Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu: gökyüzü6464
Eser Sıra Numarası:200213eser22




                                                         BELKİ BİR GÜN
     Teknoloji tüm ihtiyaçlarımı karşılasaydı belki bir gün diye ertelediğim hayallerimin kelebeği olurdum. Rüzgara karşı koşardım.Daha küçük adımlar atar,daha derin nefes alırdım.Tökezlediğim zamanlarda saatlerce fırtınanın geçmesini beklerdim. Güneşli bir sabahta saatlerce yürür,Yaprak hışırtılarının vücudumu sarmasını izlerdim.Unuttuğum,kalbimde izbe bir köşeye bıraktığım duygularımı bulunduğu kirli sandıktan çıkartırdım.Sevgiyi sonsuzmuşçasına,nefreti bir saliseliğine yaşardım.Ellerim usta bir marangozun ellerine dönene kadar yazardım.Düşlerimi her harfime teker teker işlerdim.Bir hattatın ‘elif’harfine işlediği aşkı yaşardım.Hayallerimi boyardım,kimsenin bilmediği renklere…Bir uçuruma ayaklarımı sarkıtıp özgürlüğü iliklerime kadar hissetmek, her nefesimde gözlerimi kapatmak isterdim.Bir Fransız gurmesiyle yemek yer,bir  Meksikalıyla çılgınca dans eder,Afrikalıyla hammallık yapar,Norveçlilerle balık tutar,Hindistan’da yılan oynatıp,Hollanda’da lale toplardım.Her dini,her dili,her ırkı,her kültürü bütün benliğimle tanımak için herşeyi yapardım.
Çöle düşmek isterdim Mecnun gibi,Leyla gibi Mecnun’u arayıp bulmak isterdim.Gölde yıkanır,ağaçlardan kulübe yapardım.Atilla İlhan’ın ‘Üçüncü Şahsın Şiiri’yle acımı yaşar,Ömer hayyam’ın rubaileriyle gün doğumunu izler,Dede Korkut hikayeleriyle geçirirdim günlerimi.Barbaros Hayretttin Paşa gibi denizlere aşık olup,küçük bir yelkenliyle aşardım dalgaları.Elime çalmasını bilmediğim bir gitar alıp çalmaya çalışarak sokak sokak gezer,sokaktakilere eziyet çektirirdimBir dilenciyle birlikte samba yaparak para toplardım.Eşitsizliği Kuzey Korelilere kadar anlatıp,asıl adaletin insanın kendi içinde olduğunu haykırırdım.Filistinli bir çocukla İsrail askerlerinin önünde’Savaşa hayır!’sloganıyla bağırıp ,o çocuğun  taşıdığı cesareti hissederdim.Kavuşamamış iki aşığın gözyaşlarıda boğulup,barda tek başına oturan bir kadının yalnızlığını içime çekerdim.Şems-i Tebrizi gibi Mevlana’yı arar,Mevlana gibi Şems-i Tebrizi beklerdim.Tüm dünyanın oturabileceği kadar uzun bir masa yapar,güzel bir sofra kurardım.O masada  sadece ekmek yiyip su içerek insanlara ‘iradenin’ yokolmadığını gösterirdim.Sonra masanın üzerine çıkar o kötü sesimle Barış Manço’nun şarkılarını söylerdim. Zaman kavramını yitirmişçesine.
      Teknoloji sayesinde  tüm zamanım benim olsaydı eğer balıkları uçururdum.Hayatı parmak uçlarımda yürüyecek kadar dolu  yaşardım.Öylesine zevkli,öylesine anlamlı..