cümlesini hep prensip edinmişimdir kendime. Teknoloji bizim küçük çapta bir yardımcımız olmalı mesela bir sekreterimiz gibi olmalı ama asla genel müdür koltuğuna oturtmamalıyız. Aksi taktirde bu durum bizi benliğimizden uzaklaştırır.
Başıboş gezen hayvanlardansa; başıboş, işsiz ve hazırcı insanlar kötüdür benim için. Biri, çevresindekilere öteki ise direkt olarak kendine zarar verir. Çalışmak, azmetmek, sorumluluk almak bunlar güzel eylemler. Sonuçta insanoğlunun beyni ne kadar çalışırsa o kadar zinde kalıyor. Hayatımızdaki tüm bu sorumlulukları teknolojiye yüklemek zihni köreltir ve sizi beyin katili yapar. Ulu önder Atatürk’ün dediği gibi “En büyük makam, en büyük hak çalışanlara ait olacaktır.”
“Zirvenizi” alçakta tutun ki küçük şeylerin farkına varıp onlardan tat alabilesiniz. Örneğin, zirveye tırmanmaya çalışan bir dağcı teknolojinin olanaklarından (pusula, navigasyon ve her türlü ekipman) faydalanır ancak bir yerden sonra doğanın sınırlarını aşamaz. Platon’un ünlü İdealar Dünyası bağlamında: ‘Kendini yönet, dünyayı yönetecek gücü bulursun.’ sözü yeterince düşüncemizi açıklamaktadır aslında. Çalışın ve başarın, elinizdeki cihazların çalışıp başarmasını izlemek size bir şey katmayacaktır. Unutmayın ki, çalıştıklarınızın karşılığında hayat size ummadığınız anlarda kâğıt helvalar sunar ve içindeki şekerlemenin verdiği mutluluk paha biçilemezdir. Mutluluk, duyguların en içten olanı, öyleyse alnınızdan akan bir damla terin, onca emeğinizin ve çabanızın verdiği o mutluluğu, duygusuz araç ve gereçlere teslim etmenin ne anlamı var?
    Şimdi tekrar düşünelim,”Teknolojinin tüm gereksinimlerimizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığımız bir dünya” Var mı öyle bir dünya?” diye sormak lazım. Elbette yok ama olmasında. Çünkü bizim kâğıt helvalarımızı robotlarla paylaşmaya hiç niyetimiz yok…