Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:gizemli0001
Eser Sıra Numarası:240213eser29




                                         DÜŞLERİMİ SÜSLEYEN ŞEHİR
      Yorgun bir günün ardından kendimi hemen yatağa atıyorum. Yastığa başımı koyar koymaz tatlı bir gevşeme ile huzurlu uykuya dalıyorum…
Bir yolculuğa çıkıyorum. Bu yolculuk her zaman yaptığımız yolculuklardan farklı hızlı ve heyecanlı bir yolculuk. Gökyüzünde bulutların arasında süzülüyorum. Meraklı bakışlarla neyin üstünde olduğumu anlamak için kafamı çeviriyorum. Gözlerime inanamıyorum. Masallardaki gibi uçan bir atın üzerinde seyahat ediyorum. Rüzgâr saçlarımı bir o yana bir bu yana dağıtıyor. Kendimi bir an eski dönemlerde at arabalarına binen insanlar gibi hissediyorum. Etrafı daha dikkatli incelemeye başlıyorum. Uzakta bir şehir görüyorum. Şehire yaklaştıkça hiç ev olmadığının farkına varıyorum. Kendime çeşitli sorular sorarken uçan atım beni kayan bir yıldız gibi şehir merkezine indiriyor. Şaşkınlıkla etrafıma bakarken boş bir arazinin üzerinde duran butona açıl komutunu veren bir adam dikkatimi çekiyor. Dikkatli bir şekilde o tarafa bakarken birden yerin altından ev çıkıyor.
Büyük şaşkınlıkla neler olduğunu anlamaya çalışırken butonun üzerindeki “komut ev” yazısı dikkatimi çekiyor. Butonun olduğu yere ilerlerken komut evin özelliklerini dinlemek için “lütfen düğmeye basınız” yazısını görüyorum ve komut evin özelliklerini öğrenmek için düğmeye basıyorum.
Komut evin kendine ait modlarının olduğunu, güneşi gördüğünde kendiliğinden pencerelerin açıldığını, hava soğuduğunda otomatik olarak evin ısınmaya başladığını, sabahları perdelerin açıldığını akşam olduğunda kapandığını duyunca şaşkınlık içinde dinlemeye devam ediyorum. Evin içinde yukarı çıkmak için hızlı asansör sisteminin bulunduğunu, kıyafetlerin uyup uymadığını ve ne tür kıyafetlerin seçilebileceği konusunda insanları yönlendiren bir fikir aynasının bulunduğunu, komut evlerin içinde müzik odaları, spor odaları ve oyun odalarının olduğunu öğreniyorum. Bu şehirde öğrencilerin okula gitmeyip evin içinde bulunan dersliklerde akıl küpü denilen bir robot tarafından konunun anlatıldığını ve robota soru sorma imkânlarının olduğunu, her hafta öğretmenlerin eve gelip öğrencileri küçük bir sınavla denetledikten sonra başarılı olanları tatile gönderdiğini öğreniyorum. Bütün bu şaşkınlığıma rağmen komut evin özelliklerini daha dikkatli bir şekilde dinlemeye başlıyorum. Bu tatildeki şartların ülkedeki mevsim şartlarına göre değiştiğini yani öğrencilerin bulunduğu şehirde yaz mevsimi yaşanırken kış mevsimi yaşanan bir ülkeye gönderildiğini duyuyorum. Tüm bu bilgileri dinledikten sonra yaz mevsiminde kışın tadını çıkarmanın kış sporlarıyla eğlenip kar heyecanını tatmanın öğrenciler açısından ne kadar iyi olduğunu düşünüyorum. Düşünceler kafamda dönüp dolaşırken şaşkınlığımı üzerimden atmak için dikkatimi arkamdan geçen arabalara doğru çeviriyorum ama bu gördüğüm şey şaşkınlığımı daha da çok artırıyor.
Tam yanımda arabasından inen bir adam arabaya komut veriyor ve bir süre sonra araba kendi kendine park ediyor. Ve işte o an kafamdaki soruların cevabını buluyorum. Bu eşsiz güzelliklere sahip ülkedeki arabaların, evlerin ve eşyaların sesli olarak hareket ettiğini anlıyorum. Bu muhteşem teknolojiyi düşünürken uçan atım beni bulunduğum yerden alıp tekrar gökyüzüne doğru çıkarıyor. İlerlemeye devam ediyorum. Bir ırmak, ırmak etrafına yerleştirilmiş kafeteryalar bir tarafta kafeteryanın yanında kurulmuş müzik grupları çaylarını huzurla yudumlayan insanlara eşlik ediyor. Uçan atım ilerlemeye devam ediyor ve az ilerde bir park görüyorum. Parkta insanlar birbirleriyle sohbet ederken diğer bir tarafta yaşlılarla ilgilenen park görevlilerini görüyorum.
 Gördüğüm bu manzara karşısında yüzümde bir tebessüm oluşuyor. Parktaki çocukları incelerken yanımdan Jetuş denilen bir uçağın geçtiğini fark ediyorum. Jetuş bir süre sonra yere iniyor ve uçan at beni de aynı yere bırakıyor. Meraklı bir şekilde Jetuş’un yanına gidip özelliklerini dinlemek için üzerindeki düğmeye basıyorum. Jetuş’un içinde insanların bavul hazırlamasına gerek kalmadığı mini dolapların bulunduğunu ve yiyecek ihtiyaçlarını karşılamak için de mini dondurucuların bulunduğunu öğrendikten sonra ormanlık alandaki küçük evler dikkatimi çekiyor ve oraya doğru ilerliyorum. Her evin bahçesinde güvenlik görevlilerini görünce emniyet açısından son derece güvenli bir yer olduğunu anlıyorum. Birden kulağıma müzik sesleri geliyor. Müzik sesinin geldiği yere doğru yöneliyorum. Uzun ağaçların içinde bir yürüyüş yolunun olduğunu ve yürüyüş yapanlara eşlik eden müziğin insanlara ne kadar keyif verdiğini görüyorum.
      Tam nerede olduğumu birisine soracakken kardeşimin “Abla artık kalk geldiğinden beri uyuyorsun” demesiyle gözlerimi açıyorum ve gördüklerimin bir rüya olduğunu her ne kadar kabul etmek istemesem de kabullenmek zorunda kalıyorum. Ve o an bulunduğum şehrin hayalimdeki şehir olduğunu anlıyorum…