Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu: beyazın matemi1969
Eser Sıra Numarası:200213eser20



                                                     GERÇEK MUTLULUK
 
       Evrende var olan her şeyin birbirini tamamlayan yapboz parçaları olduğuna inanıyorum. İnsanlık ise bu yapbozun, gelişim denilen sürecin teknoloji ayağı sayesinde kendine ayrılmış boşluğa sığmayıp taşan, taşarken de etrafında olana zarar veren bir parçasıdır. Buna sebep olan en büyük etken aslında insanın evrimini tam olarak tamamlayamamış olmasıdır. Yani insanın diğerkâmlılık, mütevazılık, çevre sevgisi gibi özelliklerle tam olarak bütünleşememesi, doğayla olan iletişimini ve uyumunu zorlaştırmıştır. İhtiyacını ve arzularını karşılayan insan hep daha iyisine ulaşmaya çalıştıkça doğa, teknoloji aracılığıyla zarar görür hale gelmiştir. Doğanın yani canlıların yaşam ortamının olmadığı bir yerde ise bilimin, teknolojinin, sanatın vb. insanı ilgilendiren alanların ilerleyemeyeceği bir gerçektir. Arzu odaklı devam ettirilen ve olumsuz getirileri pek de göz önüne alınmayan günümüz teknoloji anlayışı, kendi dalını kesmekle birlikte insanın varlığını devam ettirebilmesi için asıl gereksinim duyduğu her türlü alanı yok etmektedir.

Teknolojinin insanların her türlü gereksinimi karşıladığı ve insanın çalışmak zorunda kalmadığı dünya fikri pek sağlıklı görünmüyor. Bu, bir insanın karanlık bir odada rahat bir sandalyeye oturtulmuş halde her ihtiyacının karşılanması anlamına gelir. Bu insan ne kadar lüks bir yerde yaşarsa yaşasın, ne kadar büyük pencereler ve balkonlara sahip olursa olsun dünyayı göremez böyle bir dünyada. Çünkü insan yapısı gereği ihtiyaçlarını karşılama çabasındayken dünyayı kavrayan bir varlıktır. En basitinden yemek ve su arayışında ilkel bir insan nasıl yol izlemesi gerektiğini bilir ve arayışının sonunda mutlu olur. Evet, mutluluktan bahsediyorum, hani çok uğraşıp güzel bir yemek yaptıktan sonra yaşadığınız mutluluk. Ayrıca insanın sosyal bir varlık olduğunu da unutmamak gerekir. İnsanların birlikte çalışarak, emek harcayarak yaşamaları onları her türlü zorluğa karşı birlikte tutar. Böyle bir dünyada sadece sanat, bilim, spor, felsefe gibi konulara yoğunlaşmak fikri kulağa hoş gelse de aslında bunun bir sürerliliği olamaz. Çünkü bunların hepsi insanın kendini gerçekleştirme, merakını giderme, rahatlama gibi ihtiyaçları üzerine kurulmuştur ve emek ister. İnsan bir şeye emek vererek kendini gerçekleştirme ve akabinde mutlu olma alışkanlığını, kendi temel ihtiyaçlarını kendisi gidermeye başlayarak edinebilir.

Teknolojinin her türlü ihtiyacımı karşıladığı bir dünyada yaşasaydım teknolojiden uzaklaşmaya çalışırdım. Mümkünse doğayla iç içe kalabileceğim ve her ihtiyacımı kendim karşılayabileceğim bir yer seçerdim. Ancak o zaman bilim, sanat, spor ve felsefeye olan ilgim o dünyada yaşayan insanların yaşam biçimi haline gelen ataletten uzak bir şekilde ortaya çıkabilirdi. Kendimi felsefeye adayarak ideal olan toplum ve insan ilişkileri kavramı konusunda düşünürdüm bir yandan. İnsanın ancak çaba sarf ederek, keşfederek, takım çalışmasında bulunarak, doğa ile aracı olmaksızın uyumlu hale geçerek gerçek ve kalıcı mutluluğa ulaşabileceğini ortaya koyan bir yaşam tarzının savunucusu olurdum.
    
     Kısacası benim yaşam seçimlerim o muazzam yapbozda kendi türüm için ayrılmış olan boşluğa uyabilmek ve başka insanlara da bu konuda yardım etmek için bulunduğum faaliyetlerden oluşurdu.