Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu: kıvırcık1996
Eser Sıra Numarası:200213eser21




                                                             ARAFTA KALMAK
             
Sevgili günlük ,
Bu sabah en sevdiğim şarkıyla müzik çalarım beni uyandırdı. Yürüyen merdivenlerle aşağıya indim. Mutfak robotumuz kahvaltıyı hazırlamıştı. Kahvaltıdan sonra annem teknoloji gününe gitti. Ben de jetimle biraz dolaşmaya çıktım. Akşam olunca jetimle yatak odamın tavanından odama girdim. Otomatik gardırobum pijamalarımı giydirdi. Akıllı televizyonum sürekli takip ettiğim diziyi açtı. Onu seyrederken mutfak robotum bana dilimlenmiş meyve getirdi. Yattığım yerden seninle konuşuyorum, akıllı kalemim de yazıyor. Yarın teknoloji mağazasına gideceğim. Düşünceleri okuyan kalem çıkmış, onu alacağım. Böylece konuşarak yorulmam. Yarın görüşürüz, iyi teknolojili geceler…          
                                                          
Eğer teknoloji bu kadar ilerlerse çocuklarımız günlüğüne bunu mu yazacak ?-Daha doğrusu akıllı kalemleri- Ders, sınav, okul, sabah erken uyanmak.. Hiçbiri olmayacak mı ? Hayır hayır böyle bir dünyada yaşamak istemezdim; ama her insan gibi benim de var olduğum sürece mücadele etmem gereken bir nefsim var ve o, böyle bir dünyada yaşayıp tadını çıkartmanın mükemmel olacağını söylüyor. Teknolojinin kazançlarıyla çıkacaksa akıllı kalemler, yapılınca robotlar, jetler.. gelsin eğlenceler, gitsin dertler. Tabiî ki seçimim; bol bol eğlenmek, hayatın tadını çıkarmak, hep kaçırdığımız o anları yakalamak olurdu. Nasılsa her şey elimin altında, yorulmama, hırpalanmama gerek yok. Bir kelebek gibi çiçekten çiçeğe konar, çeşit çeşit polen toplardım. Gezip, görüp dünyanın bilmediğim yerlerini keşfederdim. Seyahate çıkmak için kocaman bir bavula gerek olmazdı. Kafama esti mi fırlar giderdim istediğim yere. Gülebildiğim kadar güler, eğlenebildiğim kadar eğlenir, bilgilenebildiğim kadar bilgilenirdim. Peki ya her şeyi yaptıktan, dünya turu bittikten sonra ? Peki ya sonra ?
Ben, yazar olmak isterdim. Nasılsa yazıp yorulmayacağım, ben söyleyeceğim akıllı kalemim yazacak. Hatta bazen düşüncelerimi okuyup yazacak. Evet öyle bir kalem isterdim. Her dakika düşüncelerimi yazabilecek bir kalem hayatımı değiştirebilirdi. Bazen gerçekten bunu istiyorum. Aklımdan şiirler, güzel sözler, kurgular geçiyor. Ama o kadar hızlı geçiyorlar ki yazmaya yetişemiyorum. Bu yazıyı yazmaya karar verdiğimde de o kadar çok şey geçti ki aklımdan, ama maalesef zavallı kurşun kalemimle bu kadarını yazabildim.

     Her şeye rağmen en azından kurşun kalemim elimde, kelimeler zihnimde, tertemiz bir sayfa önümde bunları hissederek yazıyorum. Aslında düşünüyorum da asıl şu an elimde tuttuğum kalem akıllı. Çünkü aklımdan geçen her şeyi yazmıyor. Kelimelerin bazılarını eliyor, arada duruyor, bazen yeni kelimeler ekliyor. Çünkü bir kelimeyi yazarken, devamı değiştirebiliyor bazı kelimeleri. Eğer düşündüğüm her şeyi muhakeme süzgecinden geçirmeden dökseydi kağıtlara, ne kadar güzel olabilirdi yazdıklarım ? Taşlı bir pilav gibi ya da baklavanın içinden ceviz kabuğu çıkması gibi aniden bozmaz mıydı insanın ağız tadını ? Onu gerçekten ben yazmış gibi hisseder miydim hiçbir emek sarfetmeden, kalemin kağıdın kokusunu içime çekmeden ? Hayır. Hiç sanmıyorum. Güzel bir yazı yazmak için kalemin kurşununu kağıdın kokusunu, kelimelerin büyüsünü hissetmek gerekir. Ve ben bu yazıyı tam da bunları hissederek yazıyorum. Teknolojiye ne gerek, önce hissetmek gerek..