Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:karamsar1995
Eser Sıra Numarası:230213eser42




                                     HAYAT, ÖLÜMÜ YAŞATTIĞI SÜRECE GÜZELDİR

Hayatın  sonbaharında  yeşermeye  başlar  zaman.
Yapraklar  terk  ederken  bu  dünyayı,  açmaya  başlar  ilk  gülleri  yılların.
Yalnızlık  giydirirken  hayata   beyaz  kefenini,
 Zaman  yol  almaya  başlar,  bembeyaz  papatyalarla  mutluluğa.
Ölüm  çaresizlikler  içinde  çırpınır  durur,  hayata  tutunabilmek  için.

Uzun  zamandan  sonra,  nihayet  bugünlerde   mutluyum.Bu  sabah  kuşlar  cıvıl  cıvıl  ötüşüyorlar. Penceremden  içeri  usul  usul  rüzgar  sızıyor.Yavaş  yavaş,  gül  kokusu  bedenimle  birlikte odayı  da  fethediyor.Hareketsiz  halde  içime  çekiyorum,  geçmişin  çıkmaz  sokaklarında  kalmış  yalnızlığı.Devrik  cümlelerden  ibaret  gülümsemelerim,  biliyorum  beni  bekliyor  oralarda  bir  yerlerde.Küçük  bir  kelebek  zamanın  kara  sularında  dalgalana  dalgalana,  parmağıma  konuyor. Özlemekten  yorulmuş   gözlerimden,  geçmişe  bir  damla  daha  hasret  süzülüyor.
Keşke  diyorum  bazen,  keşke  böyle  olmasaydı.Bu  kadar  gelişmeseydi  insanlık.Eski  günlerdeki  gibi  çocuklar,  parkları  süsleyen  cıvıl  cıvıl  laleler  olsaydı  yine. Yaşlı  teyzem,  yaşlı  dedem  olsaydı  evlerin  kapısında  oturan.Belinin  ağrısından  sızlanan  eli  öpülesi  teyzem  olsaydı,  hayata  dair  ders  alınacak  anlarda. Geçim  derdi  ile  efkarlanan,  küçük  sarhoşlar  olsaydı  bu  hayat  masasında.Bayramlarda  bir  lokma  ekmeğe  muhtaç  halde,  babasını  özleyen  yetimler  olsaydı,  kırık  dökük  pencerelerde.Karnı    annenin  kucağında  donarak  ölen  bebek  tablosu  olsaydı  bu  hüzün  duvarında.Çaresizlikten  ümidini  yitirmiş  babanın  elinde,  acılarını  unutturduğunu  sandığı  sigarası  olsaydı  yine.Ben  yine,  her  şeyini  kaybetmiş  bir  ayyaş  olsaydım  aşkın  penceresinin önünde. Gözlerimin  yağmuru  olsaydı  yine,  pişmanlıklar.İnsanın  ayrı,  insanlığın  ayrı  olduğunu  öğrenme ihtimali  olsaydı  keşke  insanların.
Bu  günlerde  bunları  kime  anlatsam  masal  sanıyorlar.Geçmişte  yaşananların  yanında  bunların  sadece  süs  kalacağını  söylediğimde,  gülüp  geçiyorlar.Bilmiyorlar  ne yazık  ki,  hatırlamayı  bilmiyorlar  zamani  insancıklar. Bilmiyorlar  ağlamayı,  gülmeyi,  eğlenmeyi  bilmiyorlar. Tek  iyi  yanları  acı  çekmemeleri,  gerçi  acısız  da  hayat,  tatsız  tuzsuz  çorbaya  döner  ama  onlar,  bunu  da  bilmiyorlar.Sadece  teknoloji  sayesinde  yaşadıklarını  sanıyorlar. Haberleri  yok  ki  aslında  kendilerinin  birer  kukla olduğundan,  teknolojinin  kuklası.Çalışmak  yazmaz  onların  kitabında,  çaresizliğin  anlamını  bilmez  sözlükleri.Çileyi  bir  şarkı  sanırlar,  yoksulluğu  dublajsız  bir  film  bilirler.Yazık!
