Konusu " Eğer teknolojinin tüm gereksinimlerinizi karşıladığı, çalışmak zorunda olmadığınız bir dünyada yaşıyor olsaydınız, yaşam seçimleriniz neler olurdu? "

Yazar Rumuzu: batak2912
Eser Sıra Numarası:130213eser03




                                                   TEKNOLOJİ BATAKLIĞI       
    Yapmak istediğim tek şey yazabilmekti. Eskisi gibi sözcüklerimin arasına duygularımı sıkıştırmak, umutsuz kelimeler ile heyecanlı küçük oyunlar oynamak ya da, göz yaşlarımı anlatmaya çalışmaktı kifayetsiz kalan sözcüklerin arasından en uygunlarını seçerek. 
İçimdeki duyguları dile getirmekte çok zorlanıyorum, kelimeler duygularımı anlatmak için çok basit kalıyorlar. Ve anlatmaya nereden başlayacağımı bilemiyorum açıkçası. Özlem, pişmanlık hangisine öncelik verilmeliydi acaba…Belki de duygularımızın körelmiş olmasından kaynaklanıyordu bu kararsızlık. Teknolojinin hayatımıza girmesi ile her şeyi kaybetmeye başladık. En başta duygularımız. İşte bu teknoloji batağının için de benim yapmak istediğim tek şey yazmak. Teknolojinin kolları arasında boğulan insanlara bir şeyleri anlatmak için yazmak istiyorum sadece. Onlara en güzel duyguları anlatmak istiyorum. Mutluluğu, heyecanı, korkuyu, endişeyi, özlemi, huzuru,  hırsı, pişmanlığı… Siz hiç vapurdayken martılara simit atmanın verdiği mutluluğu yaşadınız mı? Ben bunun açıklamasını yapabilirim size, hayır yaşamadınız. Siz o ana sadece 3 boyutlu görüntülerde rastladınız. Ne kadar hissedebildiniz ki, o esen rüzgarda saçlarınız uçuşurken martıların birbiri ile yarış için de attığınız simite doğru manevralar yapmalarını. Bunları hiç hissetmediniz. Ya da aniden kapınızı çalan bir postacıyı karşınız da gördüğünüz de ki  heyecanı hiç yaşamadınız. Sizin elektronik postalarınız var, üzerinde göz yaşlarının izlerini taşıyan mektuplarınız yok. 
Sizin bir şeyi kaybetme korkunuz da yok. Çünkü sahip olduğunuz bir şeyde yok, kaybetmek için önce sahip olmak gerekir. Sizin sahip olduğunuz tek şey o metal parçaları. Endişelenmek nedir bilmiyorsunuz, çocuğunuz eve geç kaldığında onun için endişelenmek nedir bilmiyorsunuz. Acaba başına bir şey mi geldi duygusunu bilmiyorsunuz, çünkü sizin her an haberleşebileceğiniz o radyasyon yuvalarınız var. Bazen insanın yüreğinde bir burukluk olur, birisini özlediği için. Siz o burukluk nasıl bir şeydir onu da bilmezsiniz. Görüntülü konuşma araçlarınız var çünkü, siz bilmezsiniz o burukluk nasıldır. Özlemek nedir bilmezsiniz, gözlerinizde göz yaşlarının birikip orada kuruması nedir bilmezsiniz. Ben annemin kucağına yatardım, o da benim saçlarımı okşardı. Siz o an ki huzur kelimesinin ne demek olduğunu bilmezsiniz. Belki annenizi görmüyorsunuz bile, nasıl bileceksiniz ki? İki çocuğun bisiklet sürerken birbirini geçmeye çalıştığı anda ki hırs nedir bilmezsiniz. Kalbi göğüs kafesini parçalayıp dışarı çıkacakmışçasına atarken o an yaşanılan hırsı bilmezsiniz. 

    Ve siz duygu ne demek bilmezsiniz. Ben ise kağıdımın üzerine kalemim ile sözcüklerden bir kuş yapıp kanat çırpmasını sağlamaya çalışıyorum sadece. Peki işe yarayacak mı dersiniz? Kağıdımın üzerinde ki kuş kanatlarını açabilecek mi hırçın rüzgarlara karşı. Yoksa kanatlarını açamayacak ve pişman mı olacağım? Doğru ya siz pişmanlık nedir onu da bilmezsiniz. Sizin tek pişmanlığınız, flash belleğinize virüs bulaşması. Benim pişmanlığım ise, bu teknoloji bataklığı.