Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:fetih1453
Eser Sıra Numarası:220213eser44




                                                                  LİMİT YOK
     Biz insanlar, belli hedefleri ve hayalleri olan varlıklarız; bu doğrultuda hayatımızı şekillendiririz. Buna karşın hayat bize sadece imkânlar dâhilinde hayaller kurdurur. Ben de bir insan olarak imkânlarım dâhilinde birtakım hayallere ve hedeflere sahibim. Yine de düşünmeden edemiyorum: İmkânlarımın sınır tanımadığı bir hayatta hedeflerim ne olurdu?
Çoğu kişi aldığı eğitimi sürekli sorgular ve sadece para kazanmak için eğitimin gerekli olduğuna inanır. Parasına ya da girişimci ruhuna güvenen çoğunluk ise erken yaşta meslek hayatına atılmayı tercih eder. Fakat tercihler hangi yönde olursa olsun eğitim esas alınmalıdır. Kendimden örnek verecek olursam, içinde bulunduğum lise hayatı bittikten sonra gideceğim üniversite yurtdışında değil, ülkemiz sınırları içinde bulunan en iyi üniversitelerden biri olacaktır. Alanım ise şimdiden belli: Mühendislik… Ayrıca, farklı güzellikler ve zorluklarla geçecek dört senenin ardından yurtdışında burslu olarak mastır yapmak da fena olmayacaktır. Bu noktada eğitimin burslu olması önemli; çünkü hayat, cüzdanınızdaki para ile değil, zekânız ile ölçülür. Bir tomar para vererek girilecek bir üniversite zekâyı ikinci plana itebilir. Devamında farklı bir alanda uzmanlaşmayı da isteyebilirim. Hukuk gibi mesela…
Eğitim hayatımı birincilikle bitirdiğim takdirde, büyük olasılıkla başarım yurtdışında değerlendirilmek istenecektir. Fakat ben, ülkeme dönmeyi tercih edip kendime ait güzel bir ofiste çalışmalarımı sürdürmek isteyeceğim. İlk işim de ofisimin tasarımını yapmak ve çalışmalarımı verimli kılacak teçhizatı sağlayıp üstün bir donanım kurmaktır.
Şimdi… Boğaz manzaralı bir ofis düşünün… Çift katlı; fakat üst kat çatıyla birleştiğinden alan dar. Olsun, yine de sanatsal bir köşe ve oval penceremin önüne koyacağım sallanan ahşap sandalye için yeterli bir alan. Buna karşın ofisle yeterince ilgilenecek zamanım yok; yurtdışındaki üniversitelerde vermem gereken konferanslar var. Bu genç yaşımda elde ettiğim bilgilerimi ve deneyimlerimi, gençliğin de verdiği heyecanla, kendim gibi dinamik ve üretmek için sabırsız bir topluluğa aktarmak güzel şey olacak doğrusu. Ayrıca, çağdaş fikirlerden kendini soyutlamış milletlere de bir şeyler aktarılmalı, bu uğurda çaba gösterilmelidir. Yalnızca yemek vererek bu insanların karnını doyurmak, basit bir hırkayla bedenlerini soğuktan korumak yetmez. Onları bilimin ışığına götürecek yol, gönüllü eğitmenlerin vereceği güçlü eğitimden geçer. Bilgilerimi yardıma muhtaç kişilerle paylaşmak, onlara haklarını savunmayı ve zenginliklerini değerlendirmeyi öğretmek bir insanlık görevidir. İlerleyen yıllarda, bu görev doğrultusunda kazandığım deneyimleri bir kitapta toplamam da gerekecek. Fakat tek bir kitapla yetinmem. Bilim, edebiyat ve daha birçok alanda eserler vermek için çaba gösteririm. Ülkeme geri döndüğümdeyse çalışmalarıma aralıksız devam eder, küçüklüğümde hayalini kurduğum buluşları gerçekleştiririm. Bir de, bunca işimin arasında benimle yalnızlığı paylaşacak ve herhangi bir iflas hâlinde “Yetenek Sizsiniz” programında bana birincilik getirebilecek bir köpek edinip  beraber , hayatın zorlukları karşısında nasıl tebessüm etmemiz gerektiğini öğrenmek isterim.
