Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:köpük2581
Eser Sıra Numarası:230213eser43



                                             BİLİŞSEL AYNADA UYANIŞ 

     Teknolojinin tüm gereksinimlerimi karşıladığı ve çalışmak zorunda olmadığım bir dünyada yaşıyor olsaydım, yaşama amacımı irdelerdim ve tüm var oluş amacının sadece saf sevgiden ibaret olduğunu duyumsardım. Birlik bilinci sarardı tüm benliğimi ve bu yüce bilinç dolardı yüreğime. Bu yoğunluğu içimde özümseyip, karşıma yansıttığımda kendimi görürdüm her atan yürekte ve yaşamın her evresinde bu varlık bilinciyle tekamül etmenin dinginliğini yaşamak isterdim.

Teknolojinin getirmiş olduğu refah, bana kendimi kaybettirmezdi, aksine benlik bilinciyle dolardı tüm ruhum onun verdiği tatlı meltem esintisi yüreğime su serperdi. Ben bu dengede gerçek huzuru deneyimlerdim. Kendimi kapattığım, duvarlarla ördüğüm o kabuktan ayrılırdım. Gerçek var oluş özgürlüğünün verdiği hafiflikle hazlann en yücesini yaşardım. Her bir varlığın fizikselliğiyle yüreğim dolar ve tek vermem öz sevgiyi akıtırdım her bir çehreye. Affedip sevgiyle özgür bırakmanın ne denli önemli olduğunu duyumsardım. Koşulsuz affederdim. Tüm yaşanmışlıkları içimde sindirip nefrete yer vermeden, söküp atardım ruhumun derinliklerinden tüm negatifliğe dair duygulan. Kilit vurmazdım yüreğimde hapsolan o sarmaşıklıklara. Çünkü bilirdim ki aslmda benim sönümdür, bir yerde kendi içimdeki tıkanmış eneıjiyi durdurur ve engel olurdum. Beni içten içe bitiren, yok olmama içselliğin tutsaklığıdır. İçimdeki bağla bütünleşip affettiğimde kırgın olan yüreğim de onanlırdı ve sadece saf sevgi tohumu ekilirdi ruhumun derinliklerine. Bu merkez büyüdükçe ben tamamen yoğun ışık olurdum ve sevgi titreşimimi yayılırdı özümden. Bunun bilinciyle hafiflerdim, ileriye atılımlar yapardım. Arkamda bir çift gözyaşı bırakmadan yüreklere saf mutluluk serperdim.

Aslmda doğru ve yanlışın olmadığım sezinlerdim. Her kelimeye zıtlıkları veren, kendimizce değer yargılarına varan bizleriz. Gerçekte mutlak bir anlam veremeyiz hiçbir bağa. Hayatımıza kuralları koyan biz insanlarız. Bu değer yargılarının altında ezilip kendimizi yargılıyoruz, yargıladıkça daha da dibe batıyoruz. Sınırlar çekiyoruz yaşamımıza, bir anlamda kendimizi ifade etmekten kaçıyoruz. Halbuki ne kadar içimize yönelirsek o kadar ufkumuz açılır ve bu derinliklerin verdiği uçlarda gerçek bizi keşfederiz. Nedendir bu korku bilinmez. Niyedir insanoğlunun kendinden bu denli kaçışı, yarınlarım ertelemesi. Her yeni açılım, altın çağm ışığının yansımasıdır. Mutluluğa ve huzura açılan kapının anahtarıdır. Bu kapıyı araladığımız an iç uyumun başlangıcıyla dengemizi buluruz. İçimizdeki o ahenk yüzümüze yansır, gözlerimiz bambaşka bir ifade bulup parlar ve yaydığımız o fiziksel doyuma ulaşıp gerçek hazzı alıp, veririz.

Ne yazık ki bizi yok eden bu yargılamalardan çoğumuz kendi içimizde kurtulamayız. Bu değer yargılarının altında ezilip kendimizi yargılıyoruz. Vicdan muhasebeleriyle omzumuzda biriken ağırlıkların yüküyle kamburlaşıyoruz. Kendi kendimizi hapsediyoruz, ruhumuzu zincirliyor ve içimizdeki gerçek bizi bu düştüğümüz karanlık kör kuyuda sıkıştırıyoruz. Engeller koyuyoruz yollarımıza ve bu bariyerleri kuramıyoruz. Mutsuzluğumuz bundandır aslmda. Rahata ermenin yolu tamamı ile sınırsız teknolojinin kolaylıklarıyla son bulmuyor. Bedenen rahata erebiliriz bu anlamda, belki. Ama ruhumuz beslenmedikçe ve gerçek özünü bulmadıkça bizler ne kadar çabalarsak çabalayalım boş.

Önemli olan beden ve ruh dengesinin dinginliğini yaşamak. Gerçek huzur bu. Aslmda içten içe haykırıyor tüm gerçekleri benliğimiz. Kulağımızı kapatmasak, işitebilsek bu ince ruhu, çözüme ermiş olur içimizdeki tüm kırgınlıklar, bizi darmaduman eden yıkımlar. Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız ruhumuz içimizdeki hassas, narin çocuk hep kalbimizin sesiyle bir atıyor yüreklerimizde. Sadece duyumsamak onu sevgiyle yüceltmek kalıyor. Gerçek bizi sevmek, kendi içimizde kendimizle barışmak, bir yerde kendimizi saymak ve değer vermek lazım. Kendimizi hapsettiğimiz bu sis perdesini araladığımızda, içimizdeki bize bu şansı tanıdığımızda, bir anlamda içimizdeki beni yaşadıkça ve yaşamla bütünleştikçe gerçek hakikatin aslmda biz olduğumuzu anlıyoruz. İşte bu vakit yaratılışımızdaki evrimleşme sürecinin her yerde bir bütün ve dönüşüm olduğunun bilincine varıp bu serüvenin içinde hakikatin bilinciyle varolup, uyumu yaşardım...

"Erişimi kolay bir engelin ana sayfası gibi,
Sevgi yüzün aksın.
Dijital devrimin can gülüsün,
Sevgin aksın film arası hayata.
Bilimsel oyunlarımız olsun,
Bilge ben, Kerem sen...
İletişimin trafiği aksıyor.
Kendi yazıp oynadığım,
Son oyunun galası gibi özel olsun yaşanırlık.
Dijital kitabımın her sözcüğü gibi.
Okunsun sevgin.
İlk bakışın, düğmeye basmakla başlasın;
Teknolojik yenilik beni sürsün huzura..."



önceki eser / sonraki eser