Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:ela1103
Eser Sıra Numarası:240213eser11





                                                      YENİ BİR HAYAT İSTERİM
    “Dünyayı sarmalayan hastalığın ilacı sevgidir. Sevgi insanları iyileştirir.” (Dr. Karl Menninger)Yaşam, arzu ve ideallerle bütünleşmiş bir düşünceyle ölüme karşı verdiğimiz savaştır. Bu savaş süresince değişen hayat koşulları bizi yorar. Bizler de yorgunluktan kurtulmak için teknolojiye sığınırız. Teknoloji, insan varoluşuyla doğan ihtiyaçlar nedeniyle girdiğimiz arayış sonucu ortaya çıkan, geçmişten günümüze yuvarlanıp büyüyerek gelen değişim çığıdır.
Her an gelişen teknoloji, hayatımızı kolaylaştırarak son derece rahat yaşanılabilir bir hale getirse de teknolojinin zararlı etkilerine yakalanmamak için radyasyonun az olduğu bir bölgede doğayla iç içe yaşamayı ve orada yaşlanmayı tercih eden biriyim.
Dört yanı çeşitli ağaçlarla kaplı, nehir kenarında küçük ahşap bir evde yaşamak isterdim. Evin arkasında kalan çiftlikteki hayvanlarımızla ilgilenen annemin sağdığı taze sütten içmek ve peynir, çökelek gibi besinlerden tüketmek isterdim.Metal gürültülerinin sunduğu bunalım yerine hayvanların sesinin, ağaçların uğultusunun ve suyun şırıltısının verdiği huzuru tatmak, kuş cıvıltıları arasında kitap okumak, tatlı tatlı esen rüzgar eşliğinde şarkılar mırıldanmak isterdim. Evimin önünde, gülünden nergisine kadar bir sürü çiçek yetiştirmek, her sabah onların yanına gidip onlarla ilgilenmek, onları okşamak, koklamak, onlara şarkı söylemek isterdim.
Alış-veriş yapmak zorunda kalmadan meyvemi, sebzemi, emek harcayarak alın terimle ekip biçmek isterdim.Nehir kenarında oturup şiirler, hikâyeler yazmak isterdim.Yaktığımız ateşte, nehirden tuttuğumuz balıkları pişirmek isterdim. Bir de evimizin köşesine tandırımızı kurup, annemle ekmek pişirmek isterdim; hamuru biçtiğimiz buğdayın unundan olan. Ata binmek isterdim kardeşimle, yemyeşil bayırlarda.
Yaşlı bir dut ağacının altında, sarı papatyaların üstünde gezinen salıncağa emanet etmek isterdim yaşlı bedenimi, çocuk ruhumu. Sallanırken yüzüme çarpan temiz havayı ciğerlerime çekerken uçuşan saçlarımın dalgalanışını hissetmek isterdim. Ya da iki çamın arasında, sincapların altında uzanan bir hamağım olsaydı, tatlı esintiler korosundan yükselen ninniler eşliğinde kitap okurken uyuyabileceğim.Sarı papatyaların üstünde piknik yapmayı isterdim en çok. Dağa çıkıp uçurtma uçurtmak isterdim arkadaşlarımla, çığlık çığlığa koşarak oradan oraya uçurtma peşinde.
Çimenlere uzanıp yıldızları izlemek isterdim zifiri karanlığın ortasında.Sabahları, korkutan telefon alarmları yerine horoz sesleriyle uyanıp gitmek isterdim okuluma. Çakıl taşlarıyla bezenmiş, yeşil çamlarla kaplı bahçesi olan küçük bir okulda okumak isterdim. Isınmak için odun sobası yaktığımız, yağan yağmurun sesini duyabildiğimiz küçük bir sınıfta öğrenmek isterdim derslerimi.Teknolojik aletlerle, internetle yani ruhsal bozukluklara yol açan etmenlerle tanışmadan önce, bu eşsiz doğayı, çölde bulduğum suyu kana kana içiyormuşum gibi yaşamak isterdim hayatımı en başından.
Bu kompozisyonu sonuçlandırmak çok zor, sevgiyle beslenmiş hayallerim varken. Tercih ettiğim bu yaşam şeklinin bir sonu olamaz, çünkü sevgi uçsuz bucaksızdır.  Günümüzdeki hayat koşulları, bu derece temiz, güzel, yaşanılabilir bir ortam için el vermeyen durumda. Ama hayallere ulaşmak için birinin adım atmasını beklememeli, bir adım atmalısınız. İmkânlarla beslenip imkânsızı başarmalısınız.İnsanlarımızın çoğu zihnen bozulmuş, kişiliklerini, inançlarını, en önemlisi de kalplerindeki sevgiyi kaybetmiş ve kötü emellerine şehvetle kapılmış vaziyetteler.
Para, zevk, sefa uğruna sevgiyi hiçe sayarak ağaçlarımızı kesip temiz havayı yok ederek, hayvanlarımızı avlayıp nesillerini tehlikeye atarak, toprağımızı, yapıştırıcı misali betonla olduğu yere sabitleyerek ve daha birçok eylemi hayata geçirerek teknolojiyi besliyorlar. Teknolojinin beslenmesinden ellerine geçen tek şey hırslarını yatıştırmaya yarayan geçici bir tatmin. Bu tatmine doymama hissi hayatımızı her saniye çok kötü yönde değiştiriyor.
Gereksiz değişimi durdurmak, insanlarımızın iradelerini kontrol altında tutmalarını sağlayabilmekten geçer. Uzlaşmaya giden tek yol, sevgi saygıdır. Yol açıksa irade vardır. İrade varsa bilinç de vardır. Bilinçli insanlardan oluşan bir toplumda teknolojinin bize yansıtacağı kötü etki çok azdır.
      
   Birbirimizi sevmemiz gerekiyor!