Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:kıray4321
Eser Sıra Numarası:240213eser14




                                                                      İYİ Kİ
      Biz insanlar hep istiyoruz. Olan, olmuş, olacak her şeyin temeli isteklerimiz. Öğrenmek istiyoruz, elimizle koymuşuz gibi her bilgiye ulaşabiliyoruz. Görmek istiyoruz, ne yaşanmışsa sanki oradaymışız gibi izliyoruz. Konuşmak istiyoruz, sevdiklerimiz nerede olurlarsa olsunlar birden yakınlaşıveriyorlar. Almak istiyoruz, istediklerimiz kapımıza geliyor. Tüm bunları yapabilmemizi sağlayan sihirli hizmetkâra teknoloji diyoruz.
Hayatımız yapmak istediklerimizle yapabildiklerimiz arasında geçip gidiyor. Ama bu istekler dünyasında savaştığımız bir şey var. Biz fark etmeden o ilerliyor, deyim yerindeyse göz açıp kapayıncaya kadar geçiveriyor. Bizler ona zaman diyoruz. Kimimize çok verilmiş ondan kimimizeyse az. Asıl mesele ne kadar sahip olduğumuzu bilmediğimiz bu şeye hükmedebilmek. Bir saatimizi bile planlarken onu nasıl geçirmememiz gerektiğini düşünmek ona hükmedebilmenin en iyi yolu. Elimizde ne istersek var, az olan tek şey zamanımız, asıl kavgamız onunla. Bunu unutmadan isteyen insan, zamanının sonuna geldiğinde “İyi ki…” diyecek.
Her birimizin içinde üç farklı kişi saklıdır. Birini bize hayat doğduğumuzda hediye ediyor. Doğduğumuzda kimsek, insanlar bizi tanıyana kadar o kişi oluyoruz. Ne zaman ki başka biri karışıyor hayatımıza, işte o anda başkalarının istediği kişi oluveriyoruz. O da içimizdeki ikinci kişi. Ne zaman başkalarının istediği gibi olmaktan vazgeçip başkalarının da olduğunu unutmamayı öğrenirsek o zaman kendimiz oluyoruz. İşte bu da içimizdeki üçüncü kişidir. İstekler dünyasında hayatın fırtınasına kapılmayıp kökleriyle sımsıkı tutunabilen insanlar kendi olabilenlerdir. Onlar da zamanlarının sonuna geldiğinde “iyi ki” diyecek.
Hayat sadece yol aldığımızda anlamlı oluyor. Sonu gelmeyen isteklerin oluşturduğu siste önünü görebilenler anlayacak bunu. Her şeyin mekanikleştiği dünyada etin, kemiğin yanında ruhunun da olduğunu unutmayan insanlar yol alamazsa nefes de alamayacak. Onlara dokunmayan yılan bin yaşamayacak. Duyup acıları paylaşacak, görüp yardım eli uzatacak. Başkalarının gözlerinde mutluluğu görmezse kör olacak. Hiçbir yokuşun göründüğü kadar dik olmadığını ruhları fısıldayacak onlara. Çıkıp zirveye ulaşacaklar. O insanlar çalışmak zorunda olmasalar da sevdikleri şeyleri yaparak yararlı olmayı başarabilecek.
Hayallerimizi gerçekleştirmek için bir adım atmadığımız beş dakika bile kayıp. Her şeyin elimizin altında olduğu bu dünyada mazereti, şikâyeti, vazgeçmeyi içinden söküp atan insan “Hep aynı yollardan geçerek farklı yere varılmaz.” diyecek. “İyi ki” demek için elinden geleni yapacak. Denemekten korkmayacak. Dünyada misafir olduğunu aklından çıkarmayacak.  Herkesin yitirilebilir olduğunu unutmayacak, daha çok kıymet bilecek. Herkesi, her şeyi sevecek. Yalnızlaşarak çoğalamayız. Bunu unutmayacak sosyalleşecek. Yeni insanlar tanıyacak. Başka hayatları görüp misafir olacak.
Kendi hayat hikâyesini kendi yazan insan olmak, başkalarının istediği gibi yaşamamak… Kalbinin attığı yere adımını atmak, keşkelerden kaçmak…  Havayı nefesiyle değil her saniyeyi dolu dolu yaşayarak içine çekmek… Doğruya ulaşmak için elindeki tüm imkânları kullanmak…         

      Ruhunun gereksinimlerini unutmamak… Ne şartlar altında olursak olalım, teknoloji bizleri ne kadar ileriye götürürse götürsün tüm bunlar zamanımızın sonuna geldiğimizde “İyi ki” dememizi sağlayacak.