Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu: kedi8156
Eser Sıra Numarası:220213eser41




                                                TEKNOLOJİNİN ESARETİ
     Teknoloji her geçen gün daha çok gelişmekte ve insanlar daha rahat yaşamak istemektedirler. Teknoloji ilerledikçe yani yaşam daha somutlaştıkça biz tembelleşmeyecek miyiz?  Hayatımızı bu kadar kolay ve rahat yaşamamızın elbette bir karşılığı olacak. Peki ya bu rahatlık bizden neleri alacak? Düşünün, kalktınız önünüzde yemeğiniz var. Zaman kaybetmeden yiyip giyindiniz ve çoktan dışardasınız bile! Ne güzel. Hem yorulmuyorsunuz da. Fakat insanlar… Ne kadar da uzaklar. Bir de bakıyorum Nermin Teyze uçan son model aracından el sallıyor bana hayret el sallamayı da bilir miymiş (!) trafik ışıkları da yok, zaten araçlar havada.
İnsanlar çok rahat, uzaklaşmışlar beklentilerinden. Sorumluluktan korkuyorlar. Herkes kendi ördüğü taş duvarlarının arkasına saklanmış ve iç dünyalarına sinip kalmışlar. İnsanların birbirinden uzaklaşmasının sebebi de bu. Taş duvarların arkasında hayatlarının geri kalan kısımlarını yaşamaya devam ediyorlar.
Herkes kentlerin yollarından geçip, eğlenceye, tüketmeye gidiyor. Bu sınırları çizilmiş bir yaşam. Köşeyi dönüyorum sokağın sonunda bir duygu eskicisi var, insanların kolayı seçip bir kenara attığı, hurdalarına ayrılmış; başarıya inanma, beklenti duygusu, beğenilme, ümit etme, değer verme gibi bizi çalışmaya, üretmeye sevk eden duyguları topluyor… Bu yaşam ihtimallerle ve tesadüflerle değil, kurallarla oluşturulan bir yaşam. Görünen o ki, tüketim çılgınlığı dünyayı sarmış durumda. Çoğu şey sık sık değiştiriliyor. Hemen alınıp, çabuk sıkılınıp, tüketiliyor. Zaten üretmeyen bir dünya tüketim toplumu yaratır. Tüketen toplum dünyayı bir duygu ve teknoloji çöplüğüne çevirmez mi?
Mesela benim hayatımda gelecek kaygım olmazdı. Çünkü bilirdim ki çalışmasam da geleceğim güvende olacak. Neden emek harcayıp, çalışayım ki? Meslek derdim yok, gelecek kaygım da yok! Böylece her şey önümde hazır olurdu ama yaşarken edindiğim bilgi ve tecrübelerim kalıcı olmazdı, deneyip yanlışla doğruyu ayıramamışım ki…
      Eğer benim ütopyamda yaşamaya devam ederseniz yaşarken ölmüş olacaksınız, çünkü bir insan yaşamaktan zevk almazsa gerçekten yaşamış olur mu? Olmaz. Sonuçta bir şeyler başarıyorsak ya da en azından başarmaya çalıştıklarımız bize bir şeyler katıyorsa, yaşamaktan zevk alırız. Yanlışı doğruyu düşe kalka öğreniriz. Bunları deneyim kazanmadan bilemeyiz. Denemeliyiz emek harcayıp, değer vermeliyiz.