Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:saragande 1453
Eser Sıra Numarası:220113eser03



                                                         SİYAH MI, SARI MI?
         Hayatımızı ele alalım. Teknolojinin çok ilerlediği ve her işimizi gördüğü bir ortam düşünün. Bir de şimdiki hayatımızı. Aradaki yedi farkı bulabilir miyiz? 
 Güneş hıphızlı doğdu. Aydınlandı gökyüzü. Bulutlar ilk siyahtı, Güneş doğunca, giderek gri oldu. Bunların hepsini uçan arabamla seyrediyordum. Bir düğmeye bastım ve geri evime döndüm. Evde, yürüyen yollarla mutfağa gittim. Annem kahvaltımızı hazırlamıştı. O da bir düğmeye basmıştı ve ‘vetüs kahvaltılık haplar’ tabaklara düşmüştü. Bana ‘babanı uyandır da; kahvaltıya gelsin, işe geç kalacak’, dedi. Ben yine bir düğmeye basarak, bir robotu babamın yanına gönderdim. Robot, babamı öptü ve uyandırdı. Kuzeydoğudaki yürüyen yoldan kardeşim geliyordu. O da yeni uyanmış olmalıydı. Arkasına okul jetini takmıştı. Evimizin bahçesine, camdan baktım birden. Bahçede bir renk yoktu sanki. Buldum olmayan rengi: yeşil.Herkes hayatından memnundu ama ben teknolojinin bu kadar ilerlemesine memnun muydum acaba? Çünkü; herkes o kadar kiloluydu ki…Artık; sadece düğmeye basmak için hareket eden kollar, yosun tutmuş ayaklar vardı. Güneş’in rengini hiç sevmiyordum ben. Dedem, ‘benim zamanımda Güneş sarıydı’  demişti. Oysa ki şimdi Güneş’e baktığımda gördüğüm tek şey siyah olmasıydı.
Güneş, hıphızlı doğdu. Aydınlandı gökyüzü. Bulutlar ilk pembeydi, giderek beyaz oldu. Bunların hepsini, yemyeşil otların ve ağaçların arasındaki salıncağımda sallanırken seyrediyordum. Anneme kahvaltı hazırlamakta yardım etmek için indim salıncaktan. Çalıların arasındaki kırmızı bisikletime bindim ve asıldım pedallara. Yüzüme çarpan rüzgar, masmavi gökyüzü ve doğan güneş… 
Bisikletimi girişe koydum ve merdivenlerden eve çıktım. Annem kapıyı açtı. Kahvaltı sofrasını gördüğümde yüzümde bir tebessüm belirdi. Resmen sırıtıyordum. Börekler çeşit çeşit,  yumurta, domates, salatalık, peynir ve çay. Her zamanki muhteşem kahvaltımız işte. Annem, ‘babanı çağır, yoksa işe geç kalacak’, dedi. Koşarak yatak odasına gittim. Babamı öptüm ve uyandırdım. Mutfağa döndüğümde; kardeşim, sırtında okul çantasıyla koşarak geliyordu. Mutluyduk. Güneş, sarıydı. Gökyüzü ise mavi. İçimi biraz Güneş’le ısıttım. Gökyüzünün mavisini de, tebessümümde sakladım. Belki, zor zamanlarda açarım diye…
       Ben, teknolojinin fazla ilerlemesini ve her işimizi teknolojinin yapmasını istemezdim. Eğer öyle olsaydı, biz hangi işi yapacaktık? Hayattan, zevk alabilecek miydik? Ailemizle kırlarda piknik yapıp, mutlu olabilecek miydik? Önemli olan şey ise; çocuklarımız resim yaparken  bulutu, Güneş’i, nasıl çizecekti? Siyah mı, sarı mı?