Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu: kumru2927
Eser Sıra Numarası:220213eser07




                                                        KUMDAN KALE
      Ekrana bakmakta olan gözlerdeki hırs, oturduğum koltuğa daha çok gömülmeme sebep    oluyor, bir yandan da babamın sabırsız ayakları olabildiğince gürültü çıkarıyordu. Bir ritimden çok savaş davullarını dövüyordu 45 numara ayaklar.Alt tarafı haftada iki gün gittiğimiz hızlandırılmış eğitim  formatında bir okul…Ve sınav sonuçları…Diyerek kendimi rahatlatmaya çalışsam da, babamın ayaklarıyla tuttuğu ritme kapılıp duvardan duvara savruluyordu korkularım.Nihayet ekranda oluşan bir renk değişimi, yeri seyreden yüzümü odadakilere çevirdi. Yüzlerde oluşan heyecan ve sabırsızlık yerini basit bir tebessüme bırakmıştı. Aradığını bulamamış bakışlar, odadan çıkıp hayata dönmek için fırsat kolluyordu. Ekrandaki kocaman A harfi başarımın en büyük kanıtıydı. O halde neydi bu memnuniyetsizlik? Bu,”senden adam olmaz” bakışları? Ağızlardan tek bir sözcük dahi çıkmadan herkes günlük yaşantısına dönüyordu. Babam hariç.Oturduğu koltuğun ucuna kadar kendini kaydırmış, ayağa kalkıp kalkmamak arasında kalmış o anlamsız oturuşuyla yüzüme bakıyordu. Odadaki kasvetli sessizliği ilk yırtan da o oldu.”Yeterince iyi değil, daha iyi olabilirdi.”Şoktaydım. Ama nasıl? “A” almış, haftanın iki günü gittiğim, bir kulaklık ve ekrandan aldığım sıkıcı dersler işe      yaramıştı, notlarım iyiydi.”A+” almak elbette daha iyiydi ama daha 5F öğrencisiydim.
Açıklamalarımı dinlemediği belli olan babam, hiçbir şey söylemeden ayağa kalktı, tam kapıdan çıkarken “En iyisi olman için yeterli değil.” Cümlesini gizli bir silah gibi kullanıp hızlıca kapıyı çekti.
Küçük omuzlarımın kaldıramayacağı bir yüktü “en iyisi olmak”.Anlam veremiyordum. Yaşadığımız çağda kim en iyisiydi? Hayatlar o kadar kolaylaşmıştı ki ulaştığımız teknoloji bir ömür çalışmadan yaşamamızı sağlayabilirdi. Tek yapmamız gereken, hafta sonu piknikleri, ailece yemek yemek ve tabi ki  kumsalda kumdan kale yapmaktı.
Oysa bizler,” iyinin iyisi” olmak için birincinin hiçbir zaman belli olamayacağı bir yarıştaydık. Ruhlarımızı geride bırakmış deli gibi koşturuyorduk.
Öğrendiği yeni bir şeyi paylaşmaktan korkan arkadaşlarım vardı. Bilgilerini en iyisi olmak için sakladıklarından emindim. Ama ben en iyisi olmak değil, sadece kumdan kale yapmak ,birbirlerini yarım saatten fazla göremeyen ailemle pikniğe gitmek,dersleri kitaplardan öğrenmek istiyordum.Ekranlar beni boğuyordu.Tarih derslerinde okuduğum geçmişe o kadar özeniyordum ki... Eskiden insanlar yaşamlarını sürdürebilmek için çalışmak zorundaydı. Oysa şimdi çok ve daha çok için, çok çalışıyorlardı…
Varlığın içinde kendilerine bir yokluk yaratıp standartların üstünde yaşamak istiyordu bu nesil. Standartlar her geçen gün büyüyor, daha da ulaşılmaz oluyordu. Aç gözlülük ayaklardan yakalıyor, geriye çekiştiriyordu adeta.Her gün annemin önüme koyduğu dondurulmuş gıdalar gibiydi duygular, tatlarını yitirmiş, benliklerini kaybetmişti. Pencereden baktığım her sabah, arabalar daha da hızlanıyordu. Yayalar tükenmişti çoktan, sokaklar her geçen gün genişleyen yollara teslim olmuştu .Her sabah yarış daha da zorlaşıyor, bulutlar gökyüzünü biraz daha kaplıyordu.
     Yaşanması bu kadar kolay hayatlarda, zorluklar içinde büyüyorduk. Bu gün yirmi iki yaşımı doldurdum. Hayatım tam da babamın istediği ve yarışa uygun bir biçimde gelişti. Artık notlarımın hepsi “A+”. Ama hava hala bulutlu ve ben hala kumsalda kumdan bir kale yapmaya fırsat bulamadım…