Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu: ran1404
Eser Sıra Numarası:200213eser23




                                                     AŞK MESELA
       Hız tutkunu insanlık için çözülecek bir sorunun olmadığı zamanlarda tek sorun zamanın akması olurdu. Zaman düşmanı insanlığın, sorunlarına nasıl çözümler bulacağını düşünmek zor benim için. Neler olurdu, neler değişirdi bilmem ama şimdiye kadar değişmediğini gözlemlediğim ve bundan sonra da değişmeyeceğini düşündüğüm birkaç gerçek var. Aşk mesela… Ne aşkı düşündükten sonra, nesnelerin dünyasından konuşmaya gücüm var ne de insan ürünü teknolojinin, insanın duygularından üstün olduğuna inancım.
Teknoloji dediğimiz akıl bulandıran devrim, bize yürekli bir harekette bulunup beynimizi makinalaştırdığı gibi ruhumuzu, kalbimizi ele geçirebilir mi? Ya da akıllı telefon yaptıkları gibi yürekli bir telefon yapabilirler mi? İstediğinizi söyleyin bana, iletişim adına yapılmış en etkileyici buluş aşktır. Adem’den Havva’ya, Ferhat’dan Şirin’e, Mecnun’dan Leyla’ya; Mevlana’dan, Yunus Emre’den Mevlâya… Adeta çağlar arası bulaşıcı bir hastalık. Tatsız, tuzsuz, kokusuz yenilmez yutulmaz bir şey. Tanımı zor, yaşaması zor ancak her şeyiyle hayranlık bırakan. Anlam vermeye çalışsan, anlamsız her şey zihinde toplanır birden. Aklın kaldıramaz, kolların taşıyamaz. Onun dilinden anlayan yürek, bazılarının tek eksiği…
Ve ben eğer ki her şeyin yeterli olduğu bir zamanda buluşsaydım ruhumla, bağlanırdım duygularıma. İçinde kaybolacağım gözler arardım kendime. Gün boyunca severdim onu. İşim de, iş yerim de, işverenim de o gözler olurdu. İş aşkı mı dersiniz bilmem ama 7/24 açık olurdu yüreğim. Mesai beni yormaz, bu dükkân kapanmazdı. İflas etsem kaybedeceğim şey o gözler değil hayatım olurdu. Şimdi söyle bana hergün gelişen ve çılgınlığıyla beni korkutan tıp bilimi, bir gün aşk acısına da merhem olabilir misin?
       Kısacası hayat koşuşturması olmayan, çalışmanın anlamsız olduğu bir zamanda duygularımla sabitlerdim hayatımı. Ölümü tatmak için, bir gün tam anlamıyla ölebilmek için, yaşamaya çalışırdım. Ölümüne yaşardım yani. Mutsuz olurdum bazen, mutluluğumun farkına varabilmek için. Şiirler yazardım, monotonlaşmış hayatlarınıza inat. Şiirler yazardım duygularımın doruklarında. Güvenirdim hayatımın ortasındaki teknoloji yerine bir çift göze. Pişmanlık duymazdım, kaybetsem de bazı şeyleri. Çünkü insanım ben. Teknoloji gibi değilim, alışkınım kaybetmeye. Ki; ben hayatımı bile kaybederim bir gün. Korkmadan, kalbimdeki aşkı bırakmadan veririm canımı. Teknolojinin ruhu bile duymaz.