Eğer  bana  sorsalardı “Eğer  teknolojinin  tüm  gereksinimlerinizi  karşıladığı,  çalışmak  zorunda  olmadığınız  bir  dünyada  yaşıyor  olsaydınız  yaşam seçimleriniz  neler  olurdu?”diye,  şunu  söylerdim  onlara;  ben  böyle  bir hayat  istemiyorum.Çünkü  teknolojinin  benden  aldıklarının  yanında  verdiklerinin  bir  önemi  yok.Sadece  benden  de  değil.Siz  isteseniz  de  istemeseniz  de  teknoloji  sizden  birçok  şey  alır.Sağlığınızı,  gülümsemenizi,  sosyal  hayatınızı,  çalışma  isteğinizi  ve  daha  nicelerini.Onun  tutsağı  olmamak  çok  zordur.Çünkü  o  size  birçok  şey  verir,  işte  siz  onlardan  vazgeçemezsiniz.Size  interneti  verir  ki  dünyanın  diğer  ucuna  anında   ulaşabilesiniz.Size  telefonu  veriyor,  sevdiklerinizin  sesini  hemen  dinletiyor.Size  uçakları,  gemileri  arabaları  veriyor,  veriyor  ki  siz  yorulmadan  istediğiniz  yere  gidebilesiniz  diye.Size  kitapları  veriyor,  okuyun,  yazın,   cehalete  karşı  korkmadan  durun  diye.Size  daha  nicelerini  veriyor,  sırf  sizin  iyiliğiniz  için.Yani  teknolojinin  bir  suçu  yok,  bütün  suç  bizde.Biz  onun kölesi oluyoruz.İnternet  demiştim,  aynı  internet  birçok  suçu  beraberinde  getiriyor.En  kötüsü  milyonlarca  masumun  ölümüne  yol  açacak füzelerin  tek  bir  tuşa  bakması,  yaşamın  bu  kadar  ucuz  olmasıdır.Arabalar  dersen,  aynı  mekanizmadan  mermi  işlemeyen  tanklar  yapılıyor.Uçaklar  geliyorsa  aklına,  onlardan  üzerlerine  bomba,  silah  yerleştirilmiş  gökteki  Azrailler yaratılıyor.Gemilerden  martılara  simit  atmak  geliyorsa  aklına,  dur  biraz.Çünkü  aynı  formüllerle  denizin  altındaki  ölümcül  hayaletler  yaratılıyor.Aslında  bu  kadar  iyi  yanı  varken,  biz  yine  en  kötü  yanlarını  alıyoruz.
     Eğer  gerçekten  böyle  bir  dünyada  yaşamak  zorunda  olsaydım,  bütün  bu  kötü  yanlara  karşı  durmak  için  yaşardım.Issızlaşmış  cehalet  sokaklarında  kaybolanları  çekip  çıkarmak  için,  canımı  bile  verebilirdim.Nükleer  santrallerin  hiçbir  işe  yaramadığını,  işçisinin  hakkını  yiyen  patronun  ipliğini  pazara  çıkarmayı,  sokaklarda  binlerce,  milyonlarca  aç,  evsiz  insan  olduğunu  anlatmaya,  tembelliğe  inat  çalışmayı,  şiddetin  hiçbir  şeyi  çözmeyeceğini  anlatmaya,  savaşın  kan  dökmek,  canilik,  çoluk  çocuk,    dost  demeden  katletmekten  başka  bir şey  olmadığını  anlatmaya  ve  bütün  bunları  gözler  önüne  sermeye  çalışırdım.Teknolojinin  buradaki  görevi  ne  derseniz,  onun  bütün  iyi  yanlarını  kullanarak  kötülere  karşı  çıkmak  olacaktır.Ama  bunlara  ne  gerek  var  ki,  niye  uğraşacağım,  bana  ne,  benim  keyfim  yerinde,  tıpkı  sizin  gibiyim  ben de.Ha  siz,  ha  ben.Ama  şunu  unutmayalım,  susmak  bütün  canilikleri  kabullenmektir.