Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu: lila4545
Eser Sıra Numarası:210213eser02




                                                       UMUT BALONUM
 
      Otuz yaşlarındayım, iyi bir kariyere sahibim. Çabalıyorum, durmadan çalışıyorum. Daha fazla emek sarf edip daha fazla kazanmam lazım. Çocuklarla yarın oynarım, piyano çalarım birkaç saat. Sahi kaç aydır çalmıyorum piyano? Akşam hoşlandığım şeyleri yapar biraz rahatlarım. Yine mi eve iş? Olsun, önemli olan iş. Kim alışveriş yapacak? Dolap bomboş. Kendime vakit ayıramıyorum. Bu da saçma oldu. Yani hayatın bu temposunda kendime vakit ayırmayı düşünmem bile komik. Sahi ben nelerden hoşlanırdım? Neleri hayal ederdim? Yeteneğim var mıydı? Bunları niye düşünüyorsam... Ev boş, tamamlanması gereken evraklar dosyada, yemek yok, çamaşırlar yıkanmamış. Bunlar dururken benim neyime kendime vakit ayırmak? Boşver, boşver. Hayatın kum saatini etkileyemeyeceğime göre, bırakayım da dilediği şekilde akıp gitsin.
Bir an durup düşündüm, böylesi bir yaşama sıkışıp kalmış olsam ne yapardım… Oysa teknolojinin tüm gereksinimlerimi karşıladığı ve çalışmak zorunda olmadığım bir yaşamda kendimi gerçekleştirebiliyor olmak ne de güzel olurdu. Böyle bir hayat, daha önce fark edemediğim birçok şeyin kıymetini anlayıp kendim ve başkaları için iyi bir şeyler yapmamı sağlardı. Dünya böylesine dönüp dururken onunla beraber hareket ettiğimi hissedebilmek harika olurdu elbette.Yaşamda her gün yeni bir şeyler oluyor ve ben birçok şeye ne yazık ki kayıtsız kalabiliyorum, çünkü genelde zamanım hayatın temposuna ayak uydurmakla geçiyor. Hep kendimi şöyle sorguluyorum: Bir kerelik geldiğim şu hayatta neden kendimi, hayallerimi, kendi dünyamı ve çevremi keşfedemeyeyim ki? Odanın bir köşesinde, hayalleri olsa bile onları zenginleştiremeyen ve kendi yeteneklerinin hayatını hangi yönde değiştirebileceğini kestiremeyen bir insanın yaşamı ne kadar renkli ve çeşitli olabilir?
Kendimi tanımak ve kendimi geliştirmek için yapmak istediğim o kadar çok şey var ki. Daha uzun süre piyano çalabilmek, daha çeşitli besteler yapmak, daha fazla tiyatro seyredebilmek veya hikayeler yazıp kendimi anlatmak istiyorum. Bunların hepsini yapabilmem için de zamanın benim hayatıma egemen olmaması gerekiyor.
Hayat öyle bir oyuncu ki, sen çabaladıkça sana gülüyor ve kucağını açıyor. Aksi takdirde, bir o yana bir bu yana savrulup duruyorsun. Lise üç öğrencisiyim ve hâlâ mesleğime karar verebilmiş değilim. Nedeni çok basit; ne kadar zaman geçmiş olsa da kendimi bütünüyle tanıyamadım, nelerden hoşlandığımı ve gelecekte beni nelerin mutlu edeceğini tam olarak bilmiyorum. Yatılı bir öğrenciyim ve bu avantajın hayatımı ne ölçüde değiştirdiğinin farkındayım. Zaman yönetimini daha iyi yapabilme ve kendimi daha iyi tanıyabilme fırsatları yaratma konusunda yatılılığın etkisi çok yüksek, fakat üstlenmem gereken o kadar ağır sorumluluklarım da var ki. Bir de bunun üstüne saklı perdeler arkasındaki geleceğimin bana en uygun şartları sağlaması için çok sıkı çalışma zorunluluğu eklenince, elbette kendime vakit ayırmakta bir hayli zorluk çekiyorum.
