Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu: pandora1735
Eser Sıra Numarası:140213eser01




                                                        TEKNOLOJİK YALNIZLIKLAR
    Ard arda gelen mekanik seslerin sizi de rahatsız ettiği olur mu? Uyanma zamanı!Uyanma zamanı! Uyanma zamanı!Bu ses kulaklarımda çınlıyor. Beynim uğulduyor. Ellerimle kulaklarımı sımsıkı kapıyorum.Ohh! Nihayet bitti. Odamdan çıkmak istiyorum, biraz dolaşmaya ihtiyacım var. Kaç saattir buradayım bilmiyorum. Kişisel bilgisayarıma-ben ona Kibi diyorum-soruyorum.
- On iki saat, yirmi beş dakika, otuz üç saniye.
Kibi’yi annemin sesine uyarladım. Bu sesi seviyorum. Çünkü benim hakkımda annem gibi her şeyi bilir: Yemek saatlerim, uyku saatlerim, ateşimin olup olmadığı, tansiyonum, nabzım, geçirdiğim bütün hastalıklar…Sadece benimle ilgili bilgiler değil bütün bilimler, sanat, spor… Beni sürekli uyarır. O olmadan ne yapardım bilmem.Otomatik kapı açılıyor, ben çıkınca ışığımla birlikte kapı da kapanıyor. Evden çıkarken alarm sistemi devreye giriyor. Evlerimiz, odalarımız bizi tanıyor, bizden başkası asla içeri giremez.
Nihayet asansördeyim. Ellinci katta oturmama rağmen aşağı inmem sadece birkaç dakika alıyor. Bu gün araç kullanmak istemiyorum. Manuel sistemleri iptal ettiklerinden beri, sürekli ne kadar kaldığını ve nerede olduğumuzu söyleyen geveze ve hızlı bir robotun içinde yolculuk ediyormuşum gibi geliyor.Yaya ve araba yollarını tamamen ayırdılar.Kirlilikten etkilenmemeleri için yayalara büyük tüneller yapıldı. Ya da tamamı yer altında olan neredeyse ışık hızını yakalayan metroları tercih etmeniz gerekiyor. Ben bu gün tehlikeli olsa da başka bir yol deneyeceğim, maskemi takıp yürüyeceğim. Şu, büyük yaşam parklarından birine gideceğim.
Bu, yarım saatlik yürüyüşten ve Kibi’ nin uyarılarından sonra Yeşil Parktayım. Burayı seviyorum.Belki doğam gereği huzur bulduğum tek yer burası. Ağaçlar, çiçekler… Bir de yapay göl yapmışlar, görmelisiniz. Burada doğal yiyecekleri bulabiliyorsunuz. Et, sebze, meyve… Şu yosunumsu her gün yediğimiz gıdalardan bıkmıştım. Güvenli ve besleyici fakat lezzetsiz oluyorlar.
Kibi’yi sadece acil mesajlar dışında konuşmaması için uyardım. Göl kenarına oturdum, manzarayı seyrederken dedemle izlediğimiz belgeseller geldi aklıma. Büyük patlamadan önce dünya ne kadar güzelmiş!(Dedemi geçen sene 120 yaşında kaybettik.)Ona da kendi dedesi eski dünyaya dair hikâyeler anlatırmış. Hem güzel hem de savaşların, açlıktan ölen çocukların olduğu kötü bir dünyaymış bu. Sabah kalkıp insanların işe gitmesi gerekiyormuş, teknoloji çok ilkel olduğu için insanlar, günlük işlerini de robotlar yerine kendileri yapıyorlarmış. Biz buna eski dünya adını verdik. Yani o gök taşı 250 yıl önce dünyaya çapmadan önceki dünya. Sonra, dünyanın yarısı  insanlarla birlikte yok olmuş. Geriye kalanlar ise atmosferdeki zehirli gazlardan korunarak yaşamaya çalışmışlar.
Nedendir bilinmez eski dünya ile ilgili bilgilerimiz kısıtlı; ancak öğrenmemizi istedikleri kadarını biliyoruz. Bu yüzden bir masal gibi geliyor bize. Bir de müzelerimiz var tabi. Ben bu müzelerden birini gördüm. Kâğıt dedikleri sayfalardan oluşan kitaplar var. Bunlar gerçekten çok güzel. Bir de o eski fotoğraflar. Bunlardaki kadınlar şimdiki gibi birbirine hiç benzemiyor ve kalıcı makyaj yapmamışlar.

 Teknolojimiz son yüz yılda inanılmaz ilerledi. Dünya dışında yeni yaşam alanları oluşturuldu; fakatben ve ailem burada kalmayı tercih edenlerdeniz. Dedem hep “İnsanoğlu dünyada kalmalı.”derdi.Kibi’nin  sesiyle irkildim birden.
- Akşam yemeği vakti. Aile toplantısı için son yirmi dakika.
Kişisel bilgisayarlarımız, robotlar ve ışınlama ile yapılan görüşmeler, terapistlerimizi endişelendirmeye başladı. Aynı evde yaşayanlar bile yüz yüze görüşemiyorlar çünkü.Biz de tüm teknolojinin dışarıda kaldığı bir oda hazırladık kendimize.Burada her akşam  bir saat geçiriyoruz ailece.Sonuç ;uzun sessizlikler oluyor.
Kendimi son zamanlarda öyle yalnız, öyle mutsuz hissediyorum ki bu yüz yüze görüşmeler bana çok iyi geliyor. Çünkü herkesin bir dünyası var ve bu dünyasına hitap eden bir kişisel bilgisayarı ve robotları var. Kimse işe gitmek zorunda değil; fakat herkes belli bir yaştan sonra bir konuda uzmanlaşıyor ve sanal eğitimlere katılıyor. Sonra da kendi belirledikleri bir saatte bu konuyla ilgili  buluşları , proje ve bilgileri merkeze gönderiyor. Karşılığında yaşamamız için gerekli her şey ,puan olarak hesaplarımıza yükleniyor.  Biz bunları kullanıyoruz.Eskiden para deniyormuş biliyor musunuz? Ben sanatla ilgili bir alan seçmek istiyorum. Müzede gördüğüm o kitapları incelemek ve araştırmak istiyorum.Ama tüm bunlar beni mutlu etmeye yetmiyor, artık insanlar genel olarak yüz yıldan fazla yaşıyorlar ama ben bunun onları mutlu ettiğine inanmıyorum.Belki de başka gezegene yerleşmeliyim.Sevgilimle en son yüz yüze konuşmayalı uzun zaman oldu. Işınlama yoluyla yanımda duruyor fakat elini bile tutamıyorum çünkü o bir ışık haznesi, bir hayal yani, gerçek değil.
Kişisel terapistime bağlanmalıyım yine, ya da anneme sarılmalıyım ona sarılmayalı çok uzun zaman oldu.Biz yüz yüze ilişkilerimizden önce ve sonra  özel bölümlerde dezenfekte oluyoruz .Her şey bizim sağlığımız ve mutluluğumuz için tabi; ama mutlu değiliz. İşte ben, mutlu değilim en azından.Nihayet yine odamdayım. Ağlamak istiyorum ama KİBİ, acil durum, psikolojik destek diye bağıracak biliyorum. Ama göz yaşlarıma engel olamıyorum yanağımdaki bu ıslaklık. Aman Allah’ım! Başım ağrıyor. Her tarafım ağrıyor.Alnımda bir sıcaklık var,alnım kanıyor.Bağırmak istiyorum sesim çıkmıyor.Dışarıdan annemin sesi geliyor. Hadi, uyanma vakti!  Kapı açıldı, o sırada annem geldi, nihayet.    
- Annem,  anneciğim!
- Oğlum ne oldu sana!
- Bilmiyorum,  ben bilgisayarın başında sabahlamıştım, sonra tansiyonum düştü her halde, bayılmışım.
Annem beni kaldırdı alnımı temizledi göz yaşlarımı sildi göğsüne bastırdı. Orda kaldım bir süre ona gördüğüm düşü anlattım. Yeni dünyayı ve yalnızlığımı.Sevdiklerime daha fazla vakit ayırmaya karar verdim bundan böyle. Teknolojiyi hayatımıza alırken onun esiri olmamalıyız.
Çalışmak zorunda olmak ne güzel, okula, işe gitmek, sokaklarda özgürce dolaşmak ne güzel!