Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:hilal1313
Eser Sıra Numarası:230213eser11




                                              NASIRLI PARMAKLARIM OLSUN
     Teknolojinin tüm ihtiyaçlarımı karşıladığı bir dünyada yaşasaydım, çalışmak zorunda olmasaydım eğer, önce çokça gezerdim. Arkadaşlarımla vakit geçirirdim, sabahlardım, internette gezinirdim, dilediğimce eğlenirdim…İstediğim zaman istediğim kadar uyurdum;  filmler, diziler seyrederdim sıkılana kadar. Alışveriş yapardım ayaklarım ağrıyana dek, belki de saatlerce gökyüzünü seyredip özgürce hayallerde dolaşırdım. Zaman kavramını unuturdum büyük ölçüde.
Sonra ne mi olurdu? Boşluktan ve işe yaramazlık hissinde dolayı ruhumun çelik pençeli bir canavar tarafından paramparça edilmekte olduğunu hissederdim. Şimdi ne kadar özensem de öyle bir yaşama, canım ne çekiyorsa onu yapmayı ne kadar istesem de, çalışmamak bana göre mi? Gereksinimlerimin karşılanması mücadele vermememi mi gerektirir?  Amaçsız bir yolda mı ömrümü harcamak isterim  hatta bir yolum bile olmadan. Rüzgarda savrulan,  sararmaya başlayan yapraklar gibi.
Aslında önce  tüm söylediklerimi yapardım.Amaçsızca savrulan bir yaprak olurdum. Kendi kendime yeter dediğim zaman ise okurdum, bolca okurdum. Kitapları benliğime katar, onlarla ebedi bir dostluk kurardım. Benim için çok önemli olan kitaplar, vazgeçilmezim olurlardı.Soluğum ve bir parçam olurlardı böylece. Sonra İnsanlara yardım etmek,  yararlı olmak isteği sarardı benliğimi. Eğer teknoloji  ihtiyaçlarımızı karşılıyorsa benim yardımım insanlara  farklı hayatlar, tatmadıkları  duygular, mutluluklar, hüzünler, acılar, irade, güç, çaresizlik sunmak olurdu. Bedensel değil ama manevi ihtiyaçları karşılamaya çalışırdım.  Bu yolu seçerdim kendime; parmaklarımdan mürekkep akıtmayı, yazmayı. Bilgisayarın mekanik sesini elimin tersiyle itip bana daha sıcak gelen kağıtlarıma ve kalemlerime koşardım.  Daha güzel duyguların var olduğunu, daha iyi bir dünyanın, daha mutlu ve huzurlu bir yaşamın olabileceğini anlatmaya çalışırdım. İnsanların ruhlarını doyurmayı denerdim, teknolojinin bunu yapamayacağını bilerek. Duygularımı ve düşüncelerimi haykırırdım kitaplarımda. Sevmeyi ve sevginin gücünü, doğruluğun sapılmaz durak olduğunu yazardım. İnsanların ruhuna dokunmak isterdim, kelimelerimle şefkatli bir anne gibi okşamak o ruhları. Yardım etmek isterdim fırtınada savrulanlara. Bazen de fırtınalar yaratmak o ruhlarda.
Kalemimle birlikte sessizce süzülen martının kanatlarındayken ben; hayal denizinin kalplere ulaştığı koya varmak için yazardım.Çorak arazileri umudumla sulamak, katılaşmış kalpleri sevgiyle eritmek için, yalnızlığın notaları serpiştirilmiş odalara arkadaş olmak, her cana sabır ırmaklarından bir damla daha sunmak için yorulmadan yazardım. Pişmanlığın dörtnala at koşturduğu iç dünyalardaki sallantıları anlatmak ve vadilerdeki cesaret nidalarını tenlere nakşetmek için düşlerdim.  Elektronik  aletlerin yapamayacağını yapıp, iyilik tohumlarını sözcüklerime bağlayarak balonlarla gökyüzüne salardım. Çocukluk salıncağına oturup insanları anılarına götürmek,  hayatlara merak ve heyecan ufalamak için yazardım. Tüm şiirleri, şarkıları fısıldamak için yazardım…
     İşte o zaman yıllar geçince nasırlı parmaklarıma bakardım; içim ne kadar ferah, ne kadar mutluyum. Nasırlarım bana verilen hediyeler olurdu kalemlerim tarafından.Kanıtı olurdu yaşanmış bir yaşamın; kavgalarımın, amaçlarımın kanıtı.O zaman parmaklarım nasırlı olurdu ama insanların duyguları ve yürekleri katılaşmış olamazdı, nasırlaşmış olmazdı belki de.Etrafımız metal ve beton yığınlarıyla sarılmışken insanlığımızı yemyeşil filizlerle yaşatabilirdik beki de. Teknoloji bana her şeyi vermiş olabilirdi ama rengarenk çiçeklerin açarken sızdırdığı mutluluğu, dostluğun tebessüm verici içtenliğini veremezdi. Ruhumu ancak kitaplarla yıkayabilirim kızıl düşlerin gölgesinde.Oysa güneşin batışında açan o kızıl laleleri bana teknoloji anlatamaz ki. Tüm ihtiyaçlarım karşılansaydı, çalışmak zorunda olmasaydım ben, kelebeklerin kanatlarında takılı kalıp gökkuşağında saklanan hayallerimi yazardım, özgürce yazardım…