Eğer farklı koşullara sahip, teknolojinin insan hayatını azımsanamayacak kadar kolaylaştırdığı bir dünyada yaşıyor olsaydım, kafamda önemli bir yer edinmiş düşünce labirentinde kendi yolumu seçip, o yolu nasıl takip edeceğimi bulabilirdim. Bence bir insan kendini gerçekleştiremediği sürece, hep bir yanı eksik yaşamaya mahkûm kalacaktır. Nazım Hikmet’in “Seni Düşünmek” adlı , Ezginin Günlüğü adlı müzik grubu tarafından da yorumlanan şiirinde bir dize vardır. “Ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum.” Dünyadan kendine ait olmayan bir şeyi alacağına, sana özel bir şeyi dünyaya vermek gibi…
Kendimi gerçekleştirmemin en önemli parçalarından birisi hayallerim ve hayallerimi nasıl yönettiğim. Zihnimde beklemeye mahkûm ettiğim ve ne zaman gerçekleştirebileceğimi kestiremediğim o kadar çok hayalim var ki. Her şey hakkında: okul, yatakhane, arkadaşlar, meslek... İşte böyle bir dünyada kendimi gerçekleştirmek üzere atacağım ilk adımlardan biri terk edilmiş hayallerimi ortaya çıkarmak ve onları gerçekleştirmeye başlamak olurdu, çünkü bence her güzel ve başarılı iş, sırtını kocaman bir hayale dayıyor, o hayallerden besleniyor. Kendini tanımanın ve gerçekleştirmenin en önemli koşulu da hayallerini nasıl takip ettiğin değil midir? Hayaller ne kadar bağımsız ve özgür gibi görünse de, aslında insanların kendilerini ve çevrelerini gittikçe tanımalarıyla şekillenirler. Her zaman gerçekçi olmayabilir bu hayaller ama en azından kişinin hayatıyla, yaşadıklarıyla veya duygularıyla zengin bir çerçeve içinde biçimlenmiş olurlar. Teknolojinin işimi kolaylaştırmasıyla bana kalacak zaman kendimi geliştirmeme olanak sağlardı ve bu sayede hayallerimi yakalayabilir ve geleceğim için daha sağlam temeller atabilirdim.

      Hayallerim beni mutlu ediyor ve bu yüzden yaşamımı kendi kararlarım ve hayallerim doğrultusunda huzurlu bir şekilde yaşamak istiyorum. Mesela küçüklükten beri müziğin içinde olduğum için çok büyük bir hayalim var. İmkansız gibi görünebilir, baştan söyleyeyim. Dünyadaki bütün enstrümanları en azından görmek ve iyi veya kötü çalmak istiyorum. Bunu düşündükçe mutlu oluyorum, fakat bunu yapabilmem için paraya ve zamana ihtiyacımın olduğunun farkındayım. Bu gerçek, benim düşünmemi ve hayallerimin kaybolmasını engellemiyor ama büyüdükçe hayalimin  köşelerde saklanacağına şahit olacağımı düşünmek elbette beni üzüyor. Çalışmak zorunda olmasam yapacağım ilk şeylerden birinin bu olacağını biliyorum. Belki de bu hayalim gerçekleşince kendimi her yönümle tanıyacağım ve hayatımı o yönde şekillendireceğim. İşte şimdilik hayallerimi yine bir kenara bırakmak zorundayım.
