Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:magnesia1453
Eser Sıra Numarası:230113eser01



                                                                  ÖZLEMLE
        Yıllar ne çabuk geçiveriyor öyle değil mi? Ne çabuk geçti koskoca bir 80yıl. 2000 yılında doğmuşum. Milenyum bebeği diyormuş, annemle babam. Yeni bir yüzyıl, yeni bir çağ. Annemle babam çalıştığı için dört yaşına kadar bir bakıcı bakmış bana. Kim bilir belki beni sevmiştir bakıcım.
Şimdi torunlarıma geliştirilmiş bir robot bakıyor. O da seviyor mu acaba torunlarımı? Bizler okullara koşuyorduk, sabahın ayazında. Ama mutluyduk andımızı okurken, mutluyduk, okulların zili çalarken. Ayda bir değişirdi zillerin melodileri, sıkılmayalım diye… Ama bugün okullar da yok. Çocuklar evlerinde projeksiyon görüntüleri eşliğinde on-line dedikleri eğitim alıyorlar. Kulaklarında kocaman kulaklıklar, gözlerinde kara kara gözlükler.’’ Okullar kapandı, çocukların ders arasındaki cıvıltıları kesildi. Kuşların cıvıldamaları sustu artık’’ diyordu rahmetli eşim.
Yemek yapardım eskiden mis gibi güzelim yemek kokusu sarardı etrafı. Eve giren “Hı bakalım ne pişmiş” diye havayı koklardı. Çoğu zamanda bilirlerdi neyi pişirdiğimi. Şimdi herkes ama herkes üretilmiş hazır gıdaları bir düğmeye basarak sofraya gelebilecek hale getiriyorlar, çoğu yemek de küçük tabletlere dönüştürülmüş. Evet her türlü gıdaları alabiliyoruz, ama yemek sofralarımızdaki o günün paylaşımları, neşeleri kaldı mı? Maalesef buna olumlu verecek bir cevabım yok. Hareketsizlik ve amaçsızlık ne zormuş.Psikologlar ve psikiyatristler eskiden benim küçüklüğümde bu kadar çok değildi.Doktor levhaları da çoğaldı, gittikçe.
Teknoloji girdabında yüzerken insanlar, aşkı da unuttular, sevgiyi de.İlk kalp çarpıntıları,ilk baş dönmeleri de kalmadı.Küçümsendi aşk,horgörüldü.Artık her şey mekanik olmalıymış,bilimsel düşünmeliymiş.Duygulara yer yokmuş .Öyle diyorlar artık gençler.
Çok üzülüyorum onlara çok, ne çok şey kaçırdıklarını bilmiyorlar. Maddenin soğuk yüzünün geçici olduğunu bilmiyorlar.
Küçükken Sait Faik’in “Son Kuşlar” diye öyküsünü okumuştum. O öykülerin sonunda “Ben kendim için değil, sizin için üzülüyorum çocuklar, bir gün gelecek artık bu gökyüzündeki esmer lekeleri göremeyeceksiniz” diyordu. İşte dedikleri oldu.Ne  gökyüzündeki esmer lekeler kaldı,ne aşk ne duygusuzluk.Teknolojinin yarattığı gri betonlar, gri dumanlara karıştı.Bizim yerimize her şeyi yapan teknolojik aletler, artık bizim için de bir zahmet aşık oluversinler, diye espri yapmaya başladık aramızda.
      Mutsuzduk, kısacası mutsuz: Ben kendim için üzülmüyorum inanın, biz yine de yaşadık pek güzel şeyi. Şimdi sorsalar bana “Tek dilek hakkın var, ne istersin? diye. Hiç düşünmeden “İnsanların gözlerinin önünden bu gri bulutu kaldırın, üzerinde kuşların öttüğü yemyeşil bir vadi olsun her yan; sevgiyle, mutlulukla kucaklasın insanlar birbirini, aşka tutunup, hiç ama hiç ayrılmasınlar.”derdim ve belki de bu isteğim gerçekleşir diye huzurla  kapardım gözlerimi, kimbilir.


önceki eser / sonraki eser