Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:mavilil1996
Eser Sıra Numarası:260213eser38




                                                             YAVAŞ YAVAŞ
   Teknoloji artık takip edilemez bir hal aldı.İnsanoğlunun yapabileceklerini,yine insanoğlunun ürettikleri aletler gerçekleştirecek kıvama geldi. İnsan kelimesi özünü kaybetti. Düşünen varlık olarak tanımlanan insanlık düşünmekten, sorgulamaktan uzaklaştı. Sevincini, üzüntüsünü, heyecanını, iyi gününü, kötü gününü kendi elleriyle ürettiği  teknolojisiyle paylaşır oldu. Karşısına alıp iki çift kelam edebileceği dostlarını, arkadaşlarını yavaş yavaş teknolojiye kaptırdı. Önceleri yüz yüze görüşmeyi kesti. Telefona sarıldı. O da sarmadı. Bıraktı bir köşeye. Sonra kopardı iletişim bağlarını. Kapandı içine. Sosyal ağlarda edindi arkadaşını. Cihazının elektriği kesilince yalnız  kaldı. Konuşacağı, paylaşımda bulunabileceği kimsesi de kalmadı çevresinde. Akrabayı, tanıdığı geçin, aynı hanede yaşadığı insanlardan bile uzaklaştı… Evinden çıkmadı, öncelikle kendi ruhunun derinliklerinden çıkması gerektiğini fark edemedi çünkü. Hapsetti kendini kendine.
Ne zamandan beri bu halde insanlık? Nasıl gelebildik bu hale? Nasıl oldu da elimizin tuttuğu, gözümüzün gördüğü, tenimizin hissettiği, kimi zaman sadece zihnimizde canlandırabildiğimiz olguları mini minnacık çiplere aktardık? Nasıl oldu da kendimizden geçtik… Hiç mi fark edemedik? Hiç mi uyarmadı bilmem nereli bilim adamları bizi, “Teknoloji geliştikçe ölecek insanlık. Alın önleminizi. Sarılın dostluklarınıza… ” diye? Bu kadar mı körü körüne bağlandık teknolojimize? Bu kadar mı düşkün olduk rahatımıza?     
Yaşamımızı kolaylaştıralım derken kendi hayatımızda bizlere yer kalmadı.Gelişiyoruz.Sözde gelişiyoruz zaten. Kendimizden, insanlığımızdan ödün vere vere gelişiyoruz. Seçimlerimiz var bir de bizim.Ne hayal gücü, ne de duygu içeren seçimler bunlar. Önceden severek yaptığımız şeyler şu an bize vakit kaybı gibi geliyor. Okumuyoruz, araştırmıyoruz, renkli düşlere yer vermiyoruz zihnimizde. Türümüz insan (!) ama…Ya da biz kendimizi kandırarak hala “İnsan” olduğumuzu savunuyoruz. İhtiyaçlarımız, isteklerimiz her zaman elimizin altında…Bilginin bir değeri yok. Bilineni pratiğe dökebilecek kadar bile çaba harcamıyoruz, harcayamıyoruz çünkü.Duyguların da bir önemi yok. Amaçlarımızın, ihtiyaçlarımızın, isteklerimizin de kontrolünü “teknoloji” dediğimiz gizli sahibimiz devralmış durumda.
Bedenimizin yanında ruhumuz da geriledi teknoloji aramıza karıştı karışalı. Ona üşenelim, buna üşenelim derken üşenilebilecek her şeyimizi kaybettik. Biz yaptık bunu insanoğlu olarak. Kendi ellerimizle… Her geçen gün bir bir üstüne ekleyerek…
Seçim yapmamız isteniyor şimdi de. Seçemiyoruz. Ne sen, ne ben, ne de o… Hiç birimiz seçemiyoruz. En iyisini, en doğrusunu seçelim diyoruz olmuyor. Bu güne kadar hep en iyisini, en güzelini, en yenisini, en teknolojiğini, en üstününü seçtik biz. Altta kaldık. Her yeni ürün, her buluş, her yenilik dibe itti bizi. Teknolojinin aydınlattığı düşünülen dipsiz, bir o kadar da karanlık bir kuyuda oldu bu. Zirvede zannederken en dibe alıştırdık kendimizi. Fikrimizi, hayal gücümüzü, yaşamımızı, seni, beni, bizi… Hepimizi büyüledi... Efsunlu bilgiydi. İnkisar-ı hayal olacağı belli olsa da inandık.
Gerek yok, bir şeyler için kafa yormamıza, merakımıza… Gülücüklerimizi teknolojiye satmışken, yaşayan ölülerden herhangi bir farkımız da yok. Teslim ettik kendimizi kendi ürettiklerimize… Çipler aracılığıyla yollandık kendi içimizdeki duygusuz, farklı kişiliklerimize. Yavaş yavaş. Bir üst modelle teslim olduk teknolojiye. Bir üst modelle vazgeçtik kendimizden.
     Biz, biz olamıyoruz artık. Karakterlerimiz değişti. Biz değiştik. Hayatımız, yaşam tarzımız, fikirlerimiz, isteklerimiz… Her şey ama her şey çok değişti… İzin verin ruhunuzda hapsolmuş kişiliğinize, esiri olmasın teknolojinin. Biz bir kere yaşayacağız… Teknoloji gelişecek. Biz bir kere yaşlanacağız, teknoloji ilerleyecek. Biz kendimizi yavaş yavaş yaşayalım.Yavaş yavaş yaşlanalım. Yavaş yavaş... Teknoloji çok hızlı, genç, çalışkan… İzin verin de biz tembel kalalım.