Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu: kiraz2112
Eser Sıra Numarası:220213eser22




                                                  SANAT OLMAZSA, OLMAZ
       Her insan doğar yaşar ve ölür. Bazı insanlar ise bu dünyaya kalıcı bir şeyler bırakmak ister. Tıpkı benim bu yarışmaya katılma nedenim gibi. İyi bir hayat sürebilmek için yapmak zorunda olduğumuz birçok etmen, bizi biz yapacak şeyleri ertelememize yol açar. Bu kimi zaman anlatılacak bir hikâye yazımı, kimi zaman çizilecek bir resim, kimi zaman ise yontulacak ve hayat verilecek bir taş, bir odun parçasını yorumlamak gibi.Ve teknoloji gelir, tüm ihtiyaçlarımı karşılar ve sonuç;  İstediğim her şey avuçlarımın içinde. Para ile sahip olabileceğim tüm şeyler benim. Ve ben büyük bir boşluktayım. Bu günümü ve yarınımı sorgularken buluyorum kendimi. Ben kimim? Bu dünyaya neden geldim? Ne bırakabildim? Ve en önemlisi her gün oksijenini tükettiğim bu dünyaya ne yararım dokundu? 
Beni bu noktada girdiğim karışık ruh hali durumundan çıkaracak yaşam seçimim; en çok isteyip de yeterli vakit bulamamaktan ilgilenemediğim sanata, kendimi adamak, yapacağım en harika şey olurdu.
Kendimce yararlı ve yeni yapıtlar ortaya koyardım. Biraz eğlenceli,  biraz düşündürücü,  biraz eğitici.  Bu yapıtlarla insanların, belki de teknolojinin getirdiği yeni boşluk duygusundan kaynaklanan mutsuzluğunu, bir süreliğine bile olsun uzaklaştırabilecek yeni bir dünya oluşturmaya çalışırdım.
Ve bu sanat kapısının anahtarlarını onlara dağıtırken bulurdum kendimi.
Ardından ise insanlara gerçek sanatçının, yani Tanrının en büyük eserini gösterirdim Ayna’yla! Bu yeni bir keşif değildir aslında. Ama insan’ın güzel ve saf olan tüm şeyleri içinde nasılda barındırdığını, en iyi yansıtan ve hatırlatan bir göz kırpıştır benim için.
İnsan en çok çocukken sanatçıdır ne yazık ki. Hem de en özgüründen. Örn: Bir ağaç dalının gölgesinin filin hortumuna benzetilmesi, bulutların bir anda tavşana dönüşebilmesi ya da yerde bulunan basit bir sopanın, bir anda kahraman kılıcı haline gelmesi gibi eğlenceli ve yaratıcıdır.
Ve sonra büyürüz, her şey olduğu gibi gerçek anlamında görünmeye başlar gözümüze. Ağaç,bulut,sopa.. Çünkü hayal kurmaya fazla zaman yok. Hayal kurmak karın doyurmaz. Bize bu öğretilir hayatta.Sanat, insan ruhunun en diplerinde belki de çıkmak için çırpınan sessiz bir çığlıktır. Zamansızlık ya da parasızlık yüzünden hep ezilmiş hep bastırılmıştır.Çünkü bu ülkede sanat=parasızlıktır.Zaten sanatın dalıyla uğraşan tüm insanlar bunu maddiyat değil maneviyat için yaparlar.
O zaman tam sırası. Geçim kaygım da yok. Evet. Benim yaşam seçimlerim sanattan yana olur. Sanatın her yönüne, her şekline ilgim var çünkü. Müzik, resim, yazı yazma ve okuma.  Benim ruhumu besleyen beni ben yapan, okurken gezdiren, çalarken özgürleştiren, çizerken her hayalimin gerçek olabildiği, yazarken konuşmama gerek olmadan kendimi istediğim gibi ifade edebildiğim o harika duygulardır bunlar. Bir insanın karnını doyurduktan sonra geriye ne kalır ki? Ruhunu doyurmak! Bunu da ancak üreterek yapabiliriz. Ürettikçe, paylaştıkça çoğalırız.. Bir kişinin bile mutlulukla tebessüm etmesini, düşünmesini, yaşam amacını en doğru şekilde sorgulamasını sağlayabilmek, kendimizi hem işe yarar hem de faydalı hissettirir bize.
       Özgürce sanatla uğraşabileceğimiz bir dünya için (en azından benim için), tüm ihtiyaçlarımızın karşılandığı bir yaşam madem teknolojik gelişmelerden geçiyor,  o zaman umarım bu süreç bir an önce gerçekleşir de, bende amaçlarıma odaklanıp hedeflerime bir an önce başlayabilir ve başarabilirim.