Maddi olanaklarım ve zekâmla yazdığım yazılımları esas alarak küçük bir şirket kurar, sonrasında hızlı ama emin adımlarla yükselmeye başlarım. Özellikle hızlı; çünkü sınır tanımayan imkânlarım beni risk almaya daha da cesaretlendirecektir. Hatta yazılımla başladığım maceraya tekstil, gıda, teknoloji gibi birçok farklı alanda fabrikalar kurarak devam edebilirim. Ülkemizin sınırları içerisinde kuracağım bu fabrikalarda işçi gücünü kendi halkımdan karşılar, bu konuda eğitimsiz olanları eğiterek onlara iş imkânı sunarım. Belki bu politikayı devam ettirerek cehaletin ve fakirliğin getirmiş olduğu kötü olayları bir nebze olsun önlemiş olurum. Ülkemizin iç kesimlerinde okul sayısını arttırır ve aileleri çocuklarını okula gönderme konusunda teşvik ederim. Sırf başlık parası uğruna küçük yaşta kızlarını evlendirenlere gerekirse para verir, çocuklarını yine okuturum. Bir genç kızın veya delikanlının geleceği, paradan daha önemlidir. Bu hususta eğitilecek olan ailedir. Onlar için halk eğitim kurumları kurar ve onları teşvik etmek için bazı imkânlar sağlarım.

     Daha ileride sahip olduklarımdan değil beni ben olduğum için seven birini bulursam onu hayat arkadaşı olarak kabullenir, yaşantıma farklı bir boyut kazandırırım. Doğayla iç içe olan bir arazi alır, tasarımı sade olan üç katlı bir ev yaptırırım. Bir odayı atölye, bir başkasını kütüphane, diğerini çalışma odası, bir yerini eğlence odası ve her zaman hayal ettiğim oyun odasını yaparım. Bodrum katını ise spor salonu ve çamaşırhane olarak kullanırım. Dışarıda bir de köpek kulübesi olur. İsteğim saraylarda değil, aile sıcaklığını hissedebileceğim bir evde yaşantımı sürdürmek.Belki çocuklarım da olur. Milletim ve tüm dünya için kurmaya çalıştığım parlak geleceği, bundan sonra çocuklarım için de kurmaya gayret ederim.Bu sırada çalışmalarıma aralıksız devam eder, ailemi de bunun yanında ihmal etmem. Çocuklarım kendi işini kurabilecek yaşa geldiğinde onları şirketin başına geçirir, bunun yanında farklı çalışmalar yapmalarını beklerim. Çünkü artık emeklilik zamanım gelmiştir. Fakat bu emeklilik sadece şirketim için geçerlidir. Yaptığım araştırmalar için değil. Bundan sonrasında hayalini kurduğum dünya turuna çıkarım, yanımda eşim de olur. Bir karavan alır, içini araştırmalarımı yapabileceğim ve eşimle rahat yolculuk yapabileceğim şekilde döşerim. Belki de bir tekne…Yapacağım araştırmaları daha çok Nobel Ödülü’ne yönelik yaparım. Yolculuk bittiğinde ve araştırmalarım tamamlandığımda belki de Nobel’e layık görülürüm. İşte o an, sırtımı yaslayıp rahat bir nefes alacağım andır. Ve huzurla son nefesimi verirken ağzımdan çıkacak kelimeler şunlar olacaktır: “Yaptığım seçimlerden asla pişmanlık duymadım.”
     Sonuçta hayal etmek insanın yapabileceği en doğal şeydir. Sınırlı imkânlar olsa da kişi kendi imkânlarını kendi yaratır. Hayal gücünün kredi kartı gibi bir limiti yoktur. Önemli olan boşa harcanmasın.