Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:masumiyet savaşçısı1995
Eser Sıra Numarası:200213eser03




                                               DUYGUSUZ YARINLAR
     Günlerimiz gün ışıklarından habersiz geçiyor.Plazalarda mutluluktan habersiz geçirilen günlere sahibiz. Güneş henüz doğaya yüzünü göstermeden kafamızı soktuğumuz sevimsiz binalardan güneş, güne elveda dediğinde çıkarabiliyoruz kafamızı.Duygularımız, zaman ayıramadığımız şuursuz saatlerle geçiyor.Çoğumuz kalbimizin kapısına kilit vurduk.Bir daha açmamak adına uğramadık bu kapılara. Gözyaşı dökmedik uzun zamandır. Tebessüm literatürdeki bir kelimeden ibaret artık bizim için.Tüketim çılgınlığı denilen canavarın derin, nefessiz zindanlarına mahkum olduk ömür boyu. Yorgunluğumuzun farkında olmayışımız bu yüzdendir ki çoğumuz duygularımız aldırmış bir şekilde dolaşıyoruz ortalıkta. Uzun zaman oldu, radyodan gelen bir melodiye kulak vermeyeli…Hayli oldu ,renklerin lezzetine varmayalı…Dizelerin kollarında huzuru bulmayalı…  Kafiyelerle mutlu olmak çıkmış hayalimizden.

Erken yaşta omuzlarına aklar düşmüş bir adam bekliyor otobüs durağında. Hayal dünyasını aldırmış, mutlu yarınlara kapılarını kapatmış.Sistem yalıtmış duygularını. Yarına dönük hayallerini söndürmüş. Cebindeki tomarlar arasında kalmış duygu kırıntılarından beslenecek beş boğaz evde onu bekliyor. Ağızlarını açmış kuş misali. Yanında bir kadın.Duygusuzluk denizinde kulaçları çoktan bini aşmış. Ayakları kumdan zemini kaybetmiş. Kadınlık hissinden bihaber.Erkeğinin kollarında şehveti hissedemeyenlerden. Duygusuzluğumuzu hissetmek için belirli kriterlere bağlanmış hayatımız. İyi bir eğitim görmeli, iyi bir meslek sahibi olmalı ve duygusuz geleceğe pencere açmalıyız.Daha sonra renklerden habersiz yarınlar büyütmeliyiz acının koynunda. Seslerden bihaber yorgunluklar ekmeliyiz topraklara.Hektarlarca yetişmeli duygusuz yarınlarımıza. Sahip olsaydım sihirli bir değneğe dur derdim dünyaya bir solukluk bir süre için.Yaşanmışlıkları atlatıp acıların çevresinden dönmek için bir nefeslik saniye.

Şiirlerim var benim.Kutularda sakladığım, düzene okutmadığım.Göstermekten acırcasına korktuğum sineme gömdüğüm taşmış duygularım.Hayallerim var benim Kaf dağının arkasına gömdüğüm.Gözyaşlarım var benim, hayat denilen maskeli baloda maskemin arkasında kalan.Yüzümü inceden bir sıcaklıkla yakan içinde kalan biraz tuzla da kavuran.Acılarım var benim elinden tutamadığım.Sen benimsin diyemediğim nice coşkularım var.Başarılarım var çoğuna sevinemediğim.Aşkım var benim sarılamadığım. Şehvetim var gözlerine bakamadığım.Ve bir adım sonrasını aşamadığım haya duygum var gölgem olup peşimi bırakmayan...
    Ve düzen denilen makine çalışmalı sonsuz zaman diliminde. Ne kadar duygu katlettiğinin bir önemi yok. Açlık hissetmediğim sürece...