Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu: dişlek fare1245
Eser Sıra Numarası:020213eser02



                                                               TENEKELEŞMEK !
        Varlığı topraktan çıkartılmış yokluğumuza varlık katan ufacık bir element. Demir! Milattan önce açlığın bile ne demek olduğunu bilmeyen insanlar, şimdilerde ebedi doygunluk için hayatlarını aldıkları topraktan vazgeçiyorlar. Ki; tenekeleşen düşünceler gri bir dünya yaratma yolunda uydun adım koşuyorlar. Düşünsenize çiçeğin kokusunun olmadığı bir dünya, beyinlerimizi oksijene yabancı gazlardan korumak için başımıza geçirdiğimiz cam fanuslar. Çiçek kokusu olmayan bir dünyada, okyanusta oksijensiz kalmış kendinden korunmaya çalışan balıklar gibiyiz. Evlerimizin duvarları tezekten başlamışken huzurla, ekmeklerimiz odun samimiyetinde gururla kabarırken, şimdi ise baktığımızda sadece kendimizi gördüğümüz olmayan yarı benliğimizle odun ekmeğinden tezek kokusundan yoksun demir yığınından bir dünya. Sizce ne kadarı dünya? Bu bir dünya mı?
Biz önceden sımsıkı sarılırdık kardeşlerimizin boynuna şimdi bir ekran mıdır beni onlardan ayrı kılacak? Oysaki ben, gelecek kardeşliklerde barışı karakterize görmek isterdim; aşk, sevgi isterdim. Ama şimdi ise en küçüğü not defteri ölçülerinde içlerine küçücük çekirdekler yerleştirilmiş karakter yiyen cihazlara bürünmüş kardeşlerim, daha 9 taş oynamadan o ekranda nice bedenler deviriyor taş gibi oynadıkları mermiyle. Hapsedilmiş karakterlerin içerisinde annelerimi kaybediyorum ben demir geldi geleli ellerinin lezzeti bir hayli çekildi kenarıya domatesin çekirdeği dahi yok tabağımda. Kültürlerimizi sığdırmışlar yemek zannettikleri bit kadar kapsüllere. Bit demişken sinek bile göremiyorum ortalıkta cızırtı yapıyormuş yeni nesile onlar, hepsini tek tek yakmışlar, demir yığınlarının arasına sıva etmişler.
Gözlerini göremiyorum insanların, gözlerimi alıyorlar allı pullu boyalarıyla. Aman ne güzel olmuşlar!  Güzel gördükleri bu halleriyle palyaço yapılmış bir şempanzeden farkları yok.
Tarih yok artık, sokak yok şimdilerde, elli atmış katlı apartmanlar tarihimi aldılar geçmişimi gizlediler bu demir yığınının altına. Rüzgar bile yok artık, esmiyor serin serin esemiyor. 
Ve öyle ki; rüzgarın topraktan aldığı cesaretle, toprağımdaki şehidimin kokusunu getirmeden, ayaklarım şehit kanının huzurunu hissetmeden metalle kaplanmış bir dünyada nefes dahi alamam.
Şuurumuzu; hayatın yaşam estetiğini genişletmek rahat sağlıklı ve huzurlu bir ömür yaşamak için kullanmamız gerekirken, kendimizi hapsettiğimiz bu demir çerçeve nefes almamızı bile zorlaştırıyor. Verilen bu aklı dünyanın tüm genişliğini kullana kullana yaşamak varken, kendi kendimizi tıkadığımız  bu yer, bizi hapsedilmiş farelere benzetiyor. Yeni bir gelecek için var olmuş rönesansı bile nötürlüyoruz bu akıl almaz davranışlarımızla.
Kendimizi tanımaktan geçtiğimiz bu zamanda. Teknolojinin hayatıma ettiği, geçmişimi ve geleceğimi benden alan, herkesten çalan bu lanet şey, neden iyi olamıyor ya da o bu kadar iyiyken biz neden iyiye kullanamıyoruz bilmiyorum, bilmiyorsunuz, bilemiyoruz, farkındayım.
Yürüdüğüm yollarda sağımda solumda doğadan bir parça göremedikçe, yediğim yemeklerde anne lezzeti bulamadıkça, içtiğim suda o berraklığı alamadıkça, evimin camından baktığımda masmavi denizi ya da yemyeşil ormanlarımı göremedikçe, sokaklarım tarih ve huzur kokmadıkça, ayaklarım şehidimden kalan topraklara basmadıkça, insanların gözlerine bakmadıkça, kendimi anlatamayınca, ben, o, siz ve onlar asla benliğimizi yaşayamayız. Biz, biz olamadıkça yaşamış sayılmayız.
      Şimdi siz karar verin nasıl bir dünya olmalı? Ve bu kimin elinde?