Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:mavi2431
Eser Sıra Numarası:220213eser43




                                     DUYGULAR, RENKLER VE MAKİNELER
     Teknoloji özellikle son yüzyılda hayatımızda büyük yer kaplamaya başladı. Öyle ki,teknolojinin olmadığı bir yaşam düşünemez olduk. Her gün daha yeni ve daha kolay oluyor hayatımız. Teknolojinin yarattığı kolaylıklar bizi ona bağımlı yaptı. Peki bu kolaylıkların sınırları nereye kadar gidebilir?
Gelecekte; belki de teknoloji öyle bir konuma gelecek ki, bize tüm imkanları sağlayacak, tüm işlerimizi yapacak. Böyle bir ütopya hayal ettiğimizde hepimizin aklına türlü dünyalar gelir. Yapılabilecek şeyler o kadar çeşitlidir ki... Peki ben ne yapardım? Nerede yaşardım? Belki de yaşadığım ev uçan bir gökdelen olurdu! Sağlık alanındaki çalışmaların gelişmesiyle birlikte uzayan insan ömrü ve buna bağlı olarak büyüyen popülasyon fikri, manyetik etkiyle havada duran binaların olacağını düşünmeye itiyor beni. Peki bu ultra teknolojik evlerimizde uyandıktan sonra ne yapardık? Öncelikle rüya makinelerimizi kapatırdık sanırım. Tatlı rüyalar görmemiz için de makineler yapılırdı tabii ki. Çünkü geceleri yaşadığımız konfor düşündüğümüzden daha önemli. Ama bu gerçekten iyi bir şey mi? İnsanın sınırsız hayal gücünün en büyük temsilcisi olan rüyaların bir makineye bağlanması, benim özgürlüğümü kısıtlardı. Kabus da görsem, bunun benim düşüncelerimin ürünü olduğunu bilmek bana zevk verir. Neden mi zevk verir? Çünkü acılar ve zorluklar bizi canlı yapar.
Zorluklar olmadan yaşanan bir hayat... Ne kadar anlamsız olduğunu ilk bakışta fark edemiyor insan. Bebek tecrübesizliğinde bir ırk. Yalnızca tuşlara basmayı ve kolları çekmeyi biliyor. Uğur böceği neye benzer, meşe ağacının yaprakları nasıl olur yalnızca ekranlardan görmüş. Oysa ben; gerçek hayatın nasıl olduğunu bilmek ve yaşamak isterdim.
Kafamın içinde bir makine sesi... Kolaylaştırma adı altında hayatımı, hayallerimi ele geçiriyor. Bugün dişlerinizi sola doğru fırçalayın. Kırmızı ceketinizi giyin. Sabah kahvaltısında yumurta yemeyin. Ve sonra daha büyük sesler başlıyor bizi yönetmek adına. Rüyalarımıza konulmuş sesler bizi düzene sokuyorlar. Kaç kilo olacağımızı belirlemekle kalmıyorlar. Kiminle aile kuracağımızı, kaç cocuk yapacağımızı, hangi mesleği seçeceğimizi belirliyorlar. Mükemmel düzene sokmaya çalışıyorlar. Ve sonra renkler solmaya başlıyor. Duygular sönmeye başlıyor. Mükemmel insanlar uyum içinde tuşlara basıyor.Hayır. Bu düzenin bir parçası olamam.
    Sonunda böyle bir dünyada olsaydım nasıl yaşayacağımı buldum. Ben makinelerin beni aynılığa itmesine izin veremem. Bana sahip olmalarına izin veremem. Bu nedenle insanlığıma en yakın olabileceğim hayatı seçiyorum. Doğanın gerçek renklerine kaçmayı seçiyorum. Teknolojinin yönettiği dünyadan ne kadar uzaklaşırsam, duygulara ve renklere o kadar yaklaşıyorum. O kadar kendim olduğumu hissediyorum. Kendi irademle hareket edebilmek için savaşıyorum. Benliğimi, doğaya adıyorum.
Tabii renklerden ve duygulardan bir parça kaldıysa.



önceki eser / sonraki eser