Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:kalemucu4295
Eser Sıra Numarası:230213eser30


                                                                   

                                                                        YAŞAMIN ÖNSÖZÜ            
    İnsanın yaşama şekli, kendisine dair bir önsözdür.Yaşanmışlıklarının, yaşamak için hayalini kurduklarının, arzularının, amaçlarının ve elbette dünyaya bakışının önsözü.Hiç kimse geriye dönüp baktığında boş bir sayfa görmek istemez hayatında.Dolu dolu olsun ister satırları.Her okuduğunda hedefine ulaşana dek harcadığı emekten bir parça, hayali gerçek olana dek bekleyişindeki sabırdan bir tutam, yılmasına engel olan azminden birkaç damla mutluluk bulmak ister o satırlarda.

Descartes mutluluğu ‘"bir ruh memnunluğu ve iç hoşnutluğu" olarak tanımlar. İnsan özünde ruhunu hep hoş tutmak için çabalar. Bu açıdan bakıldığında teknolojinin bir insanın tüm gereksinimlerini karşılaması söz konusu değildir.Teknoloji ancak insanın ‘‘maddi” ihtiyaçlarını ortadan kaldırabilir. İnsanın çalışma zorunluluğunun olmaması onu kısa süreli bir tembelliğe itse de bir süre sonra bol bol uyku ve eğlence dolu bu süreç onu sıkmaya ve yeni uğraşlar aramaya iter. Bu da insanın kendi iç dünyasına yönelmesi anlamına gelir.
İç dünyasına yönelen birey, kendisine '"kimim. ne yapmak istiyorum, ne yaparsam mutlu olurum?” sorularını sormaya ve hayattaki amacını sorgulamaya başlar. Kendini tanıma, sınırlarını keşfetme çabasına girer. Gerçek mutluluğu tatmak istediğine emin olduğunda ise insan hayatta en iyi bildiği şeyi yapmalıdır. Mutluluğu ararken önce kendisini ait hissettiği, severek yaptığı, yaparken ruhunu beslediğine inandığı uğraşı seçmelidir. Son derece modern ve rahat bir binanın yüzüncü katında, en yüksek teknolojiye sahip bir daire bile satın olsanız mutlu olamayabilirsiniz. Eğer zihninizde uyumu yakalayamazsanız arayacağınız tek şey, atlamak için bir pencere olacaktır, diyor Dalay Lama.

Hayattaki her şey gibi mutluluk da bir seçimdir. Şimdi ben durup kendimi sorguluyorum: benim seçimim ne? İyi ve doğru bir gelecek için masa başında saatler harcadığım bu günlerde soruyorum bunu kendime. Teknoloji bana bir üniversitenin tüm olanaklarını sunsa ve bir sınavdan geçmeden yoluma devam etme şansım olsa ben bunu tercih eder miyim? Hiçbir çabam olmadan hedeflerime ulaşmak beni mutlu eder mi? Hayır, beni yalnız kendi emeğimle ortaya koyduğum bir şeyin varlığı mutlu eder. Bu yüzden çalışmak zorunda olmadığım bir dünyada ‘"çalışmak” benim seçimim.

Sınırsız teknoloji, insanlığı zararların fayda, faydalarınsa zarar doğurduğu kısır bir döngünün içine çekti. Kimyasallar ekolojik dengeye zarar verirken aşırı elektronikleşme insan ilişkilerine bir darbe vurdu. İletişim aracının çok, iletişimin -giderek- yok olduğu bir ortamda yalnızlaşan insan da kendi içinde muhakeme kurmaya başladı. Her gün giderek hız kazanan teknolojinin, temelinde insan emeği ve azmi olduğunu kavrayan bireyler, bıı bilinçle kendilerine bu olanakları yaratanlara faydalı olma amacı güder oldu. İnsanoğlu ‘"ben de yapabilirim "in gücünü keşfetti. Artık yenilikler, icatlar bir nehir misali hızla akıp giderken kenarda durup izlemek kimseye keyif vermiyor. Nehrin içinde olmak, kendi sahip olduğu gücün, enerjinin ardına suyun gücünü, enerjisini, hızını da katarak kapılıp gitmek istiyor insan akıntıya. Böylece sevdiği ve iyi olduğu işi yapmak yormuyor aksine ruhunu dinlendiriyor insanın.Ben de kendime soruyorum: Ben ne yapabilirim? Yazmak yaşamaktır, cümlesini ilke edinmiş biri olarak elimde kalemim saatlerce yazı yazmak, benim seçimim. Başlanmış ama sonu gelmemiş hikayelerim, tanımadığım insanların hayatlarının kısacık bir kesitinden yola çıkarak kurguladığım senaryolarım ve henüz duygularımı satırlarına işlemediğim şiirlerim arasında kaybolmak benim yaşam seçimim. Teknoloji sayesinde tüm yazılı eserlere ulaşabilsem de o mis gibi mürekkep ve toz kokan sayfalarıyla kitapları yıllarca biriktirmek, onlara bir çiçek kadar narin davranmak, ülke içerisinde bir kütüphaneler zinciri kurma hayaliyle yaşamak, benim seçimim.

Ben. beni çalışma zorunluluğundan kurtaran, her türlü teknolojik imkanı önüme seren insanlar için bu döngünün ilk basamağında yer almayı seçerdim. İlk basamak elbette ki eğitimdir. Dünyaya gelmiş her çocuğun doğuda, batıda, bu ülkede veya başka bir ülkede- eğitim alıp bilgilerle donanıp daha sonra bu döngüye dahil olmasını sağlamak için yaşamayı seçerdim. Doğayı ve canlıları korumak, hastalıklara çareler bulmak, mutluluk kavramını paranın önüne geçirmek için uğraşan bireyler olmalarını hedefler ve sahip olduğum imkanları bu işe harcardım. Aynı zamanda yüreklerinde iyiliğin; hayatlarında iletişimin, konuşmanın, okumanın, yazmanın o tatlı rengi hep kalsın diye uğraşırdım.

     Ben hiçbir zorunluluk olmadan kendi dilediğim, iyi bildiğim işi yaptığımda mutlu olabilirim. Ancak bu şekilde, ileride dönüp kendi hayatımın önsözüne baktığımda satırlarımın dolu olduğunu, yaşamımın boş geçmediğini, emeğimi, enerjimi doğru yere harcadığımı ve nihayetinde amacıma ulaştığımı hissederim.



önceki eser / sonraki eser