Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu: gizemli2730
Eser Sıra Numarası:230213eser39




                                             İNSAN HAYATINDA TEKNOLOJİ
      Teknoloji denince sözlükteki anlamıyla insanoğlunun gereklerine uygun yardımcı alet ve araçların yapılması ya da üretilmesi için gerekli bilgi ve yetenektir ama bana kalırsa teknoloji insanın hareket eden makineye dönüşmesidir. Size bunu bir hikâye üzerinden anlatmak isterim şöyle ki;
Bir gün her zaman olduğu gibi bir devlet başkanı seçimleri olur devlet başkanları insanlara yine vaatlerde bulunur ancak bir tanesi ilginç bir olasılıktan bahseder bu dünya ömrünün bir sonu olduğu ve sonuna gittikçe gelindiğidir olağanüstü felaketlerin yaşanılacağını, her şeyin yok olacağını söyler. Kendisinin ise bu durum üzerine uzun zamandır çalıştığı bir projesi olduğunu ve bu proje sayesinde insanlara teknolojiyi oldukça ilerleteceğini, olası durumlardan kurtaracağını söyleyerek bütün dikkati üzerine çeker. Hatta bu projesine göre kimsenin çalışmak zorunda olmayacağını bile söyler. Kimse ilk başta bu söylenene inanmaz en çokta çalışmadan paranın önemi olmadan yaşanılacağına ihtimal bile veremezler. Yine de bu fikir insanların aklını çelmeye yetmiştir. İnsanların büyük bir bölümünün oy vermesiyle başkan seçilir. Herkes merakla bu projenin ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğini bekler. Ve başkan bir süre sonra bu projesini gerçekleştirmek için çalışmalara başlar. Projesinde bir gemi tasarımı vardır bu gemi o kadar büyük o kadar katlı ve bir o kadarda devasa teknolojiye sahiptir. Gemide herkese ait bir koltuk bulunuyor ve bu koltuklar insanların duydukları gereksinimlerinin tümünü karşılayacağını gösterir. Aradan oldukça uzun bir süre geçer. İnsanlar sadece o geminin yapımı için durmadan, yıllarca çalışırlar, uzmanlar ise yenilikler üzerine yenilik bulurlar. Aradan geçen seneler sonunda artık çalışmaların sonuna gelinir. Geminin bitmiş halini görenler adeta büyülenmiş gibi olurlar. Herkes heyecanla bu gemiye binmek ister ve sırayla binerek koltuklarına otururlar. 
Kimse ilk başta bu koltuklara alışamaz kalkmak bir şeyler yapmak isterler ama koltuklardan kalkamazlar. Zamanla da bu düzene ve koltuklara alışırlar. Gemiye o kadar alışmışlardır ki dünyayı tamamen unutmuşlardır. Hatta yürümeyi, iş yapmayı dahi unuturlar yaptıkları tek şey yiyip, içip, uyumaktır. Bunanla beraber insanlar oldukça kilo alırlar bu yüzden tamamen koltuğa bağlı kalırlar. Böyle bir düzenin oyuncağı olmuşlardır. Kimsenin aklına bu düzenin aslında insanları uyutmak olduğu düşüncesi gelmez. Hain ve kurnaz başkan insanları kukla gibi kullanmak için böyle bir şey planlamıştır fakat insanlar onun bütün her şeyin yöneticisi olduğunu düşünemezler çünkü o adam onların iyiliğini düşünmüştür yani onlar öyle düşünür.  Amacına ulaşan kurnaz başkan insanları kendi istediği gibi şekillendirir ve yönetir.