Kendini gerçekleştirmeyi bazen insanlar kendileriyle başlayan ve biten bir süreç olarak görüyorlar. Oysa kendini tanımak ve kendini gerçekleştirmek, çevreni de tanımaya ve anlamaya başlamak demektir. Dünyada birçok olay oluyor. Çözüm bekleyen irili ufaklı yığınla sorun var. Peki bunlar karşısında ben ne yapıyorum? Bahane olarak algılanabilir veya sorunlardan kaçtığım düşünülebilir, ama gerçekten bu tür konulara ne kadar duyarlı olsam da düşündüklerim bana yeterli gelmiyor. Yine de onca işimin arasında bunlara da vakit ayırmalıyım, ama o zaman da gönüllülük yerine zorunluluk kısmının devreye gireceğinden korkuyorum. Mesela okulumuzda sosyal servis kulüpleri var. Hepsi birbirinden yararlı, anlamlı etkinlikler içeriyor. Her kulüpten eşit derecede yararlanmak isterdim fakat bu ne yazık ki mümkün değil.
Her zaman ihtiyaç içinde olan insanlara nasıl yardım edebilirim diye daha ayrıntılı düşünmek istemişimdir. Dünyadaki farklı yerlerin benim yaşadığım gibi bir yer olmadığını bilmek elbette bende o yerleri ziyaret edip görme isteği uyandırıyor. Farklı insanların gülüşünü, konuşmasını, yaşayış biçimini ve ihtiyaçlarını öğrenmek beni çok mutlu ederdi, biliyorum. Kendimi tanımaya vakit bulabildiğim sürece başkalarını da daha iyi tanırdım, çünkü bazı şeyleri fark etmeye başlardım. Dünyayı bırakın, bizim okulun iki adım ötesinde bile ne hayatlar var. Biz teknolojiden bu kadar faydalanabiliyorken, o küçük çocuklar elimizde bir telefon görünce bile ne kadar şaşırıyorlar. Belki teknolojinin hayatımdaki işlevini arttırmasıyla bu tür yararlı işler yerine daha fazla teknolojinin içinde vakit öldüreceğim düşünülebilir, ama bu bende tam tersi olurdu. Teknolojinin yarattığı bu değerli zaman benim daha çok şeyi fark etmemi sağlayıp kendimi gerçekleştirmeme ortam hazırlardı.Dünyayı anlamanın yanında çevreyi, içinde yaşadığım şehri ve doğayı tanımaya çalışmak da bence çok önemli. Bir gün masamda çalışıyordum ve birden pencereden dışarı baktım. Çok güzel iki gökkuşağı vardı ve ben bunu son dakikasına kadar fark edememiştim. Kim bilir bunun gibi kaçırmak üzere olduğum veya kaçırdığım ne çok şey vardır? Doğanın yanı sıra içinde yaşadığım şehri de ne kadar tanıdığımı veya özelliklerini ne ölçüde bildiğimi düşünmeye başladım. Bu da yaşamın bir parçası sonuçta. Bu durumda ilerleyen teknoloji iletişimde, ulaşımda ve daha birçok alanda sağladığı olanaklarla, ülkemdeki ve dünyadaki birçok kültürü ve birbirinden farklı şehirleri tanımamı daha da kolaylaştırabilirdi. Yani hem zaman darlığı sorunumu çözerdi hem de çevremle olan ilişkilerimi güçlendirebileceğim, kendini her gün yenileyen bir fırsat sağlardı.
       Bir balon düşünün. Uçmaya ve özgür olmaya çalışan fakat bunu başaramayan. İçinde benim bütün hayallerimi, düşüncelerimi, hareketlerimi, yeteneklerimi, hedeflerimi ve duygularımı barındıran koca bir balon. Bunu hep yanımda taşıyıp içine bir şeyler daha eklemek isterdim. Hani bir süre sonra ağırlıktan uçamayacak duruma gelebilecek bir balondan bahsediyorum, kendime ve başkalarına yardım edebileceğim türden. Eğer teknoloji hayatımdaki yükü hafifletseydi, yapacağım en önemli şey kendi balonumu ağırlaştırıp, zenginleştirmek olurdu. Belki uçamazdı ama yine de balonumun kontrolu bende olurdu ve onu istediğim zaman hafifletip uçurabileceğimi bilirdim. İşte bu yüzden balonumu serbest bırakacağım günün gelmesini umutla bekliyorum...