Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:güneş9744
Eser Sıra Numarası:210213eser15




                            GÜNEŞİN DOĞUŞUNU GÖRMEK İÇİN SEBEBİM YOK
       İnsan dinlenmek, gözlerini yummak, sessizliği dinlemek ister. Ama en sevdiğine hediye alırken kendi başarısıyla elde ettiğini vermek ister. Sevincini yaşamak ister, tebessüme dönüştürdüğü dudakların. Üzüntüsünü yaşamak ister, dökülen yaşların…
Alışmıştır, güneş doğarken geç kalacaksın diye bağıran sese. Alışmıştır, işini bir an önce bitirip içinde turuncuların, pembelerin, siyahların, morların olduğu kırmızı kiremitli evine dönmeye. Tatil gününü bekleyip, hazanda sararmış yaprakların rüzgarla özgürleşmelerini, gecenin güneşin içine hapsedilişini, yarı uyanık gözlerimle seyredişimi. Ağaçların giden yapraklarına üzülerek solmalarını. Soğuğun bir kahkahayla yok olabileceğine inandırdığım bir sürü kalbi barındıran küçük kalbim… Kardan adam yaparken karın en beyazını seçmeye çalışan gözlerim, kar yürüyüşüne çıkmak isteyen ayaklarım, rakibi tam hedeften vurmak için hazırladığım yusyuvarlak kartopum, eldivenime düşünce yok olan gökyüzünden kopup gelen parçalar. İçerinin sıcaklığıyla dışarının soğukluğu arasında kalarak buğulaşan pencereden uçsuz bucaksız gökyüzünde yıldızlarını ayıran hilale hüzünlenen ben. İçimizin sadece ıhlamurun kokusuyla bile ısınması. Karın yavaşça yağmura dönüştüğü. Özenle burnu için seçtiğim havucun yavaşça düşecek gibi olması, onunla bir dahaki kış görüşmek üzere sözleşip vedalaştığımız sabah kalktığımda yok oluşunu gördüğümde geriye zeytinlerini havucunu şapkasını bıraktığını görüp gözümden tek bir yaş akarken, baharın kokusuyla tebessüme dönen tek bir yaş aradıklarını bulup hep birlikte parladıklarını görüp mutluluğu paylaşıyoruz. Ay, yıldızların gökyüzü mucizelerine ev sahipliği yaptığına sevinerek gözyaşı döküyordu. Sabahına günün tertemiz bir resim hazırlıyordu güneş. Gündüzün geldiğini belirtmek için, tüm parıltısıyla ışıklarını saçıyordu etrafa. Her saniyede parıltıya tebessümle uyanan yeşil kahverengi mavi ela bir çift göz daha oluyordu. Pencereye yaklaşarak dışarıya bakıp gerinen yüzünü yıkarken -ekmek sıcacık hadi- diye bağıran sese çabuk çabuk o mutluluğa katılmak için günaydınla başlayan, sesle gördüğünüz yedi sekiz saniyelik rüyayı saatlerce sürmüşçesine coşkuyla anlatan, öğlene doğru sıcaklığın artmasıyla birlikte bağların güçlendiğini hissetmek, bulutları hayal gücünüzdeki şekillere sokarak o anda yanımızdakilere göstermek, beraber gülmek, güneş yerini aya bırakınca rüyalara dalmak.
      Mutluluk bir hafta sonuna bunları sığdırmaya çalışıp, bir hafta sonunu iple çekmektir. Gözlerimi her ne kadar bir saniyeliğine kapamak istesem de ikinci saniyede açmak isterim. Teknolojinin tüm gereksinimlerimizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığımız bir dünyada yaşıyor olsaydım o benim dünyam değil robotların dünyası olurdu. Geleceğimi emek harcamadan elde edersem mutlu olamam, işe yaramadığım bir dünyada güneşin doğuşunu görmem için sebebim yok!