Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:çörekotu1313
Eser Sıra Numarası:250213eser05




                                                          E-TEMBELLİK
    Bir gün sınırsız dünyanın sınırsız teknolojisi insanların doyumsuz isteklerine ulaşacak kadar gelişirse tahminimceden de büyük ihtimalle insanlar doyumsuzluklarını bu sınırsızlıkta doyuramayacak kadar aç olacaklar. Çünkü ‘daha’sı yok. İstediğin her şey; istediğin an; istediğin gibi…Çalışmak zorunda değilsin çünkü tüm gereksinimlerin sana elde etme çabası harcatmaksızın senin teknolojin tarafından gerçekleştiriliyor. Bu teknolojinin burjuvalaşmasıdır. Böyle bir dünyada insanın tek seçimi bu sınırsızlıkta kaybetmeden kendini bulması ve kendi sınırlarında sınırsızlığını yaşamasıdır; teknolojinin sunduğu sınırlarda değil! Tek seçim, çünkü diğer tüm isteklerimiz seçim, yol, şans, karar bırakmadan oluyorsa maddi alandaki fiziksel doyumun veremediği haz, maneviyattaki doyumsuz bir boşluk halini almış olur.
 Bir amaç hep gerekir: Beni düşündüren, heyecanlandıran, engel atlatıp karar aldıran, kavuştuğumda sevindiren, sınırlı hayatımı yaşamaya değer kılan bir amaç hep gerekir ve hep vardır.Ama iş onu bulmakta...Etraftaki hiçbir şey; benim için olan o her şey, bana beni veremez: Çünkü ben bendeyimdir. Dış dünya değişir, durmaz; büyür, ilerler, gelişir, belki tamam dediğim noktada bile devam eder. Ama ben kendimi bu gelişmede arayamam; değişimlerin içinde kendimi bulamam. Çünkü o zaman kendi doğamdan ayrılarak basitlenmiş dünyanın yüksek teknolojisinin sadece bir aracı olurum. Bu kaybolmaktır. Kısıtlı yaşamın bol seçenekler içinde ne yapacağını bilmeden düşünürken bir şey yapamadan eriyip buhar olmasıdır.
Ben kendimi kaybetmeden bulmaya çalışırdım. Cansız teknolojinin yaşadığı; insanların evcil hayvan gibi öldüğü bir dünya gözlerimin önünde ve ben bu dünyada süresi belirsiz, sonucu belirsiz bir yaşamla duruyorsam; ne duruyorum ya hu!

 “Bana bir kuşburnu çayı kap gel.”
 Oooohhhh!!!... Kendime geldim(!)…