Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:hüzme0906
Eser Sıra Numarası:230213eser35



                                                 İPEK BÖCEĞİNİN DİLEMMASI
 
     Her gün kendini yenileyen bir dünya içinde, sürekli kendini yenilemek zorunda olan bir varlık olmak ne kadar güç. İnsanım, yaşıyorum ve dünyaya karşı sorumluluklarım var. Dünyadan beklentilerim ve ihtiyaçlarımı karşılama yolları aramam var. Seçimlerim, seçimlerim sonucu elde ettiğim sonuçlarım var. Sonuçlarıma ulaşırken kullandığım metotlarım, uygulamalarım var. Mesela; teknoloji. Teknoloji, günümüzde ihtiyaçları karşılamada en üst sırada olan uygulama. Hayatımızın her alanına işlemiş ve bu şekilde hayatımızı kolaylaştırmıştır.
Teknoloji, insanın maddi çevresini denetlemek ve değiştirmek amacıyla geliştirdiği araç gereçlerle bunlara ilişkin bilgilerin tümü anlamına gelmektedir. İnsanın maddi çevresini denetler ve değiştirir. Soyut olanla ilgilenmez. İnsanın içsel özelliklerine, duygularına hitap etmez. Ama duygular bir zaman sonra maddedeki değişimlere ayak uydurur ve de değişir. Bundan seneler önceki insanın sahip olduğu duygu atmosferiyle şu anki insanın sahip olduğu duygular doğal olarak farklıdır. Teknolojinin son yıllarda farklı bir boyut kazanmasıyla insanların ihtiyaçları da farklılık kazanmıştır. İnternet, sosyal medya; yemek, içmek gibi bir tür ihtiyaç haline gelmiştir. Öncesinde sosyal ağların yokluğu herhangi bir eksiklik hissettirmezken, şimdilerde merak odaklı sosyal ağ tutkusu başlamıştır. Hayatın şaşmaz kuralı olarak teknoloji bir bakıma ihtiyaçtan doğsa da, aslında yeni ihtiyaçları doğurmuştur.
Ürettiğinden fazlasını tüketen bir dünyada yaşıyoruz. Bir şeyler hep tükeniyor. Teknoloji geliştikçe sürekli ortaya yeni bir şeyler çıkıyor. Bizse çıkan her şeye, gerekli ya da gereksiz, sahip olmak istiyoruz. Tüketen toplum olduğumuz için, illaki tüketeceğiz bir şeyleri. Aldığımız yeni model bir cep telefonu ya da bir bilgisayar veya herhangi bir teknolojik alet, bizim tüketim bilançomuzu ortaya koyuyor.
Bundan seneler önce de tüketen bir toplumduk, seneler önce de insanlar vardı. İnsan doğası gereği bir şeyleri tüketme ihtiyacı hep hissetmekte. Ancak sanayi devrimi ile başlayan modern toplumların temel değeri: tüketmek. Günümüzde ise bu değer gittikçe artan bir tüketim toplumu oluşturmuştur. Tüketim toplumu içinde ise tükettikçe tükeniyoruz. Tükettikçe yitiyoruz, bir şeylerimizi hep yitiriyoruz. İnsani duygularımıza ket vuruyoruz. Teknoloji geliştikçe artan bu yitirmişlik, teknolojinin tüm ihtiyaçlarımı karşıladığı bir dönemde hangi safhaya ulaşır? Yoksa her şeyimizi mi yitiririz? İnsanlık, teknoloji içinde sömürülür mü? Artık insani vasıflar yitirilmeye başlanınca dostluk başka bir boyut kazanır ve belki de dostluk diye bir kavram literatürden kalkar. İnsanların yerini robotlar almaya başlar. İnsanlar robotları ürettikçe daha da çok yalnızlaşır. Nefes alıp vermeyen, seninle ağlayamayan, derdinle hem hal olmayan bir dost… Yalnızlığın ürettikçe çoğalması olur bir bakıma.
Teknolojinin tüm gereksinimlerimi karşılaması… Gereksinim; eksikliği duyulan şey, ihtiyaç anlamında. Buradaki “tüm gereksinim”lerden kasıt, anlık gereksinimlerdir. Benim önceki ihtiyaçlarım şu anki ihtiyaçlarımdan teknoloji kadar farklı olacak. Şu an belki soyut şeyler benim için önem arz ederken, o vakit geçen zaman beni de teknoloji ile birlikte değiştirir ve duygularımı alıp duygusuz bir robota dönüştürür. Birçok soyut şey vardır hayatta. Sevgi gibi, özlem gibi, ağlamak gibi, empati gibi. Teknoloji eseri bir ürün karşıma geçip benimle empati yapabilir mi, benimle ağlayabilir mi? Bunlar benim için bir gereksinimdir bazen. Günümüz teknolojisi bu tür soyut ihtiyaçları henüz karşılamamaktadır. Daha sonra karşılayabilir mi peki? Cevabım karşılamaz olurdu oysaki. Her gün gelişen, geliştikçe değişen bir teknoloji devrinde anlık düşüncelerimi yorumluyorum belki de.
Hayatımda her şeyimi karşılayan bir teknolojinin var olması, bu dünyada benim yapmam gereken bir şeyin artık kalmadığını mı gösterir? Belki, teknoloji, tüm ihtiyaçlarımı karşıladığında böyle bir yanılgıya düşebilirim. Her şeyimi yapan bir teknolojinin varlığından sıkılırım. Çalışmak zorunda olmamam, çalışmayacağım anlamına gelmez.  Teknoloji, tüm gereksinimlerimi karşılayıp benim yapabilitelerimi kısıtladığında; seçimlerim hep daha da fazla teknoloji olacaktır.  Teknolojinin bana verdikleriyle yetinir miyim, yetinmem. Teknolojik bir doyum yaşamam. İnsanoğlunun fıtratı gereği, hep daha fazlasını isterim. İstediklerimi de gerçekleştirmeye çalışırım.
      Teknolojinin tüm gereksinimleri karşılamasıyla, insan teknolojiye değil, teknoloji insana hâkim olacak. İnsanoğlu, ürettikleri içinde tükenecek. Dünya hâkimiyeti, insandan olan ama insan olmayan teknolojinin eline geçecek. Bu şekilde bir bakıma “teknoloji sömürgeciliği” başlayacak. Artık insanlar teknolojiyi yönetemeyecek, teknoloji, insanları, beni, yönetmeye başlayacak. Seçme özgürlüğüm de teknolojinin eline geçecek. Artık onun kölesi olacağım ve benim yaşam seçimim olarak adlandırabileceğim şeyler teknolojinin ürünü olacak. Dünya, teknoloji dünyası olacak ve belki de ben, ben olmaktan çıkmış olacağım… Ötekileştirileceğim. Teknoloji, ihtiyaçlarıma karşılık, insanlığımı götürecek, beni de kendileştirmeye çalışacak. Velhasıl teknoloji geliştikçe insanlık gerileyecek. Teknoloji insandan ayrı bir toplum gibi olacak. İnsanlar ne yaptıklarından habersiz daha çok üretecekler, bununla birlikte daha çok tüketecekler. Ama tükettikleri yalnız teknoloji değil, insanlıkları da olacak. Yani üretilen içinde tükenecekler. İpek böceği ve kelebek misali…