Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu: elzem5596
Eser Sıra Numarası:200213eser10




                                                               BENİM DÜNYAM
      Sorumluklarımı, görevlerimi, hayatta var olduğum sürece yapmam gereken her şeyi  robotumun yaptığı ve benim çalışmak zorunda kalmadığım bir dünyada yaşasaydım eğer...Hiç görmediğim yerlere gidip, hiç görmediğim insanların adlarını sormadan hayatlarını, hatalarını dinleyip üzüntülerine eşlik eder,mutluluklarını onlarla paylaşırdım. Daha görüşmeyeceğimi bildiğim halde görüşme temennileri diler,ayrılırdım hiç tanımadığım insanların ardımdan en samimi el sallamalarıyla.Gitmeye vakit bulamadığım kütüphanelere gidip şehrin parfüm ve kan kokularından kurtulup, kitap kokusunu çekerdim içime doya doya. Saatlerce orada kalıp yeni ve en samimi dostlukları, en içten tartışmaları orada yapardım. Zamanın nasıl geçtiğine aldırış etmeden, kütüphane görevlisinin " Kütüphane kapanıyor! " demesini duymadan okurdum Necip Fazıl'ı,Ahmet Haşim'i Orhan Veli'yi...
Giderdim minik kalplerin sevgiyle attığı çocuk yuvalarına. Yüreğimdeki en içten sevgiyle onlara paket paket oyuncaklar götürürdüm. Saatlerce konuşurdum onlarla, eksik kalan sevgileri olurdum onların. Masallar anlatırdım onlara ;hep mutlu sonla biten masallar. Aslında hayatta çalışmaktan daha önemli şeylerin olduğunu öğrenirdim o miniklerle, ben de.Miniklerin yanlarından ayrılıp giderdim gözünde hala minik olduğum dedemin yanına. Hayattan, işlerimden vakit bulamadığım günlerin inadına hep yanında kalıp gerçek sevgisini her zaman kalbimde hissetmek isterdim. Yaptığı en leziz yemekleri iştahla yerkenki bıyık altından gülüşünü seyretmeyi; teybinde en sevdiği kasetleri dinlemeyi; berbat sesimize rağmen şarkıya eşlik etmeyi isterdim. Benim tanımadığım Ahmet'i, Fatma'yı bana tekrar tekrar tanıtmasını isterdim fotoğraf karelerinde. İstemeyerek de olsa gitmem gerektiğini söylerdim. Yüzünün düşmesine izin vermeden tekrardan ve her zaman geleceğimi söyleyerek ayrılırdım yanından dedemin.
Hep pencere kenarında miniklerini bekleyen dedelerin yanlarına, huzurla dolup taşan adı " Huzur Evi" olan yere giderdim. Saatlerce pencere başında bekledikleri, hiç gelmeyen "minik"leri olurdum onların. Dertlerine ortak olup üzülür, mutluluklarına onlarla birlikte sevinirdim. Gidenlerini, kalanlarını, anılarını dinlerdim. Her zaman minikleri olacağımı söyler, sevgi dolu bakışlarla ayrılırdım yanlarından.Fotoğraf çekerdim, hiç durmadan; bir bebeğin yüzündeki masumluğu, bir annenin evladına olan sevgisini, dalgaların kıyıya öfkeli vuruşunu, bir kedinin köpekten kaçışını resmederdim.Yıllardır görüşmediğim dostumla görüşürdüm. Eski günlerdeki gibi saatlerce konuşup kahvelerimizden yudumlardık. Eski günlerimizden bahseder, özlemimizi dile getirirdik. Anılarımızı ölümsüzleştirirdik fotoğraf kadrajlarında.Tekrar buluşabilmek için ayrılırdık sıcak ve en samimi sarılmalarımızla.
Hiç durmadan yazardım babama olan sevgimi, söyleyemediğim zamanlara nazaran dökerdim içimdeki bitmeyen sevgimi, anlatırdım kalemle yazının buluştuğu bembeyaz kağıtlara. Bir insanın gözündeki masumluğu, gülüşündeki saflığı anlatırdım süt beyazı kağıtlara. Mektuplar yazardım renkli renkli kağıtlara hiç göndermediğim dostuma; bir gün göndereceğime inanarak biriktirirdim. İçlerinde en güzel günlerin anısıyla yazılmış kelimelerin, en içten sevgilerin olduğu kağıtları renkli zarflara sığdırırdım.
     Her gün hayallerimi gerçekleştirmek için uğraşırdım. Bütün dünyayı, yeşilin tonlarıyla açıklamaya çalışırdım. Özgürlük için bir yeşil balon uçururdum gökyüzünün sonsuz maviliği arasına.Ve gerçekleşen hayallerim kadar "teşekkür bulutları" gönderirdim robotuma.



önceki eser / sonraki eser