Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:bulut2205
Eser Sıra Numarası:230213eser41




                                           TEKNOLOJİNİN SONSUZ YOLCULUĞU
       Sesi algılayıp kanal değiştiren bir televizyon, içinde yeterince kalıp da bozulmaya başlayan bir yiyeceği haber veren bir buzdolabı, bir filmin oyuncularına istediğiniz ismi vermenizi sağlayan bir bilgisayar programı…  Yıllar önce yapılması imkansız olan; fakat teknolojinin günümüzde mümkün kıldığı onlarca şey gibi gerçekleşme ihtimali olan mucizeler bunlar. Teknolojinin insan hayatını büyük ölçüde kolaylaştırdığı somut bir gerçek. Mesela bir ev hanımının her işini yapabilecek pek çok makineye sahibiz. Çamaşırımızı, bulaşığımızı yıkar, etrafı süpürür, yemek yapar cansız ama maharetli teknolojik ürünler.
Çamaşır makinesinin icat edilmediği zamanlarda yaşayan bir kadın binbir zahmetle  çamaşırlarını elinde yıkarken, günümüzde çamaşır yıkama işini tek bir düğmeyle makineye bırakabiliyor bir kadın ve gönül rahatlığıyla ya televizyonun başına geçip pembe dizisini izliyor ya da komşularıyla oturup uzun uzun sohbet ediyor.  Sinema perdesindeki filmler bir zamanlar siyah beyaz olmaya mahkumken şimdi hayallerimizdeki kadar renkli sinema perdeleri, televizyon ekranları.
Kullandığımız teknolojik ürünlerin büyük bir kısmı doğadan esinlenerek ortaya konmuş. Mesela telefon karınca anteninin bir yansıması uçakların uçabilen hayvanların taklidi olduğu gibi. İnsanoğlunun akıl almaz teknolojisinin yetersiz kaldığı çok nadir konulardan biri de zaman. Bir tek zamana söz geçiremiyor, bir tek onu dilediğince yönetemiyor aklımız. Zaman, sonsuz seyrini hiç bozmazken teknoloji de dünyanın ömründen eksilen günleri lehine çevirmekte son derece usta. Öyle ki artık insan aklının sınırlarını zorlayan bir düzeyde teknoloji ve kısa bir süre sonra tüm gereksinimlerimizi karşılayacağa benziyor. Bu da hayatımıza yeni dostlar katacağımızı ve bambaşka alışkanlıklar edineceğimizi gösteriyor.
Fazlasıyla rahat bir yaşama kavuşacağız insan aklının mucizevi sürprizleri sayesinde. Elinizin altında sizi yorgunluktan tamamıyla uzak tutacak, tüm enerjinizi size bırakacak bir hayat olduğunu farz edin. Yapmak istediğiniz her şeye vaktinizin kaldığı, neredeyse tüm sorumluluklarınızdan soyutlandığınız ve ancak hayal dünyamızda gerçek olabilecek kadar sorunsuz bir hayat demek teknolojinin yapabileceklerinin üst sınırına ulaşması.
İnsanların çalışmak zorunda olmadığı koşulları yaratabilecek bir teknoloji pek çok yeni sıfat eklerdi dünyanın özelliklerine. Geçim sıkıntısının, işsizliğin olmadığı bir dünya, insanların doyasıya eğlendiği bir dünya, üzerinde yaşayan her bireyin mutlu olduğu bir dünya…
Uzun yıllar sonra yaşam koşullarının ne denli iyileşeceği ve hayat tarzlarımızın nasıl değişeceği meçhul ama yatağını arayan bir nehir gibi teknoloji de dört dörtlük bir dünya meydana getirme arayışında çok kararlı. Bunun delillerini her an her yerde görüyor, onlarla yaşıyoruz.
Teknoloji, tüm ihtiyacımıza cevap verebilecek düzeyde olsaydı hayat son derece kolay ve zevkli hale gelirdi. Günümüzün en büyük sorunlarından biri olan hastalıklara hele ki tedavisi henüz bulunamamış olanlara çözüm üretilmesi daha sağlıklı bir dünyayı getirirdi beraberinde. Birçok ailenin yüzü güler ve daha sıkı bağlanırlardı insanlar hayata. Ölüm haberleri azaldıkça karamsarlık da hüzün de tasını tarağını toplar ebediyen göç ederdi dünyadan. Hastanelerin günümüzdeki yoğunluğunun aksine hiç kalabalık olmadığı, hatta hiç olmadığı, ilaçlar olmadan da sağlıklı yaşayabilen bir dünyamız olurdu.
İstediğim her şeye sahip olabileceğimi sağlayacak kadar ileri bir teknoloji olsaydı şöyle olurdu benim dünyam: mesela hiç kirlenmeyen, kendi kendini temizleyebilen bir kıyafetim olurdu. Bu kıyafet tüm giyeceklerin yerini tutabilecek kadar farklı, bir pantolona, bir gömleğe hatta bir çoraba dönüşebilen ve isteğime göre renk değiştiren mükemmel bir kıyafet olurdu. Her mevsimde kullanabileceğim şekilde kullanabileceğim şekilde tasarlanmış olurdu sihirli elbisem. Yazın incecik bir tişört, kışın sıcak ve kalın bir kazak olurdu. Yağmur aniden bastırdığında ise güzel, havalı bir yağmurluğa dönüşüverirdi hemen. İçinde sadece bir elbisenin bulunduğu dolabım aslında dopdolu olurdu böylece. Tek bir kıyafet tüm giyim ihtiyacımı karşılar, başka elbiseye de ihtiyacım kalmazdı bu sayede.
Her an yanımda taşıyabileceğim kadar küçük bir cihaz olurdu bedenime sözcülük eden. Öyle ki kan şekerimdeki ani ve küçücük değişimlerinden, bir hastalığın fark edilmesi mümkün olmayan ilk belirtilerinden hemen haberdar ederdi beni. Böylece teşhisini en erken şekilde koyduğum vücut fonksiyonlarımdaki aksaklıkların hemen önüne geçip, hiç sağlık sorunum olmadan yaşardım. Bir de tüm mutfakların vazgeçilmezi olacak akıllı hem düdüklü bir tencerem olurdu mesela. Yemeği pişirirken tüm mineralleri ve vitaminleri korur aynı zamanda yemeği ister istemez içine kattığım yabancı maddelerden, hormonlardan arındırırdı. Buram buram sağlık ve lezzet kokardı yemekler.
Teknolojik ürünler, verdikleri zararlar en aza indirgenerek üretilirdi. Aydınlanırken, internete girerken, röntgen çektirirken radyasyona maruz kalmazdık örneğin. Teknoloji harikalarını kullanırken zamanımız ve sağlığımız  konusunda bilinçli davranırdık. Daha doğrusu bu konularda bilinçli bir teknolojimiz olurdu. Çocukların saatlerce bilgisayar ekranına kilitlenerek oynadıkları oyunlar daha az zararlı olurdu.
      Payıma hiçbir sorumluluğun düşmediği bir hayatım olsaydı eğer, sorumluluklarım için harcayacağım zamanın hepsini kendime, dolayısıyla sevdiklerime ayırırdım. Onlarla gönlümce eğlenir, tasasız, sağlıklı, bir çocuk gibi mutlu yaşardım hayatımı. Sonsuz özgürlük kapılarının anahtarlarını elime veren teknoloji herkese istediği gibi bir hayat bahşetmişken ben de herkes gibi özgürce yaşardım. Kim bilir… Belki de böyle bir dünya sandığımız kadar uzağımızda değildir.