Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:fırtınadaki atlı7410
Eser Sıra Numarası:230213eser32




                                               ADALET İÇİN YAŞAMAK
     Günümüzde insan, zor hayat şartları altında yaşayabilmek için ideallerinden ve hayallerinden vazgeçiyor. Hem hayatını kazanan hem de hayallerini gerçekleştiren şanslıların; azınlıkların, sayısı çok azdır.  Yaşam amacı,  geçinmek olunca insan hayatının önemi kalmıyor .
Teknoloji, bütün gereksinimleri karşılasaydı, insanlığın ilk zamanlardan beri süregelmiş olan yaşam mücadelesinden kurtulduğu için  insan boşluğa düşerdi. Çünkü insan, yüzyıllar boyunca bu varoluş savaşında hayatta kalabilmek için öldürmüş ve savaşmıştır. Teknoloji insan denen hayvana bu nimeti verdiği zaman belki de insan, ilk kez geriye dönüp bakacak ve kendisiyle yüzleşecektir ve o zaman insan, asıl amacını belirleyecektir. 
İnsanlar amaçsızlaşmış, hayatlarının bir anlamı kalmamıştı. Bazıları sanata yönelmişti; bunlar az da olsa sevginin, estetiğin peşinden gidenlerdi, bazıları kendini bilime ve farklı dünyalar bulma umuduna sarmıştı; bunlarsa evrenin sonsuzluğunun farkında olanlardı ve öğrendikleri şeylerle var oluyorlardı, bazıları da sıkıcı ve sıradan hayatlarına devam ediyorlardı. O anda, İnsan, oturdu ve sorguladı kendini; "Ne için yaşayacağım ?" İnsanın aklı vardı fakat o bir robot değildi, bir makine de değildi. Onun içgüdüleri ve duyguları vardı. Teknoloji her şeyi maddeye bağlı yapmamalıydı. İnsanlar, sevgiyi ve dostluğu unutmamalıydı ve birbirine güvenmeliydi. Doğadan uzaklaşmamalı ve teknoloji de doğadan olmalıydı. Cevabı buradaydı; İnsan, maddiyat için yaşamamalıydı ve hayatının bir değeri olmalıydı. Herkesin onunla aynı düşünüp düşünmemesi önemli değildi onun için. Onca yılların ardından O, geriye baktığında ve yaptıklarını gördüğünde mutlu olmalıydı. Peki insan, her ihtiyacı karşılanmasına rağmen, içgüdüleri yüzünden hep daha fazlasına sahip olmak, yönetmek istemez miydi? Dünya'nın tarihi karanlıktı. Eskiden de böyle olmuştu ve süregelen tarih, kendini tekrarlardı. İnsan, öyle bir şey için yaşamalıydı ki bu düzen bozulmasın, insanlar o kısa hayatlarını rahat ve mutlu geçirebilsin. Bunları içinde barındıran bir erdem olmalıydı. Bu kutsal erdemin adı da "Adalet" 'ti. Adalet, ister geçmişte, ister gelecekte insan için vazgeçilmezdi. İnsan, ister göçebe olarak yaşasın ister yerleşik düzende, tüm yaşamsal ihtiyaçları karşılansa da, duygularından mütevellit, düzeni ve insanlar arası barışı korumak için ona ihtiyaç duyardı. Peki böyle bir zamanda adalet nasıl olmalıydı? Martin düşündü:
Öyle bir adalet olmalıydı ki; ne sadece Aristo'nun güçsüzlerini gözetmeliydi ne de sadece Nietzsche'nin güçlülerini yüceltmeliydi. Taraf tutmayan; din, dil, ırk, mezhep, ulus seçmeksizin tüm farklılıklara eşit duran, kıtasal bir adalet...

Öyle bir adalet ki; savaşları durduran. İnsan bilirdi: Savaşın kazananı olmazdı, barışınsa kaybedeni. Öldürmek çözüm değildi, insan hala konuşabilme yetisine sahipse.
Öyle bir adalet ki; Haklı'nın varsa haksız bir yanı, Haksız'a haklı yanını veren. Tüm taraflara eşit duran; teraziden farksız…
Öyle bir adalet ki; doğayla müdahale etmeyen. Ki Tutunamayanlar ve Yokuş Çıkamayanlar düşmeye mahkumdur, doğanın adaleti üstündür insanınkinden. İnsansa saygı duymalıdır doğaya.
Öyle bir adalet ki; Ay'a ve Güneş'e aynı zaman dilimleri veren. Ne Ay'a bir saniye fazla ne de Güneş'e bir saniye az ;  karanlığı ve aydınlığı eşit tutan.
Öyle bir adalet ki; kelebeği bin bir demir parmaklıklara hapsetmeyen, kartalın bulutlarda süzülmesine izin veren. Özgürlükten yana; toplumsal düzeni bozmayan, belli sınırlar içinde…
     

  Ve İnsan, kararını verdi. Bu kutsal amaç için yaşayacaktı. Tüm karanlığını aydınlatacaktı dünya'nın. Belki karanlığa tapanlar ve karanlıkla yaşayanlar onu lanetlerdi, belki aydınlığını sevenler onu kutsardı. Fakat O, bunları umursamayacaktı ve kendi yolunda devam edecekti. Bunun için birçok şeyi feda etmeye hazırdı. Karanlıktaki ışığa muhtaçlar onu beklerdi. Dünya belki de çok farklı bir yere dönüşecekti; fakat O, doğrularını saçacaktı ve bunun için yaşayacaktı. Ta ki karanlığa düşene dek...



önceki eser / sonraki eser