Bir zaman sonra küçük bir çocuk koltukta oturmaktan oldukça sıkılır. Koltuğun ona sağladı oyunlar onu artık tatmin etmez bir yandan da annesini görememekten şikâyetçidir. Değişik oyunlar oynamayı, annesiyle vakit geçirip ona sarılmayı ister ve koltuktan iner işte her şey bu çocuğun koltuktan inmesiyle başlar. Koltuktan inen küçük çocuk başkanın önceden kurduğu alarm düzeniyle hemen fark edilir ve gemide her şeyi durdurur. Kurnaz başkanı bir anda büyük bir korku kaplamıştır. Planlarının suya düşmesinden korkan kurnaz başkan geminin her yerinde o çocuğu aratır. İnsanlar ise durdurulan gemideki durumu merak ederler. Telaş içersinde olan insanlar ne yapacağını bilmeden başkanın yanına gidip durumu öğrenmeye çalışırlar. Başkansa kimseye koltuktan birinin kalktığını söylemez çünkü insanların uyanacağından korkar ve teknik bir arıza olduğunu kısa zamanda eski haline döneceğini söyler. Bir yandan da küçük çocuğu aratmaya devam ederler. Fakat çocuğu geminin içersinde bir türlü bulamazlar ve sonunda küçük çocuğu aratmaktan vazgeçen hain başkan bu kadar zaman yaşayamaz diyerek öldüğünü düşünür ve peşini bırakırlar. Küçük çocuk geminin bir çamaşır hanesinde bir mutfakta kaçarak büyür ve akıllı bir genç olur. Akıllı genç insanların robot gibi yaşadıklarını fark eder ve bu düzeninde aslında insanları mutlu edip rahata kavuşturmak değil onları uyutmak için yapılan bir oyun olduğunu anlar. Ve artık bu düzene son vermek isteyen genç ne yapacağını düşünüp durur. Gencin işi oldukça zordur çünkü insanlar o koltukların üzerinde o kadar robotlaşmıştır ki hiç kimsede üzülmek, mutlu olmak, sevmek, düşünmek gibi faaliyetler artık eskisi gibi etkisini göstermiyordur. Herkes adeta o koltuğun esiri olmuştur. Genç çocuğun aklına bir fikir gelir. Fakat bu fikri uygularken çok dikkatli olmalıdır hain başkana yakalanmaması aynı zamanda da insanlarla konuşmak için fırsat kollaması gerekir. İnsanları bu büyülü uykudan uyandırmaya başlar.
                                                                                                                     
Gece yarısı insanlar uyumaya çekilirken genç teker teker herkese kendisini göstermekle başlar genci görenler hayretle bakakalırlar ve onun koltuk olmadan bunu nasıl başardığını merak ederler. Kendisini gösteren genç insanlara bu düzenin aslında onları kandırmak olduğunu başkanın asıl projesindeki amacı insanları rahata kavuşturmak değil herkesi yönetmek olduğunu söyleyerek insanların aklında bir şüphe uyandırmıştır. Başta kimse gencin söylediklerine inanmamıştır. Fakat gencin söylediklerini bir zaman sonra mantıklı bulurlar. İnsanlar artık bu kadar rahatlıktan o kadar sıkılmışlardır ki hayattan tat alamaz, hiç bir şeyden memnun olamazlar bu yüzden gencin söylediklerine kulak verirler ve onunla birlikte harekete geçerler. Gencin sözüne inanan herkes akşamları buluşarak planlar yapmaya başlarlar fakat planlamadıkları bir şey vardır oda tekrar dünyaya dönünce neyle karşılaşacakları ve ne yapacaklarıydı. Tabi tek sorun bununla bitmiyor birde yaşlanmış olan kurnaz başkanı nasıl yenecekleridir. Zamanla gence inanların sayısı artmaktadır. Ve bir zaman gelir insanlar koltuktan inmeye başlarlar. Koltuktan inen herkes yeni doğmuş bir bebek gibi emekler insanlar telaşlanırlar çünkü kendilerinin yürümeyi bile unuttuklarını hiç hesap etmemişlerdir. Yinede yılmadan ayağa kalkıp yürümeye çalışırlar, ne kadar zorlasalarda bunun kolay olmayacağını daha iyi anlamışlardır. Bu halde bile gemiden inmek için ellerinden geleni yapmaktan vazgeçmezler.
Başkan ise durumu görünce tüm imkânları seferber eder insanları durdurmak tekrar koltuklara oturtmaya ikna etmek için elinden geleni yapar. Fakat insanlar o kadar çok sıkılmışlardır ki kurnaz başkanın söylediklerine inanmaz ve aldırmazlar geminin kapılarına doğru emeklemeye başlarlar kurnaz başkansa engel olamadığını görünce gerçek yüzünü işte tam orda ortaya çıkarır ve insanlara koltuklarına oturmazlarsa onlara karşı savaş başlatacağını, bu çabalarının anlamsız olduğunu kapıları ise hiçbir şekilde açmayacağını söyler. İnsanlar başkanın gerçek yüzünü görünce çok şaşırırlar tanıdıkları, güvendikleri başkan gencin anlattığı gibi hainin teki çıkmıştır ve kurnaz başkanın amansız tehditlerine aldırmadan kapıyı açma uğraşlarına devam ederler. Aradan günler geçer. Bir araya gelerek başkana komplo kurarlar ve onu kandırarak kapıyı açmayı başarırlar. Ama gördükleri manzara hiçte bekledikleri gibi değildir ve onları çok korkutur. Çünkü etrafta canlıya dair hiç bir şey göremezler. Dünyayı o teneke yığınına terk ettikten sonra hiçbir şey artık eskisi gibi değildir. Her şey tamamen yok olmuştur. Kendilerini geliştirerek ilk önce yürümeyi öğrenirler, tekrardan barınaklar yaparlar ve yeniden başlamaya çalışırlar. Zor bir süreç insanları beklemektedir fakat birlik olup bunun üstesinden de gelirler.  
       Peki, şimdi sizce teknolojinin ilerlemesi ne kadar iyi başta olduğu gibi teknolojiye hayran olup da sonradan bizleri böyle bir hüsrana uğratmayacağı garantisini kim verebilir? Bu hikâyede anlattığım gibi bizim bir yerden sonra tekrar başlamak gibi bir şansımız olmayacak aslında şuan bile her saniye bir şeylere geç kalıyoruz. Bence teknoloji akşam vakti arabayla yolculuk yaparken uzaktan çok uzaktan bir nokta ışık belirleriz ya hani, sonra o nokta kadar ışık hizasına gelmeye çalışırız, belki biz o ufak ışıktan geçip gideriz ama giderken bizi bekleyen o kocaman karanlığa sürükleniriz ve bizler bunun farkına karanlığa sürüklenince anlarız. Teknoloji teknoloji dedikleri nedir ki insanları yanlışa sürüklemekten başka? Düşünüyorum da şimdi hani teknoloji ilerleyecek ya peki bize geçmişi unutturabilecek mi? Yaşanılan acıları, kırgınlıkları düzelte bilecek mi? Asla, peki o zaman bu teknoloji neye yarayacak daha rahat çalışmak ama daha fazla çalışmak için mi? Ben tahmin ediyorum daha iyi şartlarda daha fazla sürünmeye yarayacak. Şuan ki teknolojiyle bile ben çok hata yaptım her gün yeniden başlama hayaliyle uyandım ve şöyle bir durup düşündüm de kimin suçu vardı teknoloji bu kadar ilerlemeseydi ben bu kadar hata yaparmıydım ya da bu kadar özendirilmeseydi. Suçu birilerine atıyorum sanmayın sadece kendimi hatanın sorumlusunun kimin olduğuna ikna etmeye çalışıyorum. Siz siz olun kimseye güvenmeyin hele ki teknolojiye. Hataları anlamadan önümüzü görüp hata yapmamaya çalışmalıyız çünkü dünyayı da kendinizi de sona sürükleriz ve ben gerçekten böyle bir son istemiyorum.