Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu: mor2707
Eser Sıra Numarası:220213eser11



                                                          YIL 2050

Merhaba Bay Teknoloji;

     Öncelikle hayatımıza girdiğin için çok teşekkür etmek isterim, gerçekten de sen olmasaydın ve hayatımızın başköşesine kurulmasaydın şimdi neler yapardık bilemiyorum. Hayatımızı kolaylaştırmak ve rahat bir hayat sürmemiz için elinden gelen her şeyi yardımcıların profesörler, dekanlar ile yıllarca önümüze, sanki açlıktan ölüyormuşuz ve siz bir masa dolusu leziz yemekleri önümüze sunuyormuşsunuz gibi büyük bir açlıkla yedik, yuttuk. Artık evimizin her köşesi seninle dolu, boşluğa baktığımda bile senin varlığını hissedebiliyorum. Hissedebiliyorum çünkü artık yavaş yavaş ömrümün son demlerine yaklaşıyorum. Bu gün tam 53 yaşıma basmış bulunuyorum. Aslında günümüzde bu kadar yaşamak bile çok zor. Eskilerimizin - anneannelerimizin dedelerimizin- de dediği gibi 'eski toprak' olma yolunda büyük bir adım attım bile. Çocukluk yıllarımda kesinlikle seninle birlikte bir hayat sürmek istediğimi hatırlıyorum. Ah ah ne günlerdi ama! Hayatımı kolay, mutlu, sağlıklı geçireceğimi hayal ediyordum. Hey hat! Artık anlıyorum ki onlar çocukluk hevesleri, boş hayalleriymiş. Meğer ne kadar da güzelmiş gençliğim, senin hayatımda az bulunduğun zaman dilimleri. Ne kadar da doluymuşum o zamanlar sevgiyle, ilgiyle, sağlıkla, huzurla. Şimdi bakıyorum da aslında yaptığım hiçbir şey yok, boş boş ve yalnız oturmaktan başka. Sevgili eşim ve çocuklarım hala uyumaktalar. Eşimin sağlığı yaşı ilerledikçe günden güne kötüye gidiyor, artık kimsesizlik değil sen kamçılıyorsun yaşlananları. Oysaki biz alışkın değildik böyle şeylere. En azından evimizde, hayatımızda sana en güzel köşeyi vermeye. Onları bile sana kaptırdım inanabiliyor musun? Hayat arkadaşımı, canımdan çok sevdiğim evlatlarımı her geçen gün benden daha da uzaklaştırıyor hatta çalıyorsun. Tıpkı bir zamanlar sabahlara kadar kelime ezberleyip ders çalışıp da bileğimin hakkıyla olduğum biricik mesleğim mütercim tercümanlık gibi. Şimdiki gençler ne anlama geldiğini bile bilmiyorlar. Mesleğimi bile benden çaldın. Artık üstün bilgeliğin sayesinde bütün dillerdeki cümleleri saniyesinde başka bir dile çevirebiliyorsun. Anladık, benden daha yeteneklisin. Ama şunu bilmeni isterim ki hiçbir zaman benim hissettiklerimi hissedemeyeceksin. Hiçbir zaman beni ve benim gibi düşünenleri ele geçiremeyeceksin.

Biliyorum bir zamanlar seninle birlikte yaşamayı, yaşlanmayı çok istemiştim fakat üzgünüm her şey koca bir yalanmış. Bazen düşünüyorum çocukluğumu, gençliğimi senin yeni buluşların olan dokunmatik telefonları ne kadar da arzuladığımı, kapaklı, tuşlu olan kendi telefonumu hala saklıyorum biliyor musun? O bana neyden hatıra peki bunu biliyor musun? Senin hayatımda nadir bulunduğun zamanlardan! Kendim olduğum zamanlardan, bir şeylere sahip olmak için çaba gösterdiğim zamanlardan. Çocuklarım bana ve canım telefonuma gülüyorlar. 'Anne şu milattan önce bulunmuş aleti yok et' diyerek. Alın işte şimdi anlatabiliyorsanız anlatın onlara gerçeği, anlamazlar ki. Bende anlamıyordum bir zamanlar. Belki de onlar hiçbir zaman da anlayamayacaklar. Belki de geçmişinde bir şeyler için uğraşan son nesil biz olacağız. Ne kadar acı bir durum. Gençlik için üzülüyorum. Hiçbir zaman bizim hayatımızdaki aile kavramının, konuşmanın, dertleşmenin ne anlama geldiğini bilemeyecekler sanırım.Benim bile boş kâğıtlardan başka dertleşecek kimsem kalmadı. Benim gibi eski zamandan kaldığı düşünülen eşim, akrabalarım ve arkadaşlarım var tabii ki fakat onlarda kendilerini yavaş yavaş senin cazibene kaptırıyorlar çünkü yaşlanıyoruz ve yalnızlaşıyoruz. Kendimize uğraş bulmamız gerek öyle değil mi?

Eski arkadaşlarımı özlüyorum. Annemi, babamı özlüyorum. Anneannemi özlüyorum. Onlarla geçirdiğim zamanlar altın değerindeymiş meğer.Zamanında ne kadar da güzel bir hayatım varmış aslında. Üzgünüm gençliğimin hayalleri, seni aslında hiç hayal etmemişim ben, ya da hayal etmek istememişim.

Hayal ettiklerimi yaşıyorsam eğer inanın yaşamak değil bu. Hayatım koca bir boşluktan ibaret aslında. Daha neler göreceğiz kim bilir belki de konuşmaya bile ihtiyaç duymayız artık. Hatta düşünmeye bile! Gittikçe bunu gösteriyor durum. Her ihtiyacımızı kolayca karşılayabiliyorsunuz bay teknoloji. Peki ya beni eski günlerime götürebilir misiniz? Affedersiniz duyamadım? Bende öyle tahmin etmiştim, şu anda yaşadığım yalnızlığın sessizliği gibi sizin de sessiz kalacağınızı. İnanın teknoloji bey sizin de yapamayacağınız şeyler var bu hayatta. Ruhumuzu iyileştirmek gibi. Üzgünüm, herkes gibi sizi övmek isterdim ya da yeni icatlarınızın peşinden koşmayı fakat bunu asla yapmayacağım çünkü ben gerçeği görebilecek kadar yaşadım.

Birazdan güneş doğacak, tan yeri ağarmaya başladı bile. Bende eskilerin sabah kahvaltısı yerine geçen şimdiki bir ilacı dilime konduracağım. O eridikten sonra kahvaltımı yapmış olacağım. Zamandan kazandırdığın için teşekkür edebilirim size ya da hastanede yatan hasta çocukları iyileştirdiğiniz için fakat ailemle birlikte güzel bir kahvaltı bile yapamadığım için çok kızıyorum size. Sizi bu kadar içimize soktuğumuz için bizden biriymiş gibi davrandığımız için bizlere de kızıyorum aslında. Ama elimden bu cümleleri kağıda geçirmekten başka bir şey gelmiyor işte. Aslında içim yanıyor çocuklarıma, gelecekte doğacak torunlarıma, dünyadaki bütün çocuklara. Olsun, yine de görebiliyorum hayatın hiçbir zaman aynı olmayacağını hep değişip gelişeceğini ama keşke eskinin değerleri ve güzellikleriyle beraber gelişse ve yenilenseydi. Bizim zamanımızda çok söylenen bir söz olan 'keşke keşkeler olmasaydı' demek istiyorum sana karşı bay teknoloji. Keşke bu kadar da hayatımızda olmasaydın baş köşeye kurulmasaydın dememek istiyorum. Bunu da sağlayamazdın öyle değil mi? Evet biliyorum. Bu yüzden artık bende pes etme yolundayım neredeyse o eski günleri özleyen ben bile karşı gelemiyorum sana. Hayatımın her yerinde her köşesindesin aslında sen bunları duymak istiyorsun. Eskileri özlememin nedeni sadece yaşlılık psikolojisi değil, neyi varmış benim yaşımın? Her ne kadar atmışlı yaşlara merdiven dayasam da gencim ben. Ruhum genç benim ve senden oldukça uzak. Her sabah yaptığım gibi bugün de seni şikayet ediyorum bembeyaz sayfalara. İçimi döküyorum rahatlıyorum neyse ki.

Birazdan ailem tatlı uykularından uyanacaklar. En azından çocuklarıma erken kalkma alışkanlığını kazandırdığım için mutluyum. Onların çok şeyler başaracaklarına inanıyorum çünkü gerçekten bana sabredebiliyorlarsa hayatın zorluklarına da sabredebileceklerdir. Ne kadar ilginç değil mi benim zamanımda üniversitelerin kampusların de soluk almak bile bir ayrı bir zevk verirken şimdi gençler artık tüm dersleri internetten görüyor. Okul denilen bir kavram bile yok. Neyse ki bunlara rağmen ahiret hayatı ayakta tutuyor beni. Neyse ki inancım gölgeliyor acılarımı, yaralarımı. Her şeye rağmen yabancı olduğum bu hayatta yaşamaya devam ediyorum. En azından başka derdimiz tasamız yok. Ne kadar sen hayatımızı mahvetmeye devam ediyor olsan da. Artık burada bitirmeliyim mektubumu nasıl olsa yarın ve nice yarınlar devam ederim. Şimdi güzel ailemin 53. yaş günümü kutlamalarını beklemeliyim.

Son olarak; dünyada ki herkese senin, hayatlarında nadir bulunacakları bir yaşam dilerim.

Sevgilerimle...



önceki eser / sonraki eser