Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu:birdost1881
Eser Sıra Numarası:220213eser39



                                                      İNSANLIĞIN ÇÖKÜŞÜ

    Zaman her şeyi sürekli değiştiriyor.Öyle ki kendi bile değişiyor. Bir zamanlar Güneş’e Ay’a göre anlıyorduk zamanı. Sonra güneş saatine baktık. Şimdi daha da başka kovalıyoruz zamanı. Peki, yarın ne olacak?
Dünya’da hayat şartları çok acımasız. Hele hele Türkiye’de… On sene emeklilik geçirmek için otuz yedi sene çalışmamız lazım ki otuz yedi sene çalışmamız içinde on altı sene eğitim görmemiz gerek. Yani bize ‘’ Ancak gördüğün eğitim kadar çalışabilirsin.’’ Ve neredeyse insani şartlar altında olmayan yerlerde çalıştıktan, onca emek verdikten sonra ‘’ Hayatının son on yılında dinlenebilirsin.‘’ Kısacası ‘’Portakal misali kabuğuna gelene kadar sıkacağız seni.’’ diyorlar.
Dünya ne kadar da kalabalık. Yedi milyar insan var. Yedi milyar umut, yedi milyar fikir; yedi milyar sevgi de var, kin de. İlerde bir gün bize bakabilecek robotları yaparsak ki okuduğu kitap sayısından çok Gangnam dansı yapan bir gençlikten fazla bir şey umulamaz ama robotları yaparsak Dünya’da kalan üç beş yeşillik de metale bulanacak. Aslında barışı sağlamak istiyorum diyerek göz boyayan ve her yıl silah sektörüne trilyon dolar yatıran ülkelere barış konusunda pek güvenemiyorum. Zaten barışı sağlamak isteseler silah olmaz. Silah sektörünün bir günlük değeri ile Dünya’daki tüm açlık bitirilebilecekken, onlar daha fazla acı için, sömürge için silaha daha çok yatırım yapıyorlar. Teknolojinin getirdiği bir şey de hayal gücünün kitaplardan, akıllardan paslı ekranlara geçişidir. Mesela her zaman filmlerde, dizilerde modern Robin Hood’ları göstermeye çalışıyorlar. Önümüzde ki modern Hitler’leri fark eden yok mesela Amerika -hani şu özgürlüğün ülkesi- Japonya’ya atom bombası attıktan sonra onların özür dilediğini bile duymadım ama Amerika yerine insanlar özür diledi şiirler yazarak, filmler çekerek, müzik söyleyerek, resim çizerek. Mesela Nazım Hikmet’in Kız Çocuğu adında ki şiirinden bu kesiti okurken hala tüylerim diken diken olur ‘’…Saçlarım yandı önce,/ Gözlerim yandı kavruldu. / Bir avuç kül oldum,/ Külüm havaya savruldu./…’’.
Konumuza dönersek özgürlüğün ülkesi Amerika’yı İkinci Dünya Savaşı’nda Japonya’ya atom bombası attıkları için suçlayanlar var, ben bunun için Amerika’yı suçlayamam. Ben Amerika’yı ayriyeten Koreliler, Vietnamlılar, Iraklılar, Kızılderililer, Afrikalılar, Japonlar ve tüm insanlık için suçlarım. Kısacası ben derim ki, insanlar barıştan çok savaşa daha da önemlisi barış için savaşa başvurdukça ihtiyaçlarımızı karşılayan robotları yapamayız. Aslında bunun kanıtı da var, bu kadar çok suçladığımız Amerika robot yapamıyor da bizim ordusu bile olmayan Japonlar gelişmiş robotlar üretiyor. Ne kadar da garip.
Eğer robotlar bizim ihtiyaçlarımızı karşılayacak olursa biz ne yapacağız? Bu robotlar tüm ihtiyaçlarımızı karşılayacaksa, neden yaşama ihtiyacımızı da karşılamıyor ki. Bize bu teknoloji bile fazla, zaten önümüzdeki bu teknoloji ile bile her gün bir ülke diğerine saldırıyor. Hani teknoloji kontrolsüz ve lüks için arttığından gitgide bozulmuyor mu hayatlarımız? Eski insanlara bakarsak insanlar savaşlarda, devrimlerde kahramanca can verirken, şimdi insanlar bilgisayar başında oyun oynarken can veriyor. Ne oldu? Devrimler, savaşlar oyunlara mı taşındı? Günümüzde teknolojinin, mücevherin, lüksün değeri sürekli artarken neden insanlığın değeri durdurulamaz bir düşüşte? Robotları yaparsak zaten saadetimizi de parçalara mı ayıracağız? Aşk, sevgi ve hatta nefret oyunlara mı hapsolacak? Peki ya sanat, sanatsız mı kalacağız? Ama ‘’sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuştur’’ diyen, atamız bir sözünde daha sadece ‘’ çok çalışmaya muhtacız’’ dedi ama düşünün, ne için çalışacağız? Kime çalışacağız? Toplanıp barışı mı sağlayacağız? Yoksa ayrılıp savaşacak mıyız? İlla ki bir gün robotlar dünyaya salgın gibi yayılacaksa. Sahip olduğum tüm değerler üzerine söz veririm ki o robotlar evime bir adım dahi atmayacak. Ben yemeğimi, temizliğimi yapması için ruhumu iki metal parçasına değişmem, değişemem.
Bir Çin atasözü der ki ‘’Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek, on yıl sonrasını düşünüyorsan bir ağaç dik; ama yüzyıl sonrasını düşünüyorsun o zaman halkını eğit.’’. Fani değerlerden kurtulmamız lazım. Bence işte bunun tek yolu eğitimdir. İnsanlar eğitim aldıklarında tüm dünyanın faniliklerinden sıyrılıp ölümsüzlüğe ulaşmak için bir eser bırakacaktır. İşte o eseri bırakamayanlar tarihin derin sularına gömüleceklerdir.,
   Ve yazımı bitirirken yine Nazım Hikmet’ten şu sözü söylemek istiyorum ‘’ Ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz ya da dünyamıza inecek ölüm